- Dünyanın küçük olduğuna hep inanmışımdır. Ama insanı insana yaklaştıran şey dünyanın küçüklüğü değil aynı acıya, aynı umuda, aynı düşe ve aynı şiire inanabilmektir.
ENVER ENLİ/MANNHEİM
Dünyanın küçük olduğuna hep inanmışımdır.
Türkiye'de kaçak yaşamak zorunda kaldığım yıllarda, zaman zaman saklandığım yerlerden çıkıp biraz olsun nefes almak isterdim. Ülkenin birçok kentini dolaştım. O kısa yürüyüşlerde bile mutlaka tanıdık birileriyle karşılaşırdım. Kimi zaman görünmemek için yön değiştirir, başka sokaklara sapardım; kimi zaman ise buna rağmen tanınmaktan kurtulamazdım.
O zorlu yıllar bana yalnızca baskıyı değil, dostluğu, dayanışmayı ve yoldaşlığı da öğretti. Yüreğini bana açan insanları da gördüm, beni görünce yolunu değiştirenleri de. Yaşam, bütün çelişkileriyle önümden geçti.
İşte böyle bir dönemde, ortak dostlarımızdan biri aracılığıyla yaptığımız bir telefon görüşmesi vesilesiyle Hicran Aslan'la tanıştım. Sonrasında yollarımız şiirde, edebiyatta, dostlukta ve dayanışmada kesişti. Yıllar içinde ikimiz de farklı yayınevlerinden kitaplar yayımladık. Hatta aynı yayınevinde de kitaplarımız yayınlandı.
Yaşamın güzel tesadüflerinden biri de buydu. Farklı yolculuklardan gelen kitaplarımız, bu kez Mannheim’de aynı masada okurlarıyla buluştu. Sanırım edebiyatın en güzel yanı da budur. Yollar farklı olsa da sözcükler sonunda aynı iklimde buluşabiliyor.
Hicran Aslan, Türkçe ve Kürtçe edebiyat alanında üretmeyi sürdüren, şiirleriyle, yazılarıyla ve sanatsal çalışmalarıyla kendine özgü bir yol açan değerli bir şair. Anadilinde yazmayı ve üretmeyi bir kültürel sorumluluk olarak görüyor. Kürtçe şiirleri, belleğin, direncin ve umudun izlerini taşıyor.
Yaşam bazen insana hiç beklemediği güzellikleri de armağan ediyor. Hicran Aslan'ın yolu bu kez kısa bir süreliğine Almanya'ya düştü. Süre sınırlıydı ama buluşmayı başardık.
Evet, şiirce buluştuk...
Mannheim’de geçirdiğimiz günler yalnızca iki dostun buluşması değildi ailece paylaşılan sıcaklığın, dostluğun ve samimiyetin günleriydi. Çocuklarını tanımaktan büyük mutluluk duydum. Türkiye'deki dostlarımız özellikle onları tanımamı istemişlerdi. Gerçekten de her biri yaşamın zorlu imbiğinden süzülüp gelmiş, tertemiz ve pırıl pırıl gençlerdi. Saygıları, sevgileri, kültüre ve sanata olan ilgileri insana umut veriyordu.
Yıllardır fotoğrafın peşinden koşan biri olarak, çocukların o günlerde ellerindeki telefonlar ve kameralarla her anı ölümsüzleştirme çabalarını büyük bir keyifle izledim. Kimi zaman bir fotoğrafın peşine düştüler, kimi zaman kısa videolar çektiler. O heyecanları görülmeye değerdi. Belki yalnızca bir buluşmayı değil, yıllar sonra dönüp gülümseyerek hatırlayacakları güzel bir anıyı kaydediyorlardı.
Zamanımız azdı. Buna rağmen Mannheim'ın sokaklarını, Ren ve Neckar nehirlerinin kıyılarını ve kent merkezini birlikte dolaştık. Hatta komşu şehir Heidelberg'e kadar uzandık. Yaz sıcağına aldırmadan uzun yürüyüşler yaptık. En çok da çocuklar yoruldu ama yüzlerindeki heyecan hiç eksilmedi.
Buluşmamızın en anlamlı anlarından biri ise Mannheim'da değerli dostumuz Sammo Zen'in kafesinde gerçekleştirdiğimiz "Şiirce Buluşmalar" etkinliği oldu. Sıcak havaya rağmen birçok dostumuz bizimleydi. Türkçe ve Kürtçe şiirler aynı salonda yankılandı. Hicran Aslan, anadilinde okuduğu Kürtçe şiirlerle geceye ayrı bir renk kattı; şiirin sınırları aşan dilini bir kez daha hissettirdi. Ben de şiirlerimi okudum. Şiir üzerine konuştuk, kitaplarımızı konuştuk, edebiyatın insanları nasıl birbirine yakınlaştırdığını bir kez daha yaşadık. Dostlarımız şiirleriyle, müzikleriyle ve sohbetleriyle geceyi zenginleştirdiler. Bazıları da evlerini açarak misafirperverlikleriyle bu buluşmayı unutulmaz kıldılar.
Şiire inanabilmek
Gecenin sonuna doğru benim için ayrı bir anlam taşıyan güzel bir sürpriz daha yaşandı. "Hasret Treni" adlı şiirim, Londra'da sürgünde yaşayan Kıbrıslı müzisyen Hamza İrkad tarafından bestelenmişti. Dostlarla birlikte şiirimin ezgiye dönüşmüş halini dinlemek, anlatılması kolay olmayan bir duyguydu. Bir şair için dizelerinin başka bir sanat dalında yeniden hayat bulduğunu görmek büyük bir mutluluk. O an, şiirin yalnızca yazıldığı sayfalarda kalmadığını başka yüreklere dokunarak yoluna devam ettiğini bir kez daha hissettim.
Kısa ama dopdolu günlerdi. Geriye ise zamanla eskimeyecek bir dostluk kaldı. Bundan sonra da Hicran Aslan ve ailesiyle paylaşacağımız daha çok sözümüz, daha çok şiirimiz ve daha çok yolumuz olduğuna inanıyorum. Çünkü sevgi tohumu doğru toprağa ekildi, bundan sonra büyüyecek, dallanıp budaklanacak ve yeni dostluklara gölge olacaktır.
Eve dönerken yine aynı düşünce geçti aklımdan.
Dünyanın küçük olduğuna hep inanmışımdır. Ama insanı insana yaklaştıran şey dünyanın küçüklüğü değil aynı acıya, aynı umuda, aynı düşe ve aynı şiire inanabilmektir.
Dilerim şiir, edebiyat, kültür ve sanat hiçbir zaman yaşamlarımızdan eksik olmasın. Çünkü insanı insana yaklaştıran en güçlü köprülerden biri, belki de en güzeli, sanattır.
Şiirce buluştuk...
Ve biliyorum ki, yine şiirce buluşacağız.