Kobanê'ye sahip çıkın!

Kadın Haberleri —

Edlê Bekir

Edlê Bekir

  • “Em ji mirine mezintirin” sözleriyle hafızalara kazınan Edlê Bekir, “Kobanê direnişin sembolüdür, son nefesimize kadar direneceğiz. Kobanê’ye sahip çıkın!” dedi.

Kobanê, 20 Ocak’tan bu yana Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), DAİŞ kalıntıları ve Türkiye’ye bağlı çetelerin kuşatması altında ağır bir insani kriz yaşıyor. Nüfusu göçlerle yarım milyona yaklaşan kentte ilaç, gıda, su, yakıt ve bebek maması kıtlığı baş gösterdi. Elektrik ve su kesintileri, soğuk hava koşulları nedeniyle çocuklar başta olmak üzere sivillerde hastalıklar artıyor.

Kobanê halkı başta olmak üzere dünya halkları, insani yardımların geçişi için acil olarak insani koridorların ve Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılmasına yönelik çağrılar yapıyor.

Öte yandan Amed Kent Platformu, gönderdikleri 25 TIR yardımın dışında da depolarda 20 TIR insani yardımın beklediğini ve sınır kapısının açılmasıyla Kobanê’ye göndereceklerine dair açıklama yaptı.

Geri adım atmayacağız

Tişrîn direnişinde “Em ji mirine mezintirin - Biz ölümden büyüğüz”  sözleriyle hafızalara kazınan Kobanê İç Güvenlik Güçleri’nden Edlê Bekir, Jinnews’e konuştu. Kentte yediden yetmişe herkesin savunmada olduğunu vurgulayan Edlê Bekir, “Biz korkmuyoruz. Şehitlerimizin arkasında olacağız. Herkesin gözü QSD ve YPJ’dedir. Biz de İç Güvenlik Güçleri olarak halkımızın savunmasını yapacağız. Halkımız korkmuyor. Ne olursa olsun halkımız tavrını ortaya koydu. Saldırılar başladığı günden bu yana alanlardayız. Silahımızla birlikte savunmamızı yapıyoruz” dedi. Tüm Kobanê halkının saldırılara karşı tavır sahibi olduğunun altını çizen Edlê Bekir,  “Ne tanklar ne toplar bize geri adım attıramaz. Çocuklarımız bile Kobanê’yi teslim etmeyeceklerini söylüyorlar, böylesi bir kararlılığa sahipler. Ne susuzluk ne açlık bize geri adım attıramaz. Gücümüz var, bunu yapabiliriz. Kobanê direnişin yeridir, sembolüdür. Herkes bu süreçte Kobanê oldu. Şehitlerimizin davasını bırakmayacağız” diye konuştu.

Sınır kapısı açılmalı

“Serkeftin (Başarı) Rojava halkınındır” diyen Edlê Bekir, “Biz de Kobanê’den, direnişin kalesinden, direnen tüm halkımızı selamlıyoruz. Başarı bizim olacaktır. Kobanê’de yaşanan bir kriz var. Bunu da görmek gerekiyor. İlaçlarda eksiklikler yaşanıyor. Çocuk ihtiyaçlarında yaşanan sorunlar hâlâ var. Koridor ve sınır kapısı açılmalıdır. Ambargo ile elimizi kolumuzu kırmak istiyorlar, iradesizleştirmek istiyorlar. Biz bunu kabul etmeyeceğiz. Son nefesimize kadar direneceğiz” ifadelerini kullandı.

Birbirimize sahip çıkalım

Kürdistan’ın dört parçasına çağrıda bulunan Edlê Bekir, “Rojava’ya ve Kobanê’ye sahip çıkın. Evet bir anlaşma yapıldı. Ancak daha yerli yerine oturmuş bir durum yok. İlaçlara ulaşım noktasında sorun yaşanıyor. Kanser ve diyabet hastaları ilaçlara erişemiyorlar. Sınır kapısı açılmalıdır. Yaşanan soruna bir çözüm bulunması gerekiyor. Avrupa’da bulunan halkımız önderliğine, halkına ve ülkesine sahip çıkmalılar. Alanlara inmeliler. Kürt halkı nerede olursa olsun alanlara aksınlar. Katliamlardan geçtik, herkes bize sessiz kaldı. Kürt halkı olarak birbirimize sahip çıkalım. Evet, bir sahiplenme var ama yeterli değil. Daha çok birlik olup ses çıkarmalıyız” diye konuştu.

