İyileşme süreci için soykırım tanınmalı

Dünya Haberleri —

30 Temmuz 2021 Cuma - 20:30

  • Hollanda, 7 yıl sonra DAİŞ’in Êzîdîlere yönelik saldırısını  “soykırım” olarak tanıdı. Gazetemize konuşan CDA Milletvekili Anne Kuik, “Yaşananları telafi etmek elbette imkansız, ama bunu iyileşme sürecinin küçük bir parçası olarak görebiliriz” dedi.
  • Parlamentodan çıkan “soykırımı tanıma” kararının, Êzîdîlerin başına gelenlerin “toplu bir şekilde kınanması anlamına geldiğini” söyleyen Kuik ”Ve bu aynı zamanda mağdurların ve hayatta kalanların tarihinin anlatılmasını sağlayacak” diye belirtti.

 

SERDA DEMİR

Birleşmiş Milletler mayıs ayında sunduğu raporda DAİŞ’in Şengal’de 7 yıl önce Êzîdîlere yönelik gerçekleştirdiği katliamı soykırım olarak adlandırdı. Bu raporun ardından birçok ülkede soykırım tartışmaları yürütülürken Hollanda ve Belçika parlamentoları da Temmuz ayında Êzîdî soykırımını resmi olarak tanıdı.

Birleşmiş Milletler’e bağlı "İŞİD Tarafından İşlenen Suçları Araştırma Ekibi”nin (UNITAD) hazırladığı raporda birçok belge yer alıyor. UNITAD’ın Başkanı Karim Khan yaptığı bir açıklamada, yayımlanan raporun Êzîdî halkı için yürütülen adalet mücadelesinde bir kilometre taşı olduğunu ifade etti. Soykırım tanımlaması yeni değildi, ancak UNITAD tarafından toplanan belgelerle birlikte Êzîdîleri katleden DAİŞ üyelerinin, soykırım suçlamasıyla yargılanabilmelerinin önü açıldı.

Toplu mezarların araştırıldığı, tanıkların dinlendiği, kamera görüntülerinin ve ele geçirilen dokümanların incelendiği araştırma sonucunda 1444 çete üyesinin kimlikleri de tespit edildi. UNITAD, yargılama sürecinin 2022 yılında başlatılmasını öngörüyor.

AB vatandaşı DAİŞ’liler hala yargılanmadı

Çete üyelerinin yargılanacağı mahkemenin kurulması için koalisyon oluşturma girişimleri ise birkaç yıldır sürüyor. Hollanda, 2018 yılında gerçekleşen Birleşmiş Milletler toplantısında DAİŞ üyelerine özel "uluslararası mahkeme" oluşturma önerisi sundu. Ancak aynı Hollanda, suç işleyen ve yargılanması gereken ülke vatandaşlarını geri getirme çağrılarına kulak tıkadı. Hollanda devleti, Haziran ayında ülkeye geri getirdiği DAİŞ’li kadın İlham B.’nin istisna olduğunu ve daha fazla DAİŞ’li kadının ülkeye getirilmesini istemediğini söyledi.

Sembolik olmanın ötesine geçecek mi?

Bazı Avrupa devletleri Êzîdî soykırımını gerçekleştirenlerin cezasız kalmaması için bir mahkemenin oluşturulması gerektiğini şiddetle savundu. Kendi ülkelerinde örgütlenip Ortadoğu’ya giden ve suç işleyen vatandaşları söz konusu olduğunda ise “sorumluluktan kaçmakla” eleştirildiler. Gazeteci/yazar Frederike Geerdink, gazetemize verdiği röportajda bu nedenden dolayı soykırımın tanınmasının sembolik olduğunu ifade etmişti. Kamuoyunda yapılan tartışmalarda da kararın ardından kolların sıvanması gerektiği vurgulanıyor. Bu konuyu, Êzîdî soykırımının tanınması için parlamentoya önerge sunan Hollanda Hristiyan Demokrat Partisi (CDA) Milletvekili Anne Kuik’e sorduk.

Kuik, DAİŞ’li kadınların geri getirilmeleri için parlamentoya birçok soru önergesi sunduğunu belirtiyor. Bir yandan suçluların yargılanması gerekirken, diğer yandan mağdurlara da destek sunulması gerektiğini ifade ediyor.

