- Evren bir oluşum anıdır.Bütün şeyler oluşur, zamana yayılır ve kendisini görünür kılar. Bazı şeyler vardır ki unutulmaz çünkü ritimsel bir döngüdür gerçekleşen.
DILO RAPERİN
Sesler bir ırmak gibi çağlarken, kayaya çarpan su damlacıklarının evrene yaydığı serinlik, rüzgarın sudan aldığı nem, dokunur tenlerimize. Bazen dingin karşılarız hayatı, gözü kapalı güneşi düşlerken. Bazen bir selin yıkıcılığıyla dolar ve taşar duygular, iyiye ya da kötüye dair olan her şeyi alır götürür. Bazen yaşatmak için yaşarız yaşamın ne kadar güzel olduğunu böyle dışa vururuz. Yaşamın yaşanmaya değer güzelliklerle dolu olduğunu anlatırız bir sanatçı edasıyla. Işığı yansıtan ressamın gözünden, kelimelerin büyülü dünyasına şairin divanına misafir oluruz. Bunlar olurken ritimsel döngü anlatır yaşama dair olan her şeyi. Derinlerde bir yerde, duraksamadan devam eder. Çoğalır ve asla kaybolmaz.
Nedir sanatı ve sanatçıyı ölümsüz kılan? Doğarken genlerine işlenmiş yetenek kodları mıdır? Ya da inancında, inandıklarında mı saklıdır yeteneğiyle ördüğü yaşam? Yaşama bakışı; felsefesiyle, hayat dolu oluşu; yaşam aşkıyla ilgili değil midir? Her eserinde hissettirdiği özgürlüğe uzanan kanatlar bu döngünün bir parçası değil de nedir. Doğanın ve toplumun aklını anlamak der Önderliğimiz. Sanatçı, duygularını yoğuran toplumsal gerçeklik, özlemini yaşadığı ütopya kadar var olabilir ve var edebilir yaşam ağacını. Eğer sanatçı anlayabilmişse sırrı eserleriyle anlatır ve ebedileşir. Döngü hiç durmaksızın devam eder.
Kendine yabancılaştırılmış insan, içinde yaşadığı anlam kargaşasından bir türlü kurtulamayan patalojik bir hastadır. Sadece anlık yaşayan insanın duyguları çok yıkıcı bir doyumsuzluğu kendisiyle beraber getirmektedir. Doğal toplumdan kalma duygunun sömürülmesiyle beraber tarihte taş üstünde taş bırakılmamıştır. Şiir, edebiyat ve sanatın engin ruhundan geriye kocaman harabeye dönmüş duygular kalır. Sanat ise topluma yön veren, kendisinden feyz aldırtan, etkisi yüzyıllar süren toplumun en temel değer birikimlerindendir. Bir toplumun yaşam ritmine bakıp, bakış açısı ve felsefesine dair öngörülerde bulunabiliriz. Kürt toplumunun renkliliği, müziğe olan tutkusu, kültürünü her an yaşaması durgunlaştırılmak istenilen yaşama bir baş kaldırıdır. Sürdürülmek istenilen özgür yaşamın ritimsel döngüsüdür.
Birçok sanatçı, halk tarafından benimsenmiş, kendi halkıyla bütünleşmiştir. Bunun için özel çaba gerekmez. İnsani kamil olan kimse, edebin ve sanatın ruhunu taşıyorsa ve alçak gönüllülüğün divanından geçmişse o zaman dokunduğu toprak onu kendisinden bilir. Bütün yaratımlar toprak kokar ve ülke olur. Şehit Mizgîn, Şehit Sefkan, Şehit Hogir, Şehit Serhat, Şehit Delîla... ve niceleri. Sanatın ritimsel döngüsüne katılırlar. Onları var eden sadece yetenekleri değil, içinde bulundukları zamanı anlamaları ve dönemin ruhuna hitap etmeleridir. Ne zaman, nerede, ekrana bakmadan ritmini her duyduğumuzda eserin kime ait olduğunu anlarız. Dinlemekten sıkılmayız, eskimezler ve her zaman devrimci duygularımıza hitap edecek güçtedirler. Onların duygularında sıradanlığa yer yoktur, bundan dolayı tekrarı yaşamazlar. Devrimde zorun rolü neyse onlarda devrimde en zor olanı devrim sanatçısı olmayı başarmışlardır.
İnsan düşünebildiği için, akıl yürütebildiği için insandır. Her düşünce topluma hizmet etmez, toplumu ileriye taşırmaz. Bazen de yıkıcı bir güç olur düşünülenler. Bilimin yanlış beyinlerde hüküm sürdüğü zamanlada yaratılan taktik nükleerler; toplu ölümleri, ekolojik tahribatları, bir kaç nesil boyunca iyileşemeyecek biyolojik ve psikolojik hastalıkları beraberinde getirir. Her ulus diğer ulusu ne kadar çok yok edebiliyorsa o kadar neslini kalıcı kılacağını zanneder. Fakat ulus devlet faşizmi tarihe kanlı sayfalardan başka bir şey bırakmamıştır. Sanat böyle dönemlerde de topluma yön verebilmeyi başarmıştır. Dünyanın nice güzelliklerle dolu olduğunu sanat bize öğütler. Ressam yaşamın tek renkten ibaret olmadığını, resmine rengarenk boyalar katarak anlatır. Çalınan ritim iki elin toprağa kök salmış, yeşerten can suyudur. Ellere bulaşan renkler, ellere sinen mürekkep kokusu zaten güzel olan yaşamın ta kendisidir.
Güzellikler diyarı dünyamızın sesleri titreşimlerle yayılır. Ritimler kulaklarda kalan tınılardan çok, yaşama ruh katan büyülü bir enerjidir. Enerji akışkan oldukça, döngü kendi formunda devam eder. Yaşamın ritmine karışır engin güzellikler ve böylece ritimsel döngü gerçekleşir.