Yaşananlara sessiz kalmayın

Kobanê’de yaşananlara sessiz kalınmaması gerektiğine vurgu yapan Edlê Bekir, son olarak şu çağrıyı yaptı: “Biz her zaman saldırılar ile yüz yüze kalıyoru. 2014 yılında nasıl ki her yer Kobanêleştiyse, şimdi de aynı şey oldu. Kobanê’ye sahip çıkın. Her geçen gün insani kriz daha da derinleşiyor. Sınır kapısının açılması gerekiyor. Dünyanın, Kobanê’de yaşananlara karşı sessiz kalmaması gerekiyor.”

 

* * *

Viyan Hastanesi

Soykırıma son verilsin!

Reqa ve Tebqa’dan gelen yaklaşık 200 bin yerinden edilmiş kişi, Kobanê’ye sığındı. Evlerini, katliam ve imha korkusuyla terk etmek zorunda kalan bu insanlar, ağır insani koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor. Nujinha’ya konuşan kadınlar, “Bize karşı işlenen bu soykırıma ve tekrarlanan yerinden edilmelere son verilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

Ailesiyle birlikte Reqa’dan Kobanê’ye gelen Zuleikha Ahmed, bugün ailesi ve torunlarıyla birlikte yerinden edilmiş kişiler için sığınağa dönüştürülen Viyan Hastanesi’nde yaşamını sürdürüyor.  Zuleikha Ahmed, “Suriye krizinin başında Reqa’ya yerleştik. HTŞ cihatçıları şehre saldırdığında evlerimizi terk etmek zorunda kaldık. Şengal katliamının tekrarlanmasından korkuyorduk. Çünkü işledikleri tüm ihlaller savaş suçları kapsamına giriyor” dedi.

Savaşçıların aileleri hedef alınıyor

Bir oğlu Reqa’da DAİŞ’e karşı savaşta şehit düşen Zuleikha Ahmed, “Çocuklarını DAİŞ’den kurtulmak için feda eden ve şehit olana kadar savaşan aileler, Reqa’da en çok hedef alınanlar arasında. Ben de şehit bir ailenin mensubuyum. Oğlum, yeğenlerim ve iki kızımın eşleri son nefeslerine kadar DAİŞ’e karşı savaştılar. Oğlum geride iki yetim kız bıraktı, kızlarımın her biri de yetim bir çocuğu büyütüyor. Haklarımız konusunda sessiz kalmayacağız” şeklinde konuştu.

Nereye geri dönebiliriz?

Zuleikha Ahmed, yerlerinden edildikten sonra büyük zorluklar yaşadıklarını ifade ederek şöyle devam etti: “Çatışmaların şiddetlenmesi üzerine şehir merkezine geçerek hastaneye sığındık. Bu süreç kar yağışına denk geldi ve yaşadığımız zorlukları daha da artırdı. Şu anda bile yerinden edilmiş insanların çoğu battaniyesiz uyuyor. Bu durum özellikle çocuklar arasında hastalıkların artmasına neden oluyor.” Zuleikha Ahmed, yerlerinden edilmelerinin üzerinden henüz bir ay geçmeden ailesiyle birlikte geri dönme niyetiyle evini ve şehri kontrol etmek için Reqa’ya gittiklerini söyleyerek, sözlerini şöyle tamamladı:“Büyük bir şok yaşadık. Evimizden geriye sadece duvarlar ve kapılar kaldı. Ayrılırken kapıyı sıkıca kilitledim, ama Kobanê’ye döndükten sonra orada kalanlar kapının kırıldığını söylediler. Başımıza gelenler için çok ağladım, ama şimdi gözyaşlarının ne faydası var? Geri dönme umudum bile yok oldu. Kapılarımız kırılmış ve içindeki her şey çalınmışken, nereye geri dönebiliriz?”

Yerinden edilmelere son verilsin

Amira Sabri de, Reqa’daki Kürt ailelerine karşı işlenen katliamlardan dolayı ailesiyle birlikte göç etmek zorunda kaldı. Tanıdığı iki aileye yönelik yaşanan katliamdan sonra göç etme kararı aldıklarını söyleyen Amira Sabri, “Kurk köyünden bir kadın ve üç Kürt erkek katledildi, bu aileden iki kız da kaçırıldı. Yerimizden edilmek istemedik, ancak cihatçıların ihlalleri Reqa’daki Kürtlerin çoğunu ayrılmaya zorlandı. Şimdi Reqa’dan yerinden edilmiş onlarca Kürt aileyle birlikte yaşıyoruz”ifadelerini kullandı.

Faillerin cezalandırılmasını isteyen Amira Sabri, “Bize karşı bu suçları işleyenler için en ağır cezayı talep ediyoruz. Adalet ve eşitlik hakkımız konusunda sessiz kalmayacağız ve haklarımızı elde edene kadar mücadele edeceğiz. Bize karşı işlenen bu soykırıma ve tekrarlanan yerinden edilmelere son verilmesini istiyoruz” çağrısında bulundu. HABER MERKEZİ

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.