Kürtleri sadece Türkler mi asimile ediyor?

Toplum/Yaşam Haberleri —

5 Ocak 2021 Salı - 22:00

  • Almanya’da Kürtlerin nüfusunun en fazla olduğu NRW’ye bağlı 3 kentte sadece 85 öğrenci okullarda Kürtçe ders alıyor.  Kürtçe ders veren Selahattin Kaymaz, Kürtlerin ana dile sahip çıkma konusunda ciddi bir yüzeysellik içinde olduğunu söyledi.

VEYSİ IŞIK/WUPPERTAL

Almanya’nın NRW eyaletinde okullarda Kürtçe ders veren Selahattin Kaymaz, "Aslında Kürtçe eğitim konusunda bir açlık var. Ama önemini kavrama ve gereğini yapma konusunda yüzeysellik mevcut" dedi. 
Selahattin Kaymaz yaklaşık 10 yıldır Almanya’da yaşıyor, son 5 yıldır ise okullarda Kürtçe öğretmenlik yapıyor. Kaymaz, "Essen kentinde başladım. Ardından Wuppertal, son olarak Remscheed’de Kürtçe ders vermeye başladım. Essen ve Remscheed’de ikişer sınıf ile devam ediyorum. Wuppertal’de ise 2 sınıftı, 1 sınıfa düştü. Toplam 85 öğrencimiz mevcut. Şimdilik en zayıf olduğumuz kent Wuppertal" dedi. 

Kürtçe öğrensem ne fayda!
Kaymaz, NRW’de yaşayan Kürt nüfusu düşünüldüğünde derslere ilgi ve katılımın eksik olduğunu belirtti ve ekledi: ”Asimilasyondan kaynaklı Kürtlerin kendi dilleri ile bağlarında bir çözülme durumu var. Dilin geçmiş ile gelecek arasındaki bağlantıyı sağlayan köprü olduğu gerçeğini kavrama sorunu var.” Kaymaz, 'Kürtçeyi öğrensem bana ne fayda sağlar' gibi dar ve yüzeysel yaklaşımlar olduğunu da ifade etti. 

Yüzeysellik var
"Aslında Kürtçe eğitim konusunda bir açlık var. Ama önemini kavrama ve gereğini yapma konusunda yüzeysellik mevcut" eleştirisinde bulunan Kaymaz şöyle devam etti: "Dilin önemini kavrama ve yaşamla bütünleştirme sorunu var. Tabi burada yüz yıllık bir boşluk var. Bu boşluğun yaratmış olduğu kopukluklar var. Yavaş yavaş bu boşlukları doldurmaya çalışıyoruz. Kürtler henüz bunu tam kavramış sayılmazlar. Milli şuur ve aidiyet duyguları yeterince gelişmemiş toplumlarda dile sahip çıkma konusunda ciddi eksiklikler yaşanıyor. Kürt toplumunda da durum biraz böyledir."

Maalesef duyarlılık yetersiz
Almanya’da yaşayan diğer halkların kendi ana dillerine daha çok sahip çıktığını söyleyen Kaymaz, "Diğer halktan velilerin çocuklarını dil sınıflarına gönderme konusundaki hassasiyetleri oldukça yüksektir. Örneğin; Türkler, İtalyanlar ve Arapların birden fazla sınıf ve öğretmenleri mevcut. Veliler en az öğrenciler kadar sınıf ders ve öğretmen ile ilgililer bu konuda da maalesef bizim duyarlılığımız yeterli değil" ifadesini kullandı. 

Bireysel emek ve çabalarla
Ana dil eğitimiyle ilgili çalışmaların sivil kurumlar aracılığı, bireysel emek ve çabalarla yürütüldüğünü söyleyen Kaymaz, "Bu konuda insiyatif Kürdistan Öğretmenler Birliği’nin. YMK gerekli organize ve materyal teminini sağlıyor. Materyaller Türkiye, İsveç ve Almanya’dan sağlanıyor. Farklı yerlerden materyallerin gelmesi çalışmada zorlayıcı olabiliyor" değerlendirmesinde bulundu. 


Okul olmayınca evde öğretiyor

Yüzlerce Kürdistanlının yaşadığı Wuppertal kentinde öğrenci sayısı az olduğu için iki olan Kürtçe ders sayısı 1’e düşürüldü. Eski kursiyerlerden Robin Yûsiv’in babası Kürt yazar Helîm Yûsiv, "Okulda eğitim olamadığı için çocuğuma evde Kürtçe öğretiyorum" diyor.
 "Daha evvel Kürtçe kursların başarılı ve yüksek katılımı  için yapılan bazı girişimler ve çalışmalar vardı ancak istenen düzeyi yakalayamadık" diyen Yûsiv, "Bu noktada hem eğitimi organize edenler hem de aileler olarak bize düşen sorumluluklar var. Öncelikle bu çalışmaları organize eden arkadaşlar bu konuda yeteri kadar donanımlı olmalıdır. Bu çalışmalar bazı eksiklikler ile yapılmaya çalışıldı. Ailelerden dilekçeler toplandı ama sonrasındaki aşamalara dair aileler sağlıklı bilgilendirilmedi" eleştirisinde bulundu.  

