- Türk hükümeti, Türk nüfus çoğunluğunu korumak için geçici statüdeki sığınmacılara yönelik “Mekansal Yoğunlaşma ile Mücadele” planında Kuzey Kürdistan yok. Türk kentlerini kapatan hükümet, Kürt kentlerindeki nüfus yapısının Kürtler aleyhine değişmesini teşvik ediyor.
Türkiye’de 3,7 milyon geçici koruma altında olan Suriyeli bulunuyor. Bu sayı diğer ülkelerden gelen farklı statüdeki sığınmacılarla birlikte 5,4 milyonu buluyor. Türk İçişleri Bakanlığı, Türk nüfus yapısını/çoğunluğunu korumak için “Mekansal Yoğunlaşma ile Mücadele” adlı altında bir plan hazırladı. Plana göre; yabancıların, yerli nüfusa oranının yüzde 25’i geçmemesi esas. Mahalle nüfusunun yüzde 25’ini aşılması durumunda iki yöntem izleniyor. Bu yerleşim yerleri yabancılar için kayda kapatılıyor ve yoğunluğun bulunduğu bölgelerdeki sığınmacılar farklı il ve ilçelere sürülüyor. Bu ‘seyreltme planı’, Kürt kentlerinin yer almadığı 16 il (Ankara, Antalya, Aydın, Bursa, Çanakkale, Düzce, Edirne, Hatay, İstanbul, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Muğla, Sakarya, Tekirdağ ve Yalova), 52 ilde toplam 800 mahalle, İstanbul’da Fatih ve Esenyurt ilçelerini kapsıyor. Bu merkezler, şimdilik her türlü statüden tüm yabancıların başvurularına kapatıldı.
Altındağ’da ırkçı saldırı sürgünle tamamlandı
Uygulama, ilk kez Ankara’nın Altındağ ilçesinde hayata geçirildi. Geçen yıl 10 Ağustos’ta önce ırkçı saldırı dalgası başladı. Evler, iş yerleri tahrip edildi, onlarca kişi yaralandı. Ardından 4 bin 514 Suriyeli, başka yere sürüldü, Suriyelilerin kullandığı 309 metruk bina yıkıldı, 177 iş yeri kapatıldı. Pilot çalışma burada başlatıldı, edinilen saha tecrübesi ve alınan sonuçlar gözetilerek uygulama, yaygınlaştırılmaya başlandı. ANKARA
Tabelanız Türkçe olacak
Ankara’nın Kızılay semtinde bulunan Somalili esnaf A.K. ve M.S., geçen yılın Ağustos ayından beri polislerin baskı ve tehditlerine maruz kaldıklarını söyledi. İki mülteci, polis baskısı nedeniyle isim vermekten çekindi. Polislerin 26 Kasım’da ev yemekleri yaptıkları işyerine gelerek tabelayı söktüklerini belirten A.K., iş yerine Türkçe isim koyulması konusunda baskıya uğradıklarını ifade etti. İş yerinin tabelası söküldükten bir hafta sonra sokaktaki diğer iş yerlerine ait tabelaların da söküldüğünü kaydeden A.K., diğer iş yerlerin Türkçe isimler koyduklarını söyledi. A.K., tabela değiştirildikten sonra da esnafa yönelik baskının sürdüğünü belirtti.
A.K., polislerin günde 2-3 defa iş yerine gelerek ruhsatlarına baktığını, ruhsatların eksiksiz olduğunu görünce kendilerine hakaret ettiğini söyledi. Ağustos’tan beri her gün gelmeye başladıklarını ifade eden A.K., “Geçen hafta geldiklerinde ben artık bağırmaya başladım ve zorla girmeye çalıştılar. Sürekli kapıda durup bizi izliyorlar. Sözlü olarak taciz ediyorlar. Rengimizden ve kıyafetimizden dolayı ‘Sen ne biçimsin, neden böyle geziyorsun’ diye aşağılıyorlar. Hatta bir sivil polis bir kere bana ‘Sizin yüzünüzden kendi memleketimizde mülteci olduk’ diyerek sözlü taciz etti” şeklinde anlattı.
Türkiye’de 11 yıldır yaşadığını aktaran A.K., polis baskınları başladığından bu yana birçok yere başvurduğunu belirterek, “Valiliğe, Somali Büyükelçiliğine, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve birçok yere başvurdum, hiçbirinden yanıt gelmedi. Valilik benim bilgilerimi ilçe emniyete vermiş. Sürekli dükkâna gelip hakaret eden polis bana e-postadan da yazdı. ‘Sadece işimizi yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz’ şeklinde mesaj atıldı” diye aktardı.
Olaylardan sonra birçok Somalilinin iş yerlerine Türkçe isim vermesine rağmen baskıların devam ettiğini kaydeden A.K., “Birçok Somalili arkadaşım dükkanını Türklere devredip ülkesine döndü. Polis bir kere dükkâna geldiğinde bu isimleri değiştirin Türkçe isimler koyun, ‘Türk yemekleri satın’ diye tehdit etti. Bizi Türkleştirmek istiyorlar” diye konuştu.
Ten renklerinden dolayı tehdit ve hakaretlere maruz kaldıklarını ifade eden M.S. ise şunları söyledi: “Dükkâna gelen bir polis, ‘Burası Türkiye. Kızılay bizim kalbimiz. Kalbimizde mülteci istemiyoruz, Türkleşeceksiniz’ dedi. Açık açık bize burayı kapatıp gideceksiniz, dediler.”