Kölelik düzeni isteniyor
Kadın Haberleri —

Berrin Sönmez
- İktidarın kadın kazanımlarına karşı 2010'dan bu yana yapmak istediklerini zirveye çıkardığını bu süreçte Medeni Kanun ve anayasa değişikliğinin de kadınların karşısına çıkarılacağını belirten feminist yazar Berrin Sönmez, "Erkek sisteminde bir kölelik düzeni yaratılmak isteniyor. Böyle bir duruma karşı tüm kadınların itiraz etmesi gerekiyor, elimizden geleni yapacağız" dedi.
Seçim sürecine giderken kadın kazanımlarını hedef alan ve kadınların kılık kıyafetini anayasa ile düzenlemeye çalışan iktidar, seçim sonrası harekete geçti. Sürekli olarak Medeni Kanun, 6284 ve temelde anayasa değişikliği vurgusu yapan iktidarın önümüzdeki süreçlerde bunları Meclis’e getireceği öngörülüyor. Bunun karşısında mücadeleyi elden bırakmayan kadınlar ve sivil toplum örgütleri de tedbirler ve olası senaryolara karşı çalışmalarını sürdürüyor. Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü feminist yazar Berrin Sönmez, iktidarın seçim sonrası hedefe koyduklarını ve buna karşı mücadele hatlarını JINNEWS’ten Melek Avcı'ya anlattı.
Toplumun yarısı istemiyor
Kadınların seçimlerden önce beklediği tehditlerin gerçekleştiğini belirten Sönmez, buna rağmen resmi verilere göre toplumun yarısının bu iktidarı ve politikalarını istemediğini söyledi. Sönmez, “Bu tehditleri beklediğimiz için muhalefeti destekliyorduk ve muhalefet partilerini bir araya getirmekte kadın örgütlerinin emeği çok oldu. Hem Millet İttifakı hem Emek ve Özgürlük İttifakı, umut verici birleşmelerdi. Demokratikleşme açısından farklı görüşlerin bir araya gelmesi, toplumsal kesimlerin ideolojik kimliklerinden sıyrılmış olarak demokratik bir tutumla ortak tavır alması çok önemliydi. Ne yazık ki hem muhalefet partilerinin yaptığı hatalar hem de iktidarın anormal derecede devlet gücünü, kaynaklarını kullanarak legal olmayan yollarla oy gaspını biliyoruz. Yine de toplumun yarısı bu sistemi istemiyor. İktidarın istediği yolda rahat yürüyeceğini düşünmüyoruz. En azından biz kadın hareketi içerisinde o kadar rahatça tüm istediklerini gerçekleştirecek ve kadın kazanımlarını geriye götürecek politikalarını gerçekleştirmelerini önleyecek bazı tedbirler düşünüyoruz” dedi.
Meclis, mücadelenin bir ayağı
Seçim sonrası tabloya rağmen mücadeleyi örmeye devam edeceklerini söyleyen Sönmez, çözüm için en tepeye konulması gerekenin toplumsal cinsiyet eşitliği olduğunu kaydetti. Sönmez, şöyle devam etti: “Mücadeleye devam edeceğiz, bu mücadelenin bir ayağı Meclis olacak. Tüm kadın milletvekilleriyle ve eşitlikçi erkek vekillerle dayanışma içinde olacağız. Bu partilerin tehlikeyi görmelerini sağlamak lazım. Her bir yasal adımın hayatlarımızdan, hayallerimizden, haklarımızdan neler kopardığını onlara anlatmamız gerekiyor ve bunun için çalışıyoruz. Her şeyden önce eşit temsil atamalı ve seçimli tüm kadrolarda eşit temsil hedefimizden vazgeçmiyor ve bunu sürekli söylüyoruz. Kadın istihdamın arttırılması için yollar, yöntemler gösteriyoruz. Bütün sorunların en tepesine koymamız gereken, hakikaten çatısı olan toplumsal cinsiyet eşitliği. Toplumsal cinsiyet eşitliği, bugün bu ülkenin çözülmesi ve yerleşmesi gereken en temel meselesidir. Öyle ki ne ekonomik kriz ne başka bir konu ‘şu bitsin de sonra toplumsal cinsiyet meselesine gelelim’ denebilecek durumda değildir. Birincil sorundur, en başta çözülmesi gerekir.”
Yapılacak anayasa demokratik olamaz
Yeni Meclis yapısının toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesini düşman olarak gördüğünü dile getiren Sönmez, iktidarın kadın hakları noktasında çarpıtma stratejisi uygulayarak toplumu yönlendirdiğini söyledi. Sönmez, şunları ifade etti: “Medeni bir ülke olmanın gereği, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği bugün dünyada bir medeniyet eşiğidir. Her alanda gerçekleştirilmesi gerekir ama iktidar bundan son derece uzak, tersine düşman olarak görüyor. Kadınların hayatını şekillendirmek istiyorlar. 9 ay sonra yerel seçimler var ve bu kadar kısa bir sürede anayasa yapılamaz. Bu kadar kısa sürede yapılacak anayasa, asla ve asla demokratik bir anayasa olamaz.”
Muhalefeti parçalayıp oyalama
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde anayasanın çiğnendiğini ve anayasayı çiğneyenlerin anayasa yapamayacağını vurgulamak gerektiğini belirten Sönmez, “Ne yazık ki anayasa gündeminin toplumda destek bulması için başörtüsünü kullanıyorlar. Başörtülü kadınların çalışma ve eğitim haklarına anayasal güvence getireceğiz, diyorlar. Anayasal güvenceye ihtiyaç yok. Bütün özgürlüklerin uygulamada gerçek anlamda topluma yaşatılacağı bir demokratik düzen oluşturulması gerekiyor. Hukukun üstünlüğü kabul edilecek, öncelikle kendisi anayasaya uyacak. Anayasadaki hak ve özgürlükler genişletilerek, özgürlükçü yorumlarla hayata geçirilmesini sağlamak lazım. Bu anayasa gündeminin Meclis’te muhalefet partileri arasındaki anlaşmazlığı körüklemek için kullanıldığını düşünüyorum. Muhalefeti bir kere daha parçalayarak yerel seçime kadar oyalamak istiyor, yerel seçim ittifaklarını önlemeye çalışıyor. İstanbul’u, Ankara’yı ve diğer büyük şehirleri de kazanmak istiyor” şeklinde konuştu.
Ekim'den itibaren gelebilir
İktidarın şimdiden birçok hukuksuzluğu hayali anayasa taslağına dayandırdığını söyleyen Sönmez, Ekim'den itibaren Medeni Kanun’da değişikliğin ve 6284’ün gündeme gelebileceğini vurguladı. Sönmez, iktidarın yapmak istediği değişikliklerle neleri hedef aldığını şöyle izah etti: “Evlilik yaşı, tek eşlilik kuralı, eşlerin eşitliği ilkesi, ailede reis olmaz ifadesi bütün bunları ortadan kaldırırken aslında kadınların miras hakkına da, Medeni Yasa’dan doğan diğer haklarına da gireceklerdir. Var olan yoksulluk nafakası sayesinde kadınlar boşanma hakkını kullanabiliyordu, kadınların boşanma hakkı da kısıtlanacak. Çocukların velayetine engel olacaklar, ‘çocuk erkeğindir’ diyerek dini kurallara dayandıracaklar bunu. Ataerkil cinsiyet rollerini dinin gereği gibi sunuyorlar, asla öyle bir şey yok. 41. maddeyi ele alacaklar, LGBTI+ varlığını da inkâr eden ve onları yok sayan, hak gaspını meşru gösteren yani homofobik davranışı bu toplumda norm haline getirmek isteyen bir düzenlemeyi aile adı altında erkek egemenliğini kurmak ve yeniden toplumun her alanında tesis etmek, güçlendirmek ve pekiştirmek için olan bu anayasanın, başörtülü kadınların da çalışma haklarını gasp edeceğine kimsenin şüphesi olmasın. Erkek sisteminde bir kölelik düzeni yaratılmak isteniyor. Böyle bir duruma karşı tüm kadınların itiraz etmesi gerekiyor, elimizden geleni yapacağız.” İSTANBUL













