• Kürt yazarların sürece sahip çıkması gerektiğini ifade eden yazar Herdem Mervanî: “Kürtçenin yasaklanmadığı, yazılan eserlerin cezalandırılmadığı, düşünce ve ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı bir ortamın oluşmasını arzuluyoruz.”

 

Çocuk yaşta tutuklanan ve cezaevinde şiir yazarak edebiyat yolculuğunu derinleştiren Herdem Mervanî, sürece dair en büyük beklentilerinden birinin Kürt yazarların sürece sahip çıkması olduğunu ifade etti.

Kürdistan’da anadil, kültür ve edebiyat üzerindeki engellemelere rağmen Kürtçe edebiyat üretimi cezaevlerinden sokaklara kadar sürdürülüyor. Anadilde yazmanın ve edebi hafızayı korumanın büyük bedellerle yürütüldüğü coğrafyada, cezaevinde edebiyatla direnen yazarların tanıklıkları hayati bir önem taşıyor.

Kürt Yazarlar Derneği Eşbaşkanı ve yazar Herdem Mervanî, cezaevinde başlayan yazarlık serüvenini, kaybettiği eserlerini ve son kitabı "Hunera Dil"e uzanan edebiyat yolculuğunu Jinnews’ten Büşra Turan’a anlattı. 

Şiirlerini yakmak zorunda kaldı

Küçük yaşlardan itibaren Kürtçe yazmaya başladığını ve  edebiyatla olan yolculuğunun cezaevinde şiir yazarak derinleştiğini söyleyen Herdem Mervanî, “Çocuk yaşta tutuklandım ve cezaevinde şiir yazmaya başladım. O günden bugüne kadar şiir yazmayı sürdürdüm. Yazdığım birçok eser çeşitli nedenlerle kayboldu. Bazılarını ise zor dönemlerde kendi ellerimle yakmak zorunda kaldım. Bugüne kadar üç kitabım yayımlandı. İlk kitabım ‘Çıra’ idi. Bu kitabı cezaevinde tamamlamıştım. Daha sonra ‘Reqsa Perperîkan’ ve ‘Hunera Dil’ adlı eserlerim yayımlandı” dedi.  

Yaşama dair her şey…

Şiirin farklı türlerinde eserler kaleme aldığını dile getiren Herdem Mervanî, “Yaşadığım coğrafyada tanıklık ettiğim olaylardan, kahramanlık hikâyelerinden, aşktan ve insan yaşamına dair birçok konudan beslenerek yazıyorum. Son kitabım olan ‘Hûnera Dil’ ise benim için ayrı bir yere sahip. Bu kitapta babam üzerine yazdığım şiirler yer alıyor. Babam 30 yıl tutuklu kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra 51 gün hastanede tedavi gördü ve yaşamını yitirdi. Babamın vefatının ardından şiirlerimi özgürlük tutsaklarına adadım. 

Bu nedenle ‘Hunera Dil’ benim için duygusal anlamda çok özel bir eser oldu. Yazım sürecinde büyük duygular yaşadım; kimi zaman yazarken gözyaşlarımı tutamadım” sözlerine yer verdi.

Varlık ve hafızayı ayakta tutar

Edebiyatın toplumların varlığını ve hafızasını ayakta tutan en önemli değerlerden biri olduğunu ifade eden Herdem Mervanî, “Bir yerde edebiyat yoksa yaşam da yoktur. Bu, baharın gülsüz ve çiçeksiz kalmasına benzer. Bir halkı ayakta tutan en önemli güçlerden biri edebiyattır. Eğer edebiyat halkın hizmetinde değilse, gerçek anlamda edebiyat olamaz. Çünkü edebiyat toplumsaldır. Yazdığım şiirlerden birine ‘Özgürlük Tutsakları’ adını verdim. Bu şiir aslında yalnızca belirli kişilere değil, bütün Kürt toplumuna verilmiş bir cevaptır. Şiirlerimde hiçbir zaman yalnızca bireysel bir yaklaşım benimsemedim. İnsan duygu katmadan yazabilir ancak inanıyorum ki zamanla yazdıkları da onu duygunun derinliğine götürür” diye konuştu.

Toplum edebiyattan uzaklaşıyor mu?

Herdem Mervanî, toplumun edebiyattan uzaklaştığı yönünde yapılan değerlendirmelere dair şunları ifade etti:  “Ben kendi yaşamımda böyle bir durumla karşılaşmadım. Tanımadığım birçok insanın kitaplarıma sahip çıktığını, onları çevresine tanıttığını gördüm. Bu da bana büyük bir moral ve güç verdi. Edebiyat benimle toplum arasında bir köprü görevi gördü. Katıldığımız etkinliklerde, söyleşilerde ya da buluşmalarda halkın gösterdiği ilgi ve sahiplenme duygusu bize çalışma azmi veriyor. Bir roman ve bir masal kitabı yazmayı hedefliyorum. Bu eserleri tamamlayarak toplumun ortak değeri haline getirmek istiyorum. Amacım, unutulmaya yüz tutmuş değerleri kayıt altına almak ve onları yeni kuşaklara aktarmaktır” şeklinde konuştu.

Kürt yazarlar birlik olmalı

Kürt Yazarlar Derneği’nin çalışmalarına da değinen Herdem Mervanî, “Barış ve Demokratik Toplum” süreci tartışmalarına tüm Kürt yazarların katkı sunması gerektiğini ifade ederek, “Dernek çalışmalarımızın temelinde Kürtlerin birliği fikri yer alıyor. Bizler her zaman Kürt birliğini savunduk ve her alanda Kürtlerle bir araya gelmek istiyoruz. Geleceğimiz için birlik olmamız gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bütün Kürt yazarlara ulaşmaya ve ortak bir zeminde buluşmaya çalışıyoruz. Elbette bazı temel ilkelerimiz ve kırmızı çizgilerimiz var. Halkımıza hakaret eden ya da halkın değerlerine zarar veren yaklaşımları kabul etmiyoruz. Bunun dışında bütün Kürt yazarların örgütlenmesi ve ortak mücadeleyi büyütmesi gerektiğini düşünüyoruz” diye belirtti.

Yazarlar sürece katkı sunmalı

Sürece dair en büyük beklentilerinden birinin Kürt yazarların sürece sahip çıkması olduğunun altını çizen Herdem Mervanî,  “Yaşamımızın büyük bölümü savaş ortamında geçti ve bu süreçte ağır bedeller ödendi. Bu nedenle barışın sağlanması büyük bir değer ve onurdur. Ona sahip çıkmak da hepimizin sorumluluğudur. Bu yalnızca birkaç kişinin görevi değildir; düşüncesi ne olursa olsun, geleceği önemseyen her Kürt yazarın katkı sunması gereken bir süreçtir” dedi.

Kürt edebiyatını dünyaya tanıtmalıyız

Barışı yalnızca bir umut olarak görmediğini söyleyen Herdem Mervanî son olarak şunları ifade etti: “Kürt yazarlar olarak artık içimizde birikenleri özgürce yazmak istiyoruz. Kürtçenin yasaklanmadığı, yazılan eserlerin cezalandırılmadığı, düşünce ve ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı bir ortamın oluşmasını arzuluyoruz. Barışı yalnızca bir umut olarak görmek değil, onu yaşamın doğal bir parçası haline getirmek istiyoruz. Biz Kürtlerin özgür yaşamaya ve barış içinde var olmaya layık bir halk olduğuna inanıyoruz. Diğer halklar gibi biz de edebiyatımızı, kültürümüzü ve dilimizi dünyaya tanıtacağız.”  BEDLÎS