10 kilometre yol katettiler
Eğitim için çocukların 10 km uzaktaki başka bir okula gidip gelmek ile karşı karşıya kaldıklarını ancak ailelerin bu durum karşısında fedakar bir tutum sahibi olamadıklarını belirten Yûsiv, "Bunun yanı sıra verilen dilekçelerde birkaç tanesinde teknik sorunlar yaşandı bunların takibi ve eksikliklerin giderilmesi noktasında da eksik kalındı. Dilekçelerin yoğun olarak toplandığı bölgelerde yeni sınıfların açılması beklentisi olmasına rağmen yine yeteri kadar üzerine gidilmedi. Bu konuda eğitim müdürlükleri ile daha sık diyalog farklı sonuçlar alabilmek mümkündü" diye konuştu.  

Öğretmenlere ciddi görev düşüyor
"Öte yandan biz Kürtlerin dile yaklaşımı sıkıntılı" ifadesini kullanan Yûsiv, "Kürtçe öğretmenler bu durumun bilincinde. Kürt öğretmenlerin diğer dillerin öğretmeni gibi sadece sınıfa gidip ders anlatma gibi bir tutumu olmamalı. Katılım noktasında aileler ile çok sıkı iletişim içinde olmak ve onları ikna ederek bu sürecin bir parçası yapmak önemli. Bu anlamda öğretmenlere ciddi görev ve sorumluluk düşmektedir" dedi.  

Evde kendim ders veriyorum
Oğlunun gittiği sınıfın 8,10 kişilik grupla başladığını sonra bu sayının 3 illa 4 öğrenciye kadar düştüğünü belirten Yûsiv "Öğretmen ile birlikte bizde bu sürecin tanığı olmamıza rağmen müdahil olamadık, bir şeylerin seyrini değiştirmek için çaba içine girmedik. Yapılan başvuru ve dilekçelerin takibi konusunda da öğretmen sürecin takipçisi olamadı. Nihayetinde kendi çocuğumu okuldan alıp Kürtçe eğitimi kendim vermeyi tercih etmek durumunda kaldım. Öğretmen ve veli arasında olması gereken iletişim ve diyaloğu ne yazık ki yakalayamadık" diye aktardı. 

Kapı kapı dolaşıp ikna etmeli
Almanya’da ana dil eğitim hakkı yasal olarak tanınmış olmasına rağmen bu hakkın kullandırılması konusunda ilgili makamların ağırdan alma durumu olduğunu ifade eden Yûsiv, "Bu tutumu bertaraf etmek için yapılan çalışmalar ve verilen dilekçeler konusunda ısrarcı ve sıkı takipçi olmak gerekiyor. Takip konusunda en ufak bir boşluk ne yazık ki yapılan çalışmayı ve verilen emekleri berhava etmektedir" dedi. Slogancı, duygusal ya da sadece iyi niyetle yürütülecek çalışmalarla sonuç alınamayacağının da altını çizen Yûsiv, "2021 yılı için yeni ve iyi bir başlangıç mümkündür. Bu çalışmalar için çok teorik birikim ya da çok kitlesel insiyatif gerekmemektedir. Pratik olarak sorumluluk üslenecek üç ya da dört kişilik bir komite oluşturularak aileler kapı kapı dolaşılarak ziyaret edilip bilgilendirilirse çocukların anadil ile eğitime katılımını sağlamak mümkündür" diye konuştu. 


Kürtçe AG kapsamına girmeli

Ehmede Xani Cami Yöneticisi Hülya Güner, okullarda Kürtçe derslerin verilmesi için yürütülen çalışmalara katılıyor. Kürtçe derslerin özellikle ilk okulda tercihli dersler (AG) arasına dahil edilmesinin önemine vurgu yaparak, "Bazı okullarda Türkçe ve Arapça gibi diller bu uygulamaya dahil ancak Kürtçe için uygulanmıyor" diye belirtti. Kürtçe’nin AG programına dahil edilmesi halinde daha fazla tercih edilebileceğini söyleyen Güner, "Ayrıca okullarda verilen Kürtçe eğitimde yaş ve sınıf eksikliği benzeri sorunlar ile karşılaşılmaktadır. Bu konuya çözüm olabilecek alternatif imkan ve proğramlar yapılmalı, Bu yönlü bir çalışmaya ihtiyaç var" dedi. 
DKTM ve camilerinin de Kürtçe eğitim konusunda rol oynayabileceğini kaydeden Güner, "Hem fiziki hem de teknik anlamda bu durumlara çözüm üretme ve cevap olma potansiyeline sahibiz. Sadece bunu planlamaya ihtiyaç var ve  bu çok hızlı bir şekilde yapılmalı. Halkımızın en kıymetli hazinesi olan dile dair yeni bir anlayışla farkındalık yaratma temelinde bir kampanyaya ihtiyaç var" dedi. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.