Katledilen Roboskî 9 yıldır kanatılıyor

27 Aralık 2020 Pazar - 16:17

  •  Türk devletinin, savaş uçuklarıyla 28 Aralık 2011’de 19'u çocuk 34 kişiyi katlettiği Roboskî Katliamı’nın üzerinde 9 yıl geçti. Önce katliamı örtbas etmeye; sonra savunup yargısıyla aklamaya çalışan Türk iktidarı, Roboskîlileri şiddet, yargı sobası ve ekonomik kuşatmayla sindirmeye çalışıyor.
  • Katliamda kardeşi dahil yakınlarını kaybeden HDP PM Üyesi Ferhat Encu, şunları söyledi: "İnsanlar hala o katliamın şokunu, travmasını yaşıyor. Eskisi gibi köyde düğünler, nişanlar, çalgılı eğlenceler gerçekleşmiyor. Anneler, kardeşler, kız kardeşler hala siyah elbiselerle dolaşıyor. "

Roboskî Katliamı’nınn üzerinden yıllar geçti, ancak yaşananlar hala ilk günkü gibi taze. Katliama tanıklık eden ve o süreci yaşayanlar, bir kez daha devletin zulmünü ve acılarını anlattı.

Kürtlerin yaşadıkları coğrafyada sınırların çizilmeden önce var olan işlerinin bölgenin bir geçim kaynağı olduğunu, bunun “servete servet katma” işi olmadığını, ancak buna rağmen “kaçakçı” olarak ifade edilmenin yanlışlığına işaret eden HDP Şırnak eski Milletvekili Ferhat Encu, “Sınır diye bir şey yok. Hani şurası sınırdır, teldir, barikat kurmuşlar ya da farklı bir duvar örmüşler diye bir şey söz konusu değil. Dağ silsilesine sınır demişler ve siz o dağ silsilesini geçerseniz sınırı ihlal edersiniz. O dağ silsilesinin hemen ardından buradaki insanların toprakları, arazileri, hayvanları için ot biçme meralarıdır. Askeriye buraya yerleşip ‘burası sınırdır’ diyene kadar sınır bilinmiyordu” dedi.  

Aşama aşama değişti

 Kürt sorununda askeri politikaların yükseldiği 1980 ve 1990’lı yıllarda uygulamaya konulan politikaları sıralayan Encu, “Önce sınır hattı boyunca mayın döşediler. O sınırlardan geçip akrabalarına giden herkes mayınlara basa basa, acı bir şekilde sınırı öğrendi. Sonra köyler boşaltıldı. Yani sınıra yakın köyler boşaltılarak insanları daha iç kısımlara doğru ya da büyük şehirlere göç etmeye zorladılar. Yani o yerleşim yerlerini tamamen insansızlaştırmaya çalıştılar. Ardından da ekonomik olarak kendilerine bağladılar” diye konuştu.

Yeniden sınıra

 Zorunlu göçle birlikte hayvancılık ve tarım gibi geçim kaynakları biten insanların geçimleri için yeniden yönünü sınıra verdiğini vurgulayan Encu, şunları söyledi: “İnsanların tek yolu kaldı ki o da o sınır geçmekti. Daha önce akrabalar arası ziyaretlerde hediye getirip götürme şeklinde olan sınır geçişleri artık bir geçim kaynağına dönüşmeye başladı. Çünkü hayvancılık bitirildi, ekilecek toprak yok. İnsanlar artık her şeyi göze alarak, sınırı geçmeye çalıştı. Yaralanmalar oldu, yakalananlar oldu, mallarına el konulanlar oldu… Yetinmediler insanlara, ‘Siz ekonomik olarak bize bağımlı olacaksınız’ dayatması yapıldı.”  