Êzîdîlerin yaşadıkları büyük bir vahşet

DAİŞ’in Şengal’e soykırım amaçlı saldırdığı yıllar öncesinden dile getirilmesine rağmen, bu adımın neden şimdi atıldığı sorusuna Kuik şu şekilde yanıt veriyor: "Bu adımı atmamın birçok nedeni var. Êzîdîlerin yaşadıkları akıl almayacak derecede büyük bir zalimliktir. Erkekler ve yaşlı kadınları toplu mezarlara gömdüler. Genç kadınlar ise tecavüz ve kölelik gibi dehşet verici travmalardan geçtiler. Bunca acı nasıl telafi edilebilir sorusunu sordum kendime. Hollanda vatandaşı olan DAİŞ’li bir kadının geri getirilmesi için yürütülen bir tartışmada esas ilginin faillere odaklı olduğu dikkatimi çekti. Faillerin kendi adlarına konuşabilecekleri avukatları var, ama katledilen insanlar artık seslerini duyuramayacaklar. Bu nedenle bize vazife düşüyor. Faillerin yaptıkları yanlarına kalmamalı, tamam. Bu konuya genel olarak dikkat çekici bir boyutta ilgi gösteriliyor zaten. DAİŞ’li kadınların perspektifini anlatmaya çalışan tiyatro gösterileri, belgeseller ve tartışma programları var. Ancak bu bende büyük bir şaşkınlığa ve öfkeye sebep oldu. Êzîdî kadınlarının hikayeleri maalesef aynı derecede ilgi görmüyordu. Esas olan onların hikayelerinin anlatılmasıdır.’’

Desteği büyütmek için soykırım tanınmalı

Hollanda’nın yıllardır ajandasında yer alan bu soruna karşı sürekliliği olan bir destek sağlanmamış. Bugüne kadar sadece bazı Êzîdî vakıflara yapılan yardımlarla sınırlı kalınmasının nedenine dair şu sözlerle karşılık veriyor Kuik: "Geçmiş tartışmalarda resmi kararların alınmamasından dolayı yeterli adımlar atılmadı. Ben milletvekili olmadan önce Güvenlik Konseyi tarafından sunulan bir önerge vardı. Bu önerge devletin soykırımı tanımak için daha fazla efor harcaması gerektiğini kapsıyordu. Ve bu önerge kabul edildi. Buna rağmen parlamento tarafından hala resmi olarak tanınmamıştı. Bu da beni çok şaşırttı. Desteği büyütmek için soykırımın tanınması gerektiği açıktı.’’

İyileşme sürecinin bir parçası

Soykırımın tanınmasının önemli bir adım olduğunu, ancak bunun soykırımı yaşayanlar için ne ifade ettiğini onlar adına söyleyemeyeceğini belirtiyor Kuik ve ekliyor: "Ne olursa olsun acılarının ve tarifi imkansız çilelerinin tanınması önemlidir. Parlamentodan çıkan bu karar, yaşananların toplu bir şekilde kınanması anlamına geliyor. Ve bu aynı zamanda mağdurların ve hayatta kalanların tarihinin anlatılmasını sağlayacaktır. Yaşananları telafi etmek elbette imkansız, ama bunu iyileşme sürecinin küçük bir parçası olarak görebiliriz.’’

Amacım somut adımların atılmasıdır

Parlamento tarafından soykırımın tanınmış olması beraberinde hukuksal bir zorunluluk getirmiyor. Ancak Kuik, kararın farklı adımların atılmasına neden olacağını düşünüyor. "Hollanda olarak Êzîdî toplumuna yardım etmek için aktif bir şekilde çalışmalıyız. Onlara yaşamlarını tekrar inşa edebilmeleri için dayanışma içinde olmalıyız, ancak biz onların yerine düşünmemeliyiz. Êzîdîlerin kendi ihtiyaçlarını anlatmaları çok önemli" diyor.

Şengal’in inşasına katkı sunulmalı

Ülkenin soykırımı tanıması Êzîdî halkının bu bağlamda yeni haklara sahip olduğu anlamına gelmiyor. "Peki Êzîdîlerin ne tür kazanımları olacak?’’ sorusuna ise Kuik şu şekilde cevap veriyor: "Soykırımın tanınması yeni girişimlere yol açabilecek. Senato tam da bu nedenle kabineye, Êzîdî halkına olan desteğin sürdürülmesi talebinde bulundu. Böylece yerlerine dönemeyen Êzîdî kadınlar ve çocuklar ve diğer savunmasız DAİŞ mağdurları için barınma yerleri ayarlanabilecek. Hedeflerimiz arasında yardımı daha fazla genişletip Kuzey-Doğu Suriye’de benzeri barınma yerleri kurmak ve mevcut kamplar için insani yardımın sürdürülmesini sağlamak da var.“

Hukuksal süreci nasıl etkileyecek?

Parlamentodan çıkan kararın hukuksal süreci ne denli etkileyeceği konusunda ise çok net konuşamıyor Kuik. "Kararın Êzîdî halkının acısını görünür kıldığı, ancak geleceğe dair bir garanti vermediği’’ yorumuna karşılık da, bundan sonraki sürecin devletlerin tutumuna kaldığını belirtiyor. Soykırımın tanınması bütün suçluların veya mağdurların Hollanda’ya getirilebileceği anlamına gelmediğini de söylüyor. "Gelmeleri devlete bağlı ve getirildikten sonrası da mahkemeye. Yani hüküm ve ceza meselesi tamamen hakimlere kalmış bir şey. Ancak şunu söyleyebilirim ki, DAİŞ’lilere daha yüksek cezalar verilmesi konusunda bir hareketlenme var. Ayrıca uluslararası uzmanlar tarafından soykırımın yaşandığı bölgelerde faillerin nasıl yargılanabileceklerine dair çalışmalar yürütülüyor.’’

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.