Boyun eğmeyen bir dengbêj

Kadın Haberleri —

Hediye Kalkan

Hediye Kalkan

  • Çocuk yaşta evlendirilen, yaşadığı evin içinde ana dili yasaklanan, ırkçılığa ve şiddete maruz kalan Dengbêj Hediye Kalkan, boyun eğmeyerek sesini direnişe dönüştürdü.

Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında feodal yapıların kadınlara dayattığı erken ve güvencesiz evlilikler, asimilasyon politikalarıyla birleşince kadınların yaşamını derinden yaralıyor. Bu zincir, nesilden nesile aktarılıyor. Ancak Önder Apo’nun geliştirdiği kadın özgürlüğü paradigması, ezilen halklar ve özellikle kadınlar için güçlü bir direniş zemini yarattı. “Jin Jiyan Azadî” sloganıyla somutlaşan bu çizgi, kadını evin dört duvarından çıkarıp siyasetten savunmaya, sanattan ekonomiye kadar her alanda özne kılıyor. İşte bu mücadele hattında sesini yükseltenlerden biri olan Dengbêj Hediye Kalkan, yaşadıklarını Jinnews’e anlattı.

Çocuk yaşta evlilik

Uğradığı ırkçı saldırılara ve şiddete değinen Hediye Kalkan, “Ben Karacadağlıyım. 12 kardeşiz; hayatımız sürekli tarlalarda çalışarak geçti. Henüz çocuk yaştayken evlendim. Tarlada çalıştığımız dönemde eski eşimin ailesi beni orada tanımış, sürekli ‘Seni oğlumuza isteyeceğiz’ diyorlardı. O süreçte sağlıklı düşünemiyordum; bugün bile hâlâ kendime bu kararın özeleştirisini veriyorum. Evlendiğim kişi madde bağımlısıydı. Eski eşimin ailesi, Yozgat’ta kimsemiz olmadığı için kendilerine mahkûm olacağımı düşünerek çocuklarıyla evlenmemi çok istiyordu. Oraya gidince pişmanlığım başladı” dedi.

Ana dilimi konuşmam yasaklandı

Evlendiği erkeğin kendisine yönelik ırkçılığını anlatan Hediye Kalkan, şunları söyledi: “Telefonda annemle veya ninemle Kürtçe konuştuğumda şiddet görüyordum; ana dilim yasaklanıyordu. O noktadan sonra bir arayış içerisine girdim. Ana dilimin yasaklandığı, Kürt milletine düşman gözüyle bakılan bir yerde benim ne işim vardı? Sesimi çıkardığımda kayınpederim bana, ‘Sen buraya gelinliğinle geldin, ancak kefeninle çıkarsın’ diyordu. Ailem de bu zorlu süreçte maalesef arkamda durmadı, bana destek çıkmadı.”

‘Evet’ demem 18 yılıma mal oldu

Uğradığı şiddete karşı asla boyun eğmediğini söyleyen Hediye Kalkan, “Bir ‘evet’ deyişim 18 yılıma mal oldu. Yaşadığım şeyler beni daha da güçlendirdi. Feodal bir toplumun içindeydim, ailem de bu topluma bağlıydı. Memleketime büyük acılarla geri döndüm. Annem de ailesinden çok büyük zulümler gördü. Kadın sorunu bir zincir gibi birbirine bağlı. Annem, uğradığı şiddete karşı bir yerde oturup dengbêj söyleyip ağlıyordu. Ben de küçüktüm; bir şeyler söylediğini duyuyordum ama anlamıyordum. Ama şimdi annemi daha iyi anlıyorum. Yaşananlar beni dengbêj yaptı” diye ekledi.

Ayşe Şan’da kendimi görüyorum

“Ayşe Şan’ın hikâyesini her okuduğumda ağladığımı söyleyebilirim” diyen Hediye Kalkan, konuşmasına şu sözlerle devem etti: “Ayşe Şan’ın hayatına bakınca kendimi görüyorum. Eğer ben şarkı söyleyip direnmeseydim, hakikatin ne olduğunu bilmeyenler hayatımı karartabilirlerdi. Yıllardır karşımızda katliamcı bir sistem var. Bizi her anlamda asimile etmeye çalışan, dilimizi yok etmeye çalışan bir sistem. Rojava’daki savaşta kadınların saçlarını kesip onları yüksek binalardan aşağı atan zihniyet ile İstanbul’un ortasında bir kadını katleden zihniyet arasında bir fark yok. Kadın özgür olmazsa toplum da özgür olamaz” diye konuştu.

Bu mücadeleyle gurur duyuyorum

Bu süreçte sanatçıların öncü rol oynaması gerektiğini vurgulayan Hediye Kalkan, son olarak şu ifadeleri kullandı: “Biz hiçbir zaman insanlığın düşmanı olmadık. Kürtler halkını savunmak için silahlandı. İnsanı öldürmek için değil, insanlığı kurtarmak için savaşıyorlar. Ben bu mücadeleyle gurur duyuyorum, biz hiçbir zaman da onlara olan borcumuzu ödeyemeyeceğiz. Kürtler olarak bulunduğumuz yerde ayaklanmalı, birliğimizi korumalıyız. Önderliğin felsefesi bu halk için bir kurtuluş yoludur.Bu süreçte en büyük rol sanatçılara, yazarlara düşüyor; onlar da bu rolü çok iyi oynamalıdır.” RIHA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.