• 31 yıl önce gözaltında katledilen İkram Mihyaz'ın ailesi, faillerin ortaya çıkarılmasını ve adaletin sağlanmasını istiyor.

 

Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) İzmir 2 Nolu Şubesi Başkanı İkram Mihyaz, 5 Temmuