HPG, 31 yıllık görkemli mücadelenin ardından 29 Şubat 2024'te Şengal alanında şehit düşen Bêrîtan Çelê'yi andı
- Komutan Bêrîtan, aynı zamanda Kürt diline, kimliğine, kültürüne ve edebiyatına tutkuyla bağlı bir entelektüeldi; bir dil ve kültür fedaisiydi.
- Kürt dili üzerindeki asimilasyon, inkâr ve yasaklama politikalarına adeta meydan okuyarak, kendisini Kürtçde en üst düzeyde geliştirdi.
- O, daima Kürtçe konuştu, Kürtçe düşündü, Kürtçe tartıştı, Kürtçe yazdı ve Kürtçe yaşadı. Tüm notlarını, günlüklerini, yazılarını, anılarını ve kaleme aldığı kitaplarını Kürtçe yazdı.
- Kürtçenin zenginliğini, zarafetini ve anlatım gücünü devrimci edebiyatla buluşturmakta öncü bir rol oynadı. Kalemi, sömürgeciliğe karşı en keskin ideolojik kılıç haline geldi.
Bêrîtan Çelê’yi saygıyla anan HPG, "O, Colemêrg’in bilge kızı, Zagrosların sarsılmaz kadın komutanı, Kürt dilinin ve edebiyatının yılmaz kalemi, Rêber Apo’nun sadık ve hakiki bir militanı olarak devrim tarihine altın harflerle kazındı” dedi.
HPG Basın İrtibat Merkezi (BİM) dün yaptığı yazılı açıklamayla 29 Şubat 2024'te Şengal alanında, fermanlardan geçmiş Êzîdîlerin şehit ailelerini ziyaret etmek üzere harekete geçtiği sırada, Türk devletinin hava saldırısında şehadete ulaşan Bêrîtan Çelê'yi (Evfa Mirahmetoğlu / Colemêrg) andı. BİM, açıklamasında Bêrîtan Çelê ile ilgili bilgileri de paylaştı. Özetle şöyle:
Mücadelenin içinde büyüdü
Bêrîtan Çelê (Evfa Mirahmetoğlu / Colemêrg), Colemêrg'in Çelê ilçesinde, Kürtlük bilincine ve derin toplumsal değerlere bağlı yurtsever bir aile ortamında dünyaya geldi. Türk okullarında okudu, öğretmenlik yaptı fakat ezilen, yok sayılan, kimliği ve dili yasaklanan Kürt halkının varlık ve özgürlük mücadelesinin yanındaydı. Özellikle 1983'te yakın çevresinden ve yaşadığı toplumsal ortamdan gerilla saflarına katılımların olmasından derinden etkilendi. Gerilla mücadelesinin halkta yarattığı diriliş ruhunu ve var olma iradesini yakından gözlemledi. Dağlar, özgürlüğün ve onurlu bir geleceğin yegâne adresi haline geldi. 1990’lı yılların başlarında yaşadığı Çelê alanında art arda yaşanan gerilla şehadetleri, düşmana esir düşen fedai gerillaların işkencehanelerde ve mahkemelerde sergilediği duruş, yüreğinde ve bilincinde devasa bir kırılma yarattı. Türk devletinin uyguladığı barbarca özel savaş politikaları, faili meçhul cinayetler ve baskılar, yüreğindeki devrimci öfkeyi ve katılım kararlılığını biledi.
Çelê'den toplu katılım
Çelê alanında 1993'te devrimci çalışma yürüten öncü militan Şehîd Sadî'nin vahşice şehit edilmesi, Çelêli yurtsever gençler için tarihsel bir dönüm noktası oldu. Şehadete verilen en anlamlı cevabın mücadeleyi büyütmek ve gerillaya akmak olduğu bilinciyle hareket eden 25 kişilik yiğit gençlik grubu, toplu halde gerilla saflarına katılma kararı aldı. Bu kitlesel ve fedaice katılım grubunun öncülerinden biri olarak 1993'te yüzünü Kürdistan dağlarına dönerek, sömürgeci düşmana en radikal cevabı verdi. Bölgede büyük bir yankı uyandıran bu katılımla görkemli yürüyüşünün ilk adımını attı.
Avaşîn ve Zagroslar
Gerilladaki ilk eğitimini Avaşîn alanında gördü. 25 günlük yeni savaşçı eğitiminin ardından doğrudan Zagrosların en çetin, en sarp ve en amansız pratik sahalarına adım attı. Saldırıların en yoğun yaşandığı bu çetin süreçte Zagroslar'da fedaice mücadele ederek düşmana karşı geliştirilen birçok tarihi eylemde aktif yer aldı. Kadın ordulaşmasının ivme kazandığı, YAJK’ın temellerinin niteliksel olarak atıldığı bu tarihi kesitte, kadın militanlığının gelişimine öncülük ederek muazzam bir emeğin sahibi oldu.
