- Şehit Çekdar Berxwedan’ın annesi Mediha İnce, "Davamızın ve şehitlerimizin izinden gideceğiz. Bizim varlığımız; kimliğimiz, dilimiz ve ülkemizdir. Rêber Apo serbest bırakılmadıkça ve Kürtçenin Meclis’te kabul edilmesi sağlanmadıkça Kürtlerin özgürlüğünün gerçekleşmeyeceğini biliyoruz” dedi.
Kürdistan’ın ve Türkiye’nin birçok kentinde, ağustos ve eylül aylarında, farklı tarihlerde ve farklı yerlerde şehit düşen Kürdistan Özgürlük Hareketi gerillaları anıldı. Anma etkinliklerinde binlerce yurttaş kendi değerlerine sahip çıktı ve aileleri yalnız bırakmadı. Bu ailelerden biri de şehit Çekdar Berxwedan’ın (Cemîl Înce) ailesiydi.
İstanbul'da 1999'da dünyaya gelen Cemil İnce (Çekdar Berxwedan) başarılı bir öğrenci olmasına rağmen ailesinin ekonomik durumunda dolayı okulu terk etmek zorunda kaldı. Henüz küçük yaşta çalışmaya başlayan Çekdar, daha sonra ailesiyle birlikte Sêrt’e (Siirt) taşındı. Ailesinin Sêrt’e yerleşmesinin ardından Çekdar’ın çalışma imkânları da arttı. Burada gençler arasındaki faaliyetlerini sürdürdü ve 2015'te gerillaya katıldı. 9 ay sonra Riha’nın (Urfa) Serêkaniyê ilçesinde gözaltına alındı ve bir süre Riha ile Ankara'daki cezaevlerinde tutuldu. Çekdar, 2017'de serbest bırakıldı, bir süre ailesinin yanında kaldı ama tekrar gerillaya ulaştı. Çekdar Berxwedan, 2 Ağustos 2018’de Medya Savunma Alanları’nda şehit düştü.
AW'den Abdullah Esen'e konuşan Mediha İnce, Çekdar'ın İstanbul'da mendil satmaya başladığı dönemde kendisinin de temizlik işlerinde çalıştığını belirterek, "Bir gün kaybolmuştu. Yanıma gelip ağladı ve ‘Polisler beni eve getirdi, dedi. Çok zoruna gitmişti. Ailenin geçimini sağlamak için çalışıyordu. Bazen babasıyla birlikte partiye giderdi. Böylece gençler ile ilişki kurdu ve ardından faaliyetlere katılmaya başladı. Bir etkinlik olduğunda kapımızı kapatır, ailece etkinliğe katılırdık” dedi.
İşkenceden dolayı ayakta duramıyordu
Mediha İnce, oğlunun Riha’nın Serêkaniyê ilçesinde gözaltına alınmasıyla ilgili şunları söyledi: "Beni aradılar. ‘Oğlunu gözaltına aldık’ dediler. Bu, 4 Nisan günüydü. Telefon ettiklerinde biz de Önderliğin doğum günü dolayısıyla Amara’ya topluca gidiyorduk. O sırada köye geçmemize izin vermiyorlardı. Ertesi sabah beni oraya götürmelerini istedim. Ardından tutuklu aileleriyle ilgilenen kurumu bilgilendirdim ve onlara da oğlumun gözaltına alındığını, ertesi gün görüşü olduğunu söyledim. Ertesi gün saat 11.00’de cezaevine gittik. Avluya girdik. Çekdar’ın oradan geldiğini gördüm ama hâli hiç iyi değildi. Ona, ‘Oğlum, iki yanımızda da kameralar var, ağlama. Düşmanın bize gülmesine fırsat vermeyelim’ dedim. Çok ağır işkence yapmışlardı ama kendisine sorduğumda, ‘Bana vurmadılar’ dedi. Zaten babasına, ‘Bana çok ağır işkence yaptılar’ demişti. Beni kolumdan tutup oturma bölümünün kapısına kadar götürdüler. Onun bu hâlini görünce gözümün önüne Mazlum Doğan geldi. Kendi ayakları üzerinde bile duramıyordu.”
İnsan sözünde durmalı
Mediha İnce, oğlunun serbest kaldıktan sonra da yerinde duramadığını belirterek, şöyle devam etti: "Ona, ‘Çalışmalarını burada sürdür’ dediğimde ‘Anne, senin gibi çok insan var, hepsi böyle söylüyor. İnsan bir söz verdiyse o sözün arkasında durmalı’ diye yanıt verdi. Zaten aradan çok geçmeden gitti. Üç yıl önce birkaç arkadaşı evimize geldi ve bana, ‘Sana müjdeli bir haber getirdik’ dediler. Çok meraklandım; doğrusu, aklıma hemen o geldi. Getirdikleri, onun fotoğrafıydı ama şehit düştüğünü bilmiyorduk.”
Davamız ve şehitlerimiz
Kalıcı bir barışın sağlanmasını istediğini belirten Mediha İnce, şunları söyledi: "Gücümüz yettiği sürece davamızın ve şehitlerimizin izinden gideceğiz. Bizim varlığımız; kimliğimiz, dilimiz ve ülkemizdir. Bütün gerillaların gelmesini, tutsakların serbest bırakılmasını istiyoruz. Rêber Apo serbest bırakılmadıkça ve Kürtçenin Meclis’te kabul edilmesi sağlanmadıkça Kürtlerin özgürlüğünün gerçekleşmeyeceğini biliyoruz.” SÊRT