KDP’nin sonbahar planı

26 Temmuz 2021 Pazartesi - 20:16

  • KDP’nin hesabı ve Türkiye ile yaptığı anlaşma Heftanîn, Metîna, Zap-Avaşin ve Xakurkê’ye Türkiye’ye teslim etmek. KDP bu alanların gerilla kontrolünde olmasından ziyade Türkiye’nin işgalinde olmasını tercih ediyor ve bunun için çabalıyor. KDP’nin bunu istemesinin sebebi PKK’yi zayıflatmak ve başka alanlardan PKK üzerinde basınç oluşturmak. Ve elbette Türkiye ile varolan hesaplarını sürdürmek.

Amed DİCLE

Türk devletinin Güney Kürdistan’da geçtiğimiz Nisan ayı sonlarında başlattığı saldırı operasyonları devam ediyor. Özellikle Metîna, Zap ve Avaşîn bölgelerinde sürekli şiddetli çatışmalar yaşanmakta ve bombardımanlar sürmektedir. HPG-Basın İrtibat Merkezi, çatışma ve saldırılara ilişkin günlük olarak kamuoyuna yazılı açıklamalarda bulunuyor. Çoğu zaman gerilla güçlerinin Türk güçlerine karşı düzenledikleri eylemlerin görüntüleri de yayınlandığı halde Ankara’dan buna ilişkin açıklamalar yapılmamakta ve elbette devlet medyasında bu kayıplardan söz edilmemektedir.

Burada yaşanan savaşa dair günlük bilgiler, ayrıca yerel kaynakların aktarımları ve basına yansıyan çeşitli demeçlerden anlaşıldığı üzere Türk ordusu yukarıda sözü edilen bölgelerdeki farklı noktalara askerlerini indirmiş bulunmakta ama bu bölgelerde gerilla güçleri de bulunmaktadır. Ve bu üç aylık süreçte durum bu şekilde sürmektedir. Gerillaların daha önce kullandığı çeşitli noktaları önce savaş uçakları ile yoğun şekilde bombalama ve ardından askerlerini helikopterlerle (ki helikopter her yerde bu işlevi göremiyor) indirerek araziye hakim olma taktiğinin pek sonuç aldığı söylenemez. Zira birçok yerde bu askerlerin gerillaların pususuna düştüğü de daha önce açıklanmıştı.

Selahaddin’de ‘operasyon merkezi’

Türk ordusu ile gerilla güçleri arasında özellikle bu son üç aylık süre zarfında yaşanan savaşta en çok konuşulan konuların başında şüphesiz, KDP’nin tutumu oldu. KDP’nin Türk ordusu ile birlikte hareket ettiği bir sır değil. Zaten KDP bunu inkar da etmiyor. Hulusi Akar’ın başkanlığındaki Türk heyeti bu saldırılardan bir süre önce Bağdat ve Erbil’i ziyaret etmişti. Ayrıca KDP ile Türk yetkililer arasında sistematik görüşmeler olduğu gibi, Erbil yakınlarındaki Selahaddin kentinde ortak bir ‘operasyon merkezi’ kurulduğu da basına yansımıştı. Nisan ayı sonlarında Metîna, Zap ve Avaşîn’e dönük başlayan saldırılar Türkiye açısından istenildiği gibi gitmeyince Hulusi Akar, KDP’nin doğrudan savaşa katılmasını istemiş, KDP yönetimi de bu talebi görüşmek üzere 19 Mayıs günü toplanmıştı. Bu toplantından sonra KDP’nin çatışmaların yaşandığı bölgelere yönelik hareketliliğinde artış yaşandı.

KDP ile Ankara arasında yapılan planlanmaya göre;

* KDP güçleri Türk güçlerinin saldırdığı alanlara çıkan stratejik yolları kapatacak,

*  Gerilla hareketliliğine ilişkin Türk güçlerine koordinatlar verecek,

* Lojistik hatları kesilecek.

KDP’nin ‘örtülü savaşı’

Bu plan mevcut durumda sürmektedir. Kürt kamuoyunun ‘Kürtler arası’ savaşa tepki göstermesi durumu biraz ‘yatıştırmış’ olsa bile öyle değildir. Nitekim 24 Temmuz günü Metîna’nın Çarçel alanında kısa süreli bir çatışma yaşandı. Türk ordusunun üç aydır yüzlerce defa bombaladığı bu alandan KDP eliyle gerillalar çıkarılmak istenince bu çatışma yaşandı. KDP, Kürtlerin ‘iç savaşa’ tepkisine duyarlılık göstermiş gibi yaparak konuyu kendi medyasında işlememeyi tercih etti. Peşmerge ile gerilla güçleri arasında doğrudan bir çatışma durumu yaşanmadı, yaşanmıyor ama KDP’nin gerillaya karşı ‘örtülü savaşı’ sürüyor. Bu savaş; Türk askeriyle koordineli şekilde mevzileri arkadan kuşatma, yaralı gerillaların tedaviye gitmesini engelleme ve lojistiği engelleme şeklinde sürüyor.