Zap ve Qendîl
Zap'a 1996'da geçti, burada devrimci çalışmalarını kararlılıkla sürdürdü. Savaşın en sıcak anlarında edindiği askeri ve ideolojik tecrübeleri Zap alanındaki yoldaşlarıyla paylaştı, yeni savaşçıların nitelik kazanması, gerilla taktiklerinin ustalıkla uygulanması ve komutanlaşma çizgisinin yakalanması için büyük bir emek ortaya koydu. 1997'de geçtiği Qendîl alanında yaklaşık dört yıl boyunca aralıksız mücadele yürüttü.
2001'de Mazlum Doğan Kadro Okulu’na giderek ideolojik eğitime dâhil oldu. Tasfiyeci eğilimlere karşı Apocu ilkelerin amansız savunucusu olarak net bir duruş sergiledi.
Xakurkê ve Mexmûr
Qendîl ve Xakurkê alanlarında yürüttüğü pratiklerin ardından 2005'te Mexmûr alanına geçerek toplumsal çalışmalarda yer aldı; mülteci kılınmış ama direnişinden taviz vermemiş yurtsever halkımızın örgütlenmesinde, bilinçlenmesinde ve özgürlük değerlerine sarılmasında öncü rol oynadı.
Yeniden Qendîl
Yeniden 2006'da Qendîl alanında Mazlum Doğan Kadro Okulu ve Şehîd Nûda Akademilerinde üst düzey ideolojik eğitimler gördü. Rêber Apo’nun "Bir Halkı Savunmak" ve "Demokratik Uygarlık Manifestosu" isimli savunmaları üzerine yoğunlaşarak Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü Paradigma’yı özümsemek için olağanüstü bir çaba harcadı.
Bu kez Rojava
2011'de Rojava’ya giderek Rojava Devrimi’nin zihinsel, örgütsel ve toplumsal temellerini atan öncü kadrolardan biri oldu. 2014'e kadar Rojava’nın kent kent, sokak sokak, köy köy örgütlenmesinde; kadınların, gençlerin ve tüm halkın devrimci halk savaşı temelinde öz savunmasını oluşturmasında tarihsel sorumluluklar üstlendi. Rojava Devrimi’nin insani, özgürlükçü ve kadın merkezli karakterinin kazanılmasında tarifsiz bir emek vererek görevini başarıyla tamamladı.
Rojava'dan dağlara
Ardından yeniden Kürdistan dağlarına dönerek Sakine Cansız PKK Ocağı’nda eğitime katıldı. Eğitimini tamamladıktan sonra Başûrê Kurdistan’a geçen Bêrîtan yoldaş, burada birçok farklı alanda devrimci görevler yürüttü ve Şehit Çalışmaları Komitesi’nde sorumluluk üstlendi.
Şehitlerin anısı için
Şehit Çalışmaları, yalnızca örgütsel bir görev değil, devrimin varlık gerekçesi, maneviyatın, kutsallığın ve yoldaşlık hukukunun en yalın ifadesiydi. Şehitlere olan derin bağlılığı, onların anısını her an diri tutma arayışı, verdikleri kutsal mücadele mirasına doğru sahip çıkma bilinci, tüm kişiliğini şekillendirmişti. Şehit ailelerini tek tek ziyaret eder, onların acılarını paylaşır, şehitlerin geride bıraktığı anıları ve değerleri birer kutsal emanet gibi bağrına basardı. Şehitlerin mücadelesini toplumsallaştırmak, ailelerin bağrındaki sızıyı devrimci bir gurura dönüştürmek ve şehitlerin anısını ölümsüzleştirmek için gecesini gündüzüne katarak çalıştı. Bu kutsal çalışmanın getirdiği yüksek maneviyat, onun Apocu sadeliğini ve yoldaşlık sevgisini daha da yüceltti. Yer aldığı bu çalışmalarla Şengal’den Mexmûr’a, Kerkük’ten Garê’ye kadar birçok alanda edindiği nitelikli tecrübeleri halkımızla ve yoldaşlarıyla paylaşarak özgür yaşamın inşasında emsalsiz bir emek ortaya koydu.
Kalemini de kullandı
Bêrîtan yoldaş, aynı zamanda Kürt diline, kimliğine, kültürüne ve edebiyatına tutkuyla bağlı bir entelektüel, bir dil ve kültür fedaisiydi. İşgalci Türk devletinin Kürt dili üzerindeki asimilasyon, inkâr ve yasaklama politikalarına adeta meydan okuyarak, kendisini Kürtçede en üst düzeyde geliştirdi. O, daima Kürtçe konuştu, Kürtçe düşündü, Kürtçe tartıştı, Kürtçe yazdı ve Kürtçe yaşadı. Tüm notlarını, günlüklerini, yazılarını, anılarını ve kaleme aldığı kitaplarını sade bir Kürtçe ile yazdı. Kürt dilinin zenginliğini, zarafetini ve anlatım gücünü devrimci edebiyatla buluşturarak Kürt edebiyatının ve mücadele tarihimizin geliştirilip ölümsüz kılınmasında çok belirgin, öncü bir rol oynadı. Kalemi, onun elinde sömürgeciliğe karşı sallanan en keskin ideolojik kılıç haline geldi.
Bu zengin devrimci yürüyüşü boyunca Jineolojî bilimi ve felsefesini sadece teorik bir bilgi olarak benimsemekle kalmadı; onu zihninde, duruşunda ve tüm yaşam pratiğinde somutlaştırarak Özgür Kadın Hareketi’nin öncü bir militanı olmayı başardı.
Düzey, nitelik ve moral
Derin ideolojik donanım, yüksek kadın bilinci ve güçlü yoldaşlık sevgisiyle adım attığı her ortama, yer aldığı her çalışmaya kendine has rengini verdi; bulunduğu çevreye devrimci bir düzey, nitelik ve moral kattı. Özgür kadın duruşundan aldığı güçle hem komutanlaşma hem de ideolojik-toplumsal öncülük görevlerini en üst düzeyde icra etti.
Şehide sözünü tuttu
Şehitlere verdiği anılarını kitaplaştırma ve mücadele miraslarını ölümsüzleştirme sözünü yerine getirmek için büyük bir çaba sergiledi. Wan'da 24 Aralık 1998 günü fedaice bir eylem gerçekleştirerek şehadete ulaşan Berwar'ın (Hamdiye Kapan) anısını ölümsüzleştirmek adına bir kitap yazmaya başladı. Yaşadığı ağır pratik süreçlere, sağlık sorunlarına ve devrimci çalışmaların getirdiği tüm zorluklara rağmen bu kutsal hedeften asla vazgeçmedi. Yıllara yayılan devasa bir emek, kılı kırk yaran bir titizlik ve derin bir yoldaşlık sevgisiyle çalışarak, Şehîd Berwar Amed'e ithafen kaleme aldığı "Xwedawenda Zagrosê" (Zagros’un Tanrıçası) isimli eserini 14 Ocak 2023'te tamamladı ve şehide verdiği sözü tutmanın haklı gururunu yaşadı. Bu eser, sadece bir biyografi değil; Zagros dağlarında direnen kadın gerillaların fedaîlik destanı, Kürtçe edebiyatın ve Apocu kadın tarihinin paha biçilmez bir şaheseri oldu.
Şengal'de şehadet
31 yıllık kesintisiz devrim yürüyüşünü büyük bir mütevazılık, derin bir bilgelik ve sarsılmaz bir kararlılıkla sürdüren Bêrîtan 29 Şubat 2024'te Şengal alanında, şehit ailelerini ziyaret etmek ve kutsal devrimci görevlerini yerine getirmek üzere harekete geçtiği bir sırada, işgalci düşmanın gerçekleştirdiği bir hava saldırısında şehadete ulaştı. 31 yıllık muazzam özgürlük mücadelesini zirvede, fedaice bir şehadetle tamamlayarak ölümsüz kahramanlar arasındaki onurlu yerini aldı.
Sönmeyen meşale olacak
BİM, açıklamasını şöyle tamamladı: "31 yıllık görkemli mücadele yaşamı; Apocu fedailerin Kürt halkını yalnızca askeri ve fiziki olarak değil; ideolojik, manevi, kültürel, edebi ve çok yönlü olarak savunduğunun, değerlerini yücelterek geleceğe taşıdığının en büyük kanıtıdır. O, Colemêrg’in bilge kızı, Zagrosların sarsılmaz kadın komutanı, Kürt dilinin ve edebiyatının yılmaz kalemi, Rêber Apo’nun sadık ve hakiki bir militanı olarak devrim tarihine altın harflerle kazındı. Anısı, kaleme aldığı eserleri, devrimci mirası ve fedaice duruşu, Özgür Önderlik ve Özgür Kürdistan yürüyüşünde asla sönmeyen meşalemiz olacak, hayalleri mutlaka zaferle taçlandırılacaktır.” BEHDÎNAN