Katliamdan sonra

 Roboskî Katliamı’nda sonra insanların bu yoldan geçimlerini sağlamaya devam ettiğini, ancak 2016’da iki gencin yine Roboskî’de top atışlarıyla katledilmesinin ardından işin tamamen kesildiğini kaydeden Encu, şöyle devam etti: “Tabi sonrasında o köy nüfusları yoğunluklu genç nüfustur. Yani her ailenin nüfusu 13 kişiye kadar çıkar. Beşten aşağı nüfusu olan aile yok. Yoğun genç nüfusu olan bir yer. Dolayısıyla bu gençler, okuldan boştan kalan zamanlarını başka bir iş olmadığı için bu yola başvuruyor.  Gençler o sınırlara yönelmeye başladı. Yani Roboskî Katliamı’nda hayatını kaybeden birçok insan bu vesileyle oraya gittiler. Sınırların kapatılması, her kilometrede bir askeri üs bölgesinin oluşturulması, gidenlerin vurulmasıyla sınır artık geçilmez oldu. Gençler ise metropollere gitti.” 

İş değil, silah

 Askerlik yapmış işsiz kalan ve yapacak hiçbir işi olmayan gençlerin metropoller ile koruculuk sistemi arasında tercihe zorlandığına işaret eden Encu, “Gençlerin eline maalesef silah verdiler. Yoksulluktan kaynaklı. Şimdi bu bölgenin durumu bu. Bu sadece Roboskî açısından değil, diğer komşu köyler açısından da böyledir. Silah veriliyor ve kendilerine birer asker yetiştiriyor… Yani insanların kendi topraklarında çalışmalarına müsaade etmiyor ama kendilerine asker yapmaya mecbur bırakıyor” dedi.

İşgal politikası

 Roboskî’nin etrafındaki tüm dağ ve tepelere kurulmuş karakol, kalekol ve üslere vurgu yapan Encu, şunları söyledi: “Devletin güvenlikçi politikaya harcadığı paralara bakınız… Yol boyunca 7-8 baraj var.  Bu barajlar elektrik üretilmiyor, sulama yok. Bunlar güvenlik barajlarıdır. Şimdi her baraja milyarlarca para harcandı. Her askeri üs bölgesine milyonlar harcandı. Devletin o güvenlikçi politikası eğer devrede olmasaydı, o paralar buradaki insanların yaşamlarını sürdürecek ekonomik yatırımlar oluşturulsaydı sınıra ihtiyaç duymazlardı. Yani kimse keyfinden o sınırları geçmezdi. Devlet, halka ‘ya silahı eline alıp benim askerim olacaksın ya da burayı terk edeceksin’ diyor.”   

“Ya korucu ya da göç” politikası göçü arttırdığını kaydeden Encu, “Kimileri büyük şehirlere, kimileri bu anlayışa isyan ederek Mexmûr Kampı’na yerleşti. Kimileri daha içe doğru komşu köylere göç ederek, direnmeye çalıştı. Nihayetinde devletin baskısı maalesef birçok aileyi koruculaştırdı. Şimdi sonraki nesil, yani dayatmaların olduğu dönemlerde 10-12 yaşlarında olan insanlar büyüdü ve artık ailelerinden bağımsız hareket etmeye başladı” diye ekledi.

Travma sürüyor 

 Roboskî Katliamı’nı sınır hattına dair bir mesaj olarak algılamak gerektiğini ifade eden Encu, sözlerini şöyle tamamladı: “Aslında Roboskî’de çok değişen bir şey yok. Zaman akıp gidiyor, çocuklar büyüyor, insanlar yaşlanıyor ve acılar maalesef devam ediyor. İnsanlar hala o katliamın şokunu, travmasını yaşıyor. Eskisi gibi köyde düğünler, nişanlar, çalgılı eğlenceler gerçekleşmiyor. Anneler, kardeşler, kız kardeşler hala siyah elbiselerle dolaşıyor. Baskılar, korkutmalar, tehditler, yargılamalar da sürüyor. Aynı zamanda mücadele de devam ediyor. Zorlansa da bu insanlar bu mücadeleyi vermek durumunda. Bir yandan politik mücadele, adalet mücadelesi, diğer yandan da ekonomik mücadele. Ne yapmak gerekir sorusuna gelirsek, devletten herhangi bir beklenti içinde olmadan mücadele etmek gerektiğini düşünüyorum. Bunun yolu Roboskî aileleriyle dayanışma içinde olmakla ve ortak mücadele verilmeli.”   

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.