- Komutan Murat Karayılan, dilini savunamayan bir ulusun, varlığını da savunamayacağının altını çizerek, şunları vurguladı: "Ulus savunmasında dil, en öndeki stratejik siperdir. Dil gitti mi diğerleri de gider."
Dilin geliştirilmesi ve korunmasının, yurtseverlik görevi olduğunu belirten Halk Savunma Merkezi (HSM) Komutanlık Üyesi Murat Karayılan, "Kürt öncüleri, siyasetçileri Kürtçe bilmelidir. Dilini bilmediğin, kültüründen uzaklaştığın bir toplumun nasıl öncüsü olacaksın?" diye sordu. Karayılan, Kürtçe eğitim ve statü için çağrılarla yetinilmemesi gerektiğini, pratik çalışmalar yapılmasını ve böylece de devlete kabulün dayatılmasını istedi.
Halk Savunma Merkezi (HSM) Komutanlık Üyesi Murat Karayılan, Kürt Dil Bayramı vesilesiyle Stêrk TV’den Delîl Ronahî'nin sorularını yanıtladı. Önceki akşam yayınlanan kapsamlı söyleşinin bazı bölümleri özetle şöyle:
Bizler, kültürü ve dili tehlike altında olan bir halkız. Bundan dolayı da Kürt Dil Bayramı’nı kutlamaya çok ihtiyacımız var. Dil mücadelesinin geliştirilmesi için böyle günleri yeni çıkışlara vesile yapmalıyız. Dil için çalışma yürütenlerin emeği de gerillanın verdiği emek kadar değerlidir. Bu emeği verenleri, uğruna ömrünü feda edenleri her zaman anacağız. Bu çerçevede Kürtçe için mücadele eden herkese teşekkür ediyorum. Dilin gelişmesi için hem geçmişte hem de bugün çalışma yürütenlerin tarihimizde değerli bir yeri var. Kürtçe davası uğruna şehit düşen tüm şehitleri, değerli devrimci Ferhat Kurtay şahsında saygı ve minnetle anıyorum, anıları önünde saygıyla eğiliyorum.
Uluslaşmada dil
Uluslaşmada dilin başat bir rolü var. Dilini savunamayan bir ulus, varlığını da savunamaz. Hatta ulus savunmasında dil, en öndeki siperdir. Dil gitti mi diğerleri de gider. Ulus savunmasında dil, stratejik bir siperdir. Eğer o siper giderse diğer şeyler de yavaş yavaş gider. Dili her zamanlı canlı tutmak ve korumak gerekir. Ulusun korunması için dil çok önemlidir.
Soykırım siyaseti
Eğer bir dil yasaklanıyorsa soykırım siyaseti var demektir. Osmanlı'dan sonra Türkiye Cumhuriyeti, Türkçeyi tüm coğrafyada egemen kılmak istiyor; bu yüzden diğer dilleri yasaklıyor. Mesela Türkiye'de Lazca, Çerkesçe, Rumca, Süryanice yok olmak üzere. Kürtçe bu dillere göre biraz daha ayakta kaldı, çünkü hem fiziki bir direniş, ulusal bir savaş yaşandı hem de dil direndi.
Eğer bir dilin yaşamasını istiyorsanız, eğitim dili yapılması gerekir. Bu yüzden ana dilde eğitim o dilin, o ulusun varlığı için çok önemlidir.
Kürtçe köklü ve zengindir
Kürtçe, Mezopotamya bölgesinde kadim bir dildir. Köklü bir geçmişe sahip. Kürtçe, köklü ve zengin bir dildir. Son 30 yıldır Başûrê Kurdistan’da, 14 yıldır da Rojava’da ana dilde eğitim var ama bunun dışında eğitim dili yapılmadığı halde gelişerek yaşaması, köklerinin derinliğindendir. Halbuki asimilasyon ve soykırım siyaseti en çok Kürtçe üzerinde yürütüldü.
Mesela, Bakurê Kürdistan’da Şêx Seîd direnişinin ardından Türk devleti, 1925'te Şark Islahat Planı’nı geliştirdi. Şark Islahat Planı’nın birinci amacı, Kürtçeyi unutturmak ve Kürt halkına Türkçe öğretmekti. Özellikle de kadınlara, annelere Türkçe öğretip Kürtlerin tamamen yok olmasını ve Türkleşmesini sağlamayı amaçladılar. Şark Islahat Planı'nı çok çetin bir şekilde sürdürdüler. Şimdiye kadar bu planın etkileri devam ediyor. 1970’li yıllarda artık Kürtçe yok olmak üzereydi. Önder Apo’nun tarihi çıkışı ve Özgürlük Hareketi’nin gelişmesi, bu temelde zindan ve dağ direnişlerinin yaşanması bu yok oluşun önünü aldı. Asimilasyon siyasetinin sonuç almasının önüne geçti. Böyle olmasaydı Kürtçe yok edilebilirdi. Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'nin başlamasının ardından Kürt kültürü daha da gelişti, dil kendini yeniledi, dil mücadelesi yürütüldü. Bütün bunlardan sonra Kürtçenin yok edilmesi mümkün olmadı. Bu yüzden Kürt'ün varlığı ispatlandı. Artık Kürtleri yok edemezler. Şimdi sıra özgürlüğe ve yeni sistemi kurmaya geldi.
