Kürt direnişi ve yeni durum
Forum Haberleri —

Defend Rojava /foto:AFP
- Kürtler, ilk kez küçük topluluklar biçiminde değil, el ele, yan yana ve omuz omuza bir ulus gibi durdu. Kürtler, birbirini tamamlayan bir ulusal irade olarak sahneye çıktı.
ROBERT PEKÖZ
Ortadoğu’da Kürtlere örülmüş olan bir asırlık duvar fiilen çatladı, yer yer yıkıldı. Emperyalist paylaşımın ürünü olan sınırlar, kağıt üzerinde varlığını sürdürse de Kürt halkının tarihsel bilinci ve ortak kader duygusuyla anlamsızlaştı. Artık Kürtler yalnızca aynı dili konuşan, aynı kültürü paylaşan bir halk değil, ortak acılarla, ortak direnişlerle ve ortak gelecek tahayyülüyle bir ulus bilincini haykıran tarihsel bir öznedir.
Yüzyıl boyunca Kürtleri dört parçaya bölen statüko, inkar, asimilasyon, katliam ve soykırım politikalarıyla ayakta tutuldu. Özellikle Rojava’da yaşanan gelişmeler, bu tarihsel kuşatmanın kırılabileceğini somut biçimde gösterdi. Kürtlere kurulan kumpaslar, masa başı planlar ve bölgesel ittifaklar, Kürt halkının doğrudan direnişiyle boşa çıkarıldı. Ortadoğu’da Kürtlere yönelik kanlı soykırım politikaları, ilk kez bu ölçekte Kürtlerin kendi iradesiyle etkisiz kılındı. Suriye’de Kürtlere karşı oluşturulan askeri ve siyasi ittifaklar, cihatçı çeteler, bölge devletleri ve uluslararası çıkar odaklarının ortaklığıyla şekillendi. Buna rağmen başarısızlığa uğramasının temel nedeni, Kürtlerin kendi kaderlerini başkalarına teslim etmemesi oldu. Kürtler, silahlı direnişle olduğu kadar, politik olarak tek irade göstermesi ve bunun güce dönüşmesi, kurulan kirli senaryonun etkisiz kalmasını sağladı. Bu durum, Kürtlerin yalnızca mağdur bir halk değil, Ortadoğu’nun geleceğini etkileyen politik bir güç olduğunu gösterdi.
Tamamlayan bir ulusal irade
Ortadoğu’da ortaya çıkan yeni Kürt denklemi, dört parçada yaşayan Kürtler açısından tarihsel bir eşik anlamına geliyor. Bu denklemin önemi, yalnızca askeri kazanımlarda değil, ulusal bilinçteki sıçramada, sınırları aşan dayanışmada ve ortak geleceğe dair umutlarda yatıyor. İlk kez Kürtler, parçalı varoluşu kabullenmeden, birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan bir ulusal irade olarak sahneye çıktı.
Rojava’ya yönelik tehditler ve soykırım girişimleri, Kürt direnişi sayesinde büyük ölçüde etkisizleştirildi ama tehlike bütünüyle geçmiş değildir. Kobanê, hala bölgesel hesaplaşmaların ve Kürt düşmanlığının hedefinde duruyor. Türkiye Cumhuriyeti, Kobanê’ye gönderilen insani yardımları dahi engelleyerek, Kürtlere karşı izlediği düşmanca politikanın sürekliliğini açıkça gösteriyor. Yardım TIR'larının engellenmesi, meselenin güvenlik değil, açık bir siyasal ve ideolojik düşmanlık olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Bir ulus gibi duruldu
Erdoğan’ın Kürt korkusu ve Kürt düşmanlığı artık gizlenemez bir noktadır. Kürtlerin ulusal bilinçle yan yana durması, birlikte direnmesi ve Ortadoğu’da belirleyici bir aktöre dönüşmesi, bu iktidar açısından en büyük tehdit olarak görülüyor, çünkü Kürtlerin kazandığı her mevzi, inkar ve imha siyasetine dayanan devlet aklının iflasını ilan ediyor.
Tarihte ilk kez Ortadoğu’da Kürtler, küçük topluluklar biçiminde değil, el ele, yan yana ve omuz omuza bir ulus gibi durdu. Bu direniş yalnızca Kürtlerin değil, Ortadoğu’nun geleceğini de değiştiren bir kırılma noktasıdır. Artık Kürt sorunu, bastırılarak çözülecek bir mesele değil, Kürtlerin kendi iradesiyle, kendi öz gücüyle şekillenen tarihsel yeni bir dönemdir. Bu gerçeklik, geri döndürülemez bir biçimde, Ortadoğu’nun merkezine yerleşti.