KDP hangi alanları Türkiye’ye vermek istiyor?

KDP’nin hesabı ve Türkiye ile yaptığı anlaşma Heftanîn, Metîna, Zap-Avaşin ve Xakurkê’ye Türkiye’ye teslim etmek. 1995 yılında PKK ile KDP arasında yaşanan çatışma ve ardından yapılan anlaşmaya göre bu alanlar gerillaya bırakılmış. Aslında tarafların arşivlerinde bu ‘anlaşma’ bulunmaktadır. Ancak mevcut durumda KDP bu alanların gerilla kontrolünde olmasından ziyade Türkiye’nin işgalinde olmasını tercih ediyor ve bunun için çabalıyor. KDP’nin bunu istemesinin sebebi PKK’yi zayıflatmak ve başka alanlardan PKK üzerinde basınç oluşturmak. Ve elbette Türkiye ile varolan hesaplarını sürdürmek.

Barzani’nin 400 şirketi Türkiye’de

Sadece ekonomik olarak bakıldığında Barzani ailesine ait 400 önemli şirket Türkiye’de ticaret yapmakta. Yani aslında KDP’nin ‘çatışmaların sebebi PKK’nin burada olması’ demesinden çok, KDP’nin ekonomik olarak Türkiye’de olmasındandır. Zaten Mesut Barzani konuya dair kendisiyle yapılan bazı görüşmelerde PKK’yi kastederek ‘‘Kürdistan’ın diğer parçaları hepsi onlara kalmış, bize birşey bırakmıyorlar’’ mealinde yakındığı söyleniyor.

KDP Ankara’nın planına nasıl dahil oldu?

Türk devleti 24 Temmuz 2015 yılında Kürtlere karşı topyekün imha savaşı başlattıktan sonra KDP’nin rolünün önemli olacağı tüm taraflarca görülmüştü. Bu dönemde Erbil-Ankara arasında yoğun görüşmeler yapıldı. Mesut Barzani 2015 yılında MİT’i ziyaret ederek bu görüşmelere dahil olmuştu. Bu süreçte PKK ile KDP arasında da yoğun görüşmeler sürüyordu. Nitekim 2016 sonbaharında Mesut Barzani başkanlığındaki KDP heyeti ile üst düzey PKK yönetimi arasında yapılan toplantılarda PKK tarafı KDP’nin Türkiye’nin saldırılarına dahil olmaması ve her iki taraf arasında bir anlaşma yapılmasını istedi. Kasım 2016’da yapılan toplantıda bir uzlaşmaya varıldı. Bu uzlaşma bir hafta sonra her iki tarafın en üst düzey yetkilileri tarafından imzalanacakken bu arada Mesut Barzani Ankara’ya ziyarette bulundu. Ve sonuç olarak KDP, KCK Yürütmek Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın bu görüşmelerden önce verdiği bir demeci gerekçe yaparak anlaşmayı imzalamaktan vazgeçti. Bu tarihten sonra sistematik olarak Ankara’nın planına dahil olundu.

KDP’nin birçok yöneticisi savaşa karşı

KDP’nin bu konuda yekpare olmadığını da belirtmek gerek. KDP’nin birçok yöneticisi PKK’ye çeşitli eleştiriler yöneltmekle birlikte bir savaştan yana değiller. Birçok KDP’li Türkiye’nin hesaplarını çok iyi bilmekte. KDP’nin PKK’ye karşı doğrudan savaş açması durumunda kendi silahlı güçlerinin ne kadar bu savaşa dahil olacağı büyük bir soru işareti. KDP yönetimi bu sebepten dolayı bu operasyonlara özel eğittiği kişileri göndermektedir.

Şêladizê’deki askeri hazırlıklar

Bölgedeki birçok kaynak, sonbahar aylarında çatışmaların şiddetleneceği ve yeni bazı alanlara saldırı hazırlıkları olduğunu aktarmaktadır. Örneğin KDP’nin son günlerde Şêladizê bölgesinde askeri hazırlıklara hız verdiği ve hedefin Zagrosların Rênçbiraxa hattı olduğu belirtilmektedir. Zira Türk ordusu bu hatta ağır kayıplar vermektedir ve bu hat KDP eliyle kuşatılmak isteniyor. Burası Zagrosların en stratejik noktalarından biri. Gözlemciler, buraya yapılacak askeri bir hareketliliğin kaçınılmaz bir çatışmaya dönüşeceğini aktarıyor.

Xinêrê’yi güneyden kuşatma hazırlıkları

Diğer yandan KDP ve Türkiye’nin Xakurkê bölgesine yönelik çeşitli hazırlıkları da var. Türk ordusunun Xakurkê-Xinêrê hattını güneyden kuşatmak için hazırlıklar yaptığı belirtiliyor. Xinêrê’nin sınırı sayılan Goşine ve Berbizina alanları hedeflenmektedir. Burası aynı zamanda İran sınırına da paralel. KDP’ye yakınlığıyla bilinen Rojhilatlı bazı gruplar da burada üstleniyor. KDP’nin bu operasyona hazırlık amacıyla Rojhilatlı güçleri bu alandan çektiği öğrenildi. Ayrıca son iki aydır hattaki mayınlı alanların temizliğine hız verildi. KDP kendisine bağlı grupları bu sınır hattından çektiğini İran’a da bildirdi. KDP’li bir heyet geçtiğimiz hafta Tahran’ı ziyaret etti. Bu sınır hattındaki saldırı operasyonu için İran’ın ikna edilmesi Ankara için gereklidir ama İran’ın ne yapacağı ise bilinmemektedir.

Neçirvan Barzani’ye abluka

KDP bir yandan Türkiye ile oluşturulan bu ajandayı uygulamaya çalışırken bir yandan da bölgedeki siyasete kendi stratejisi doğrultusunda şekil vermeye çalışıyor. Mesrur Barzani’nin başını çektiği ekip yaklaşık iki yıldır Neçirvan Barzani’nin etkisini oldukça sınırlandı. Neçirvan Barzani bölge başkanı koltuğunda oturuyor ama istihbarat, asayiş gibi önemli konularda ekisi sıfırlandırıldı. Hakeza ekonomik alanda da Neçirvan Barzani’nin önü kesiliyor. Fakat Neçirvan Barzani’nin kontrolü altındaki en önemli alan petrol şirketleri. Neçirvan Barzani ve bölgenin eski petrol bakanı Aşti Hawrami sektörü dizayn etmişlerdi. Geçtiğimiz hafta Aşti Hawrami’nin eski eşi Çıraxan Refiq basına bir demeç vererek çeşitli ‘itiraflarda’ bulundu. Aşti Hawrami ve şirketleri suçlandı. Dolaylı olarak Neçirvan Barzani suçlandı. Çiraxan Refiq aynı açıklamasında birçok yolsuzluk olayından söz ederek Mesut ve Mesrur Barzani’nin bu olaylarla alakasının olmadığını vurguladı. Ve zaten şuan onların misafiri olduğunu belirtti. Çiraxan Reqif şuan birçok ülkede aranan bir kişi ve sözü ettiği dosyalar uluslararası davalara dönüşmüş durumda. Bu açıklamanın Mesrur Barzani’nin isteği üzerine verildiği düşünülüyor.

Süleymaniye’ye KDP sevkiyatı

Mesrur Barzani ve ekibi, bölgenin tümünü kontrol etmenin yolunun stratejik alanlarda PKK’ye darbe vurmaktan, KDP’nin tümünü ve YNK’yi kontrol etmekten geçtiğini hesaplıyor. Ankara rejimi ise Kürtlere stratejik darbe vurmanın aynı şekilde olacağını biliyor. YNK’de yaşanan iç sorunlar Barzani’ye alan açtığı görülüyor. YNK’deki iç sorunların nasıl bir noktaya evrileceği henüz bilinmiyor. Ancak Barzanilerin Lahur Talabani’yi engel olarak gördükleri bilinen bir durum. Ancak Lahur Talabani olmasa da KDP için YNK’yi dizayn etmek öyle kolay bir iş olmayacaktır. Güvenilir kaynaklar 8 Temmuzdan sonra KDP’nin Süleymaniye’ye sivil giyimli çok sayıda askeri personeli sevkettiği belirtiyor.

YNK içi dengeler

YNK’de yaşanan iç sorunlar silahlı bir çatışmaya dönüşmez elbette. Ancak tarafların karşılıklı olarak çeşitli hesapları var ve bu gerginlik bir süre devam edecek. Irak seçimlerinden alınacak sonuçlardan sonra YNK içi dengeler yeniden hareketlenecek ve kongre süreciyle daha gergin bir sürece girilecek.

Güney Kürdistan’daki bu gelişmeler Rojava ile ilişkilere de yansıdı-yansıyor. KDP’nin Semalka sınır kapısındaki uygulamalarından dolayı kapı neredeyse işlevsiz hale gelmiş bulunuyor. Rojava yönetimi ile KDP arasında yapılan son görüşmelerden bir sonuç alınamadı. Rojava tarafı KDP’nin Türkiye’nin saldırılarına dahil olma pozisyonuna açık tavır koyduğu öğrenildi.

Yeni aşamaya doğru

Sonuç olarak; sonbahara doğru süreç yeni bir aşamaya evrilecek. KDP’nin gerilla alanlarına dönük sevkiyatından herhangi bir gerileme olacağı beklenmiyor. Nitekim Türk ordusu için bu stratejik bir destek anlamına geliyor. Metîna, Zap ve Avaşîn’deki savaşın seyri de Türk ordusunun hesapladığı ‘sonbahar’ saldırı operasyonunu belirleyecek.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.