Muhasebe günü yapmalıyız
Kürt Dil Bayramı gibi günleri, muhasebe günü yapmalıyız. Dilimiz baskı ve saldırı altında. Dilimiz varlığımızdır, ulusumuzun varlığıdır. Eğer dil yok olursa ulusal varlığımız da tehlikeye girer. Dil, kutsaldır; bu yüzden korunmalıdır. Kürt Dil Bayramı’nda herkes, her Kürt kendisine şunu sormalıdır: Ana dilimi ne kadar savundum, savunmak için ne yapıyorum? Herkes evinde, çarşıda, siyasette, her yerde ana dilini konuşmalı. Diline sahip çıkmıyorsan kendini asimilasyonun kurbanı haline getiriyorsun demektir. Şark Islahat Planı’nın bize dayattığı siyasetin çizgisine giriyorsun, kültürel olarak teslim olmuş oluyorsun, bunu bil! Türkçe konuşmak büyüklük değildir; demek ki dayatılanı kabul ediyorsun. Böyle olmamalıdır. Zorla dayatılan bir şey kabul edilmemelidir. Kürtçeye sahip çıkmalıyız.
Yurtseverliğin görevidir
Mücadelemiz artık çözüm geliştirecek bir aşamaya ulaştı ve demokratik entegrasyon gündemdedir. Bu çerçevede dilin geliştirilmesi ve korunması mücadelenin bir parçasıdır. Yurtseverliğin bir görevidir. Kürt öncüleri, siyasetçileri Kürtçe bilmelidir. Dilini bilmediğin, kültüründen uzaklaştığın bir toplumun nasıl öncüsü olacaksın? Siyaseti Kürtçe yapmalıdır. Tabii DEM Partililer Türkçe de konuşmalı ama özellikle de Demokratik Bölgeler Partisi'nin (DBP) Türkçe konuşmasına ne gerek var? Kendi lehçelerinde konuşmalılar. Artık bunun farz olması lazım. Devlete de dayatmaları gerekir.
Çağrılarla yetinilemez
"Kürtçeye sahip çıkın, devlete Kürtçe eğitim dili olsun, ana dilde eğitim" talepleri yerindedir ama sadece çağrıyla olmaz. Çağrı var ama hayata geçirme yok. Hayata geçirilmeli bu çağrılar. İstemek yerine kendimiz yapmalıyız, dilimizi geliştirmeliyiz. Mesela her kurum, bir dil komünü gibi hareket etmelidir. Toplumda dil komünleri geliştirilmelidir. Her yerde ana dilde eğitim geliştirilmelidir. Her ev, her sokak, her park bir okul olmalı ve her yerde ana dilde eğitim verilmelidir. Devletin okullarının yanına kendi okullarımızı da yapmalıyız. Örneğin, çocuklar haftada 5 gün okula gidiyorlar, iki gün de Kürtçeye gitsinler. Bu yapılmalıdır. Mesela belediyelerin, kurumların, partilerin dil komünleri olmalıdır. Demokratik kurumlar, dil kurumları, toplumsal kurumlar elini taşın altına koyarak adım atmalıdır. Sadece devletin kabul etmesini ve adım atmasını beklememeliler. Tamam, o da yasal bir taleptir ama devleti beklememeli, kendileri de Kürtçe için yöntemler geliştirmeli.
Dilinizi gururla konuşun
Dil, kültür, medeniyet, edebiyat hepsi birbiriyle bağlantılıdır. Bu yüzden dil başattır. Dil varsa diğerleri de gelişir. Bu yüzden başta sevgili Kürdistanlı gençler, genç kadınlar ana dillerine sahip çıkmalı, her yerde dillerini gururla konuşmalı, kendilerini geleceğe bu şekilde hazırlamalılar. Her yerde Kürtçeyi egemen kılmalıyız. Demokratik siyaset Kürtçe konuşmalı, sanat Kürtçe geliştirilmeli, kültür daha fazla toplumumuzun gündeminde olmalı. Bu şekilde eşit, demokratik ve özgür bir yaşamı inşa edebiliriz. HABER MERKEZİ