Korucular Mardin’de 54 kişiyi katletti

23 Kasım 2021 Salı - 17:50

  • Mardin’de korucular, son 12 yılda en az 54 kişiyi katletti, onlarca kişiyi yaraladı; çok sayıda taciz ve tecavüz vakalarına karıştı. İHD Şubesi Eşbaşkanı Feyzi Adsız, devletin sağladığı güce dikkati çekti. 

Mardin’in Midyat ilçesinde üç gön önce korucubaşı ve köy muhtarı Şirin Akçay ile kardeşleri Veysi ve Mahsum Akçay’ın saldırısı sonucu 28 yaşındaki Musa (Mazlum) Çelik hayatını kaybetti. Olayın ardından korucubaşı Akçay ve kardeşleri gözaltına alınırken, olayda kullanılan silahların devlet tarafından verilen uzun namlulu kalaşnikof marka silahlar olduğu ortaya çıktı. Bölgede suç makinesi haline gelen korucular, son 12 yılda 54 kişiyi katledip onlarca kişiyi de yaraladı. 

Türkiye Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda alınan kararla korucuların da bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı bütçesi ise 2021’e göre yüzde 30, son 7 yıla göre yüzde 270 civarında arttırıldı. 

78 bin silahlı korucu

 İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi 117 milyar 457 milyon 299 bin TL olarak belirlenirken, 20 bini “gönüllü köy korucusu” 58 bini “güvenlik korucu” statüsünde 78 bine yakın uzun namlulu silah taşıyan korucu İçişleri Bakanlığı bünyesinde bulunuyor. İçişleri Bakanlığı 2022’de 500 korucu daha almayı planlıyor.

Korucuların karıştıkları suçlarda, polis ve askerlerin karıştıkları suçlarda olduğu gibi “cezasızlık” uygulamaları öne çıkarken, sabıkaları kabarık olan korucularla ilgili İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi tarafından çok sayıda rapor hazırlandı. Hazırlanan raporlarda korucuların, işkence, yargısız infaz, köy boşaltmaları, taciz, tecavüz ve daha birçok suça karıştıkları tespitlerine yer verildi.

İHD’nin 2015’teki raporuna göre; sadece Mardin’de 2009’dan bu yana korucular cinayet, işkence, tehdit ve benzeri birçok olaya karıştı. Korucuların hafızalara kazınan katliamlardan biri 4 Mayıs 2009’da 6’sı çocuk, 16’sı kadın toplam 44 kişiyi öldürdükleri, 6 kişiyi yaraladıkları Bilge Köyü. Yine 17 Mayıs 2010’da Derik’te hayvanlarını otlatan çoban Cihan Demir, korucuların işkencesine maruz kalırken, 1 Eylül 2010’da Dargeçit’te de köylüler korucuların tehditlerine maruz kaldı. 29 Kasım 2010’da Derik ilçesine bağlı Zorava (Ballı) köyünde korucu Nadir Yılmaz, Abdurrahim Yılmaz’ı öldürdü. 20 Mart 2011’de Nusyabin’de korucubaşı Mehmet Sait Ay’ın da aralarında bulunduğu grup, Ahmet Bulun isimli genci işkenceye maruz bıraktı. 3 Temmuz 2014’te Ömerli ilçesinde Bafawa (Kayadere) köyünde çıkan tartışmada köylülerin üzerine ateş açan korucular, dört kişiyi katletti, 27 kişiyi de yaraladı. 19 Nisan 2015’te ise Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Girésor (Balpınar) ve Banqîr (Sakızlı) köylerinde korucular arasında arazi anlaşmazlığı yaşandı. Çıkan çatışmada 3 kişi öldü, 4 kişi yaralandı. 14 Mart 2020’de Savur ilçesinde Rıza Akgül isimli genç, korucular tarafından katledildi. 11 Kasım 2020’de ise Mazıdağı ilçesine bağlı Xirbe Kurîke (Tanrıyolu) köyünde Hamit Özkan, korucu olan akrabaları ile yaşadığı tartışma sonucu açılan ateşle katledildi.

Taciz ve tecavüz

İşledikleri cinayet ve benzeri olayların yanı sıra taciz ve tecavüz olaylarına da bulaşan korucular, Midyat’ta 2 Temmuz 2013’te Xanika (Hanlar) köyünde tecavüz olayına karıştı. Korucu Abdulkerim İ.’nin tecavüz ettiği Fidan, intihar ederek yaşamına son verdi. Başlatılan soruşturma ise kapatıldı. 8 Şubat 2021’de Savur’da bir kadını taciz eden korucu H.B. ile R.Ç. ise gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı ve tutuksuz yargılanıyorlar.

Kimse bize karışamaz!

 MA’dan Ahmet Kanbal’a konuşan İHD Mardin Şube Eşbaşkanı Feyzi Adsız, koruculuk sisteminin devletin gücünü arkasına alanların keyfi uygulamalarına sebep olduğunu belirterek, korucuların “kimse bize karışamaz” mantığıyla hareket ettiğini söyledi. Adsız, “Bunlar çete mantığıyla ciddi derecede suç makinesine dönüştüler. Ufak bir adli vaka ya da adliyede çözülebilecek bir olayı, koruculuk sisteminin kendilerine verdiği güçle suç işleyerek çözmeye çalışan bir yapıya dönüştü” dedi.

Koruculuk sistemine, istihdam edilen silahlı kişiler olarak değil, yurttaşların can ve mal güvenliğine tehdit oluşturduğu düşüncesiyle bakılması gerektiğini ifade eden Adsız, şunları söyledi: “Nitekim yozlaşmış bir sistemin arkasında sürekli durulması ve devlet tarafından dayatılması, ister istemez, sorunları da beraberinde getirecektir. Koruculuk sisteminden kaynaklı olarak bu eylemleri, sistemin kendilerine verdiği güçten kaynaklanıyor. Bu nedenden dolayı devletin yozlaşmış sistemi bir an önce lağvetmesi gerektiğini düşünüyoruz. Devletin koruculuk sistemine aktardığı ödeneği daha faydalı alanlara harcaması gerektiğini düşünüyoruz.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.