- Kürtçenin toplum içerisinde çok konuşulmamasının kendilerini doğrudan etkilediğini belirten Asya Genim “Annelere-babalara çağrım var; çocuklarla Türkçe konuşmak zulümdür” dedi.
Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Amed 10’uncu Kitap Fuarı’na katılan yayıncılar, Kürtçenin önündeki engellerle birlikte Kürt edebiyatının yaşadığı zorluklara dikkat çekti.
Belki Yayınları Sorumlusu Asya Genim, dilin toplumun tüm kesimlerini ilgilendirdiğini belirterek, yayıncılar olarak ellerinden geldiğince dil ve kültür çalışması yürüttüklerini kaydetti. Kürtçenin toplum içerisinde çok konuşulmamasının kendilerini doğrudan etkilediğini belirten Asya Genim, “Edebiyat, kitap okumaları gün geçtikçe düşüyor. Biz yayıncılar için okumanın savunulması önemli. Çünkü biz ve sanat arasında simbiyotik bir bağ var. Birbirimizi besliyoruz. Sahiplenme olunca bu çalışma sürüyor. Bir toplumda okuma oranı düşüyorsa, maalesef beraberinde inanç, özgürlük oranı da düşüyor. Toplumu aydınlatan okumadır” dedi.
Çocuklarla Türkçe konuşmak zulümdür
Asya Genim şöyle konuştu: “Biz sadece toplumun bir parçasıyız. Bu iş toplumsal bir iş. Dil sadece benim için değil, toplumun tüm parçaları için önemlidir. Bu dil siyasetçilerin, avukatların, tüccarların da dili. Ama maalesef herkes bu işten kendini çekiyor, toplumun dar bir bölümü dışında kimse dil meselesine önem vermiyor. Nitekim asimilasyonun sonucunu bir Kürt kurumu olarak üzülerek gözlemliyoruz. Dilimizden, kültürümüzden uzaklaşıyoruz.”
Asya Genim, anadilde eğitim ve Kürtçenin resmi dil olması taleplerinin tartışılmaz bir talep olduğunu vurguladı ve ekledi: “Bunun tartışması olamaz. Devlet zaten bu dili resmi yapmalı. Bir dilin devamlılığı yoksa maalesef fazla bir şansı da yok. Bunu talep edebilmemiz gerekiyor ama sadece talep değil. Pratikte de bu talebi görünür kılabilmemiz gerekiyor.
Sadece konuşmakla değil, belli günlerde çıkıp bu dili talep etmekle değil, yaşamını Kürt olarak geçirmeli. Siyasetçiysen Kürt bir siyasetçi gibi yaşaman gerekiyor. Özellikle anneler ve babalara çağrım var; çocuklarla Türkçe konuşmak zulümdür. Çünkü bu şekilde kendimizi yok ediyoruz.”
Otosansür yazarın elini bağladı
Kürt Yayıncılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Jehat Rojhilat da demokrasinin olduğu yerde dil çalışmalarının geliştiğini dile getirerek, bunlardan birinin yayıncılık olduğunu belirtti. Yayıncılar olarak yaşadıkları zorluklara işaret eden Rojhilat, “Genel olarak yayıncılık dünyada, Türkiye’de gün geçtikçe azalıyor. İnsanları dil kurslarıyla eğitiyorsun. Dar imkanlarla Kürtçe kitap yayınlıyor, bir kerede o kitabı yasaklıyorsun. O kitap senin deponda kalıyor, artık dağıtamıyorsun. Bu maddi bir külfet. Manevi açıdan da bu işi yaptıktan sonra sürekli yasaklamalarla karşı karşıya kaldığın zaman motivasyonun düşüyor. ‘Tamam, bu çalışmayı yapıyorum ama yarın bunu yayınladığım zaman yasaklanacak’ diyorsun. O zaman kendine otosansür uyguluyorsun. Yasaklamalar bu şekilde hem yazarlar hem yayınevleri hem de yayıncılar üzerinde çok olumsuz bir etki bırakıyor” diye konuştu.
Sloganların vakti geçti
“Dil onurumuzdur, dilsiz yaşam olmaz” diyenlere; “Gelin bu sloganınıza, sözünüze sahip çıkın” diye seslenen Rojhilat, “Siyasetçiler, belediyeler, kurumlar, herkes için diyoruz. Gün pratiğe geçme günü. Kürtler kendini dünyaya ispat etti. Artık sloganların vakti geçti. Sabaha kadar, ‘Dil onurumuzdur, dil ulusların temelidir’ diyebilirsin. Kürt yayınları halkının tarihi ve kültürü üzerine yazıyor, gelin sahip çıkın. 7’den 70’e herkeste bu zihniyet olmalı. Çağrıda bulunuyoruz; dilinize sahip çıkın” diye konuştu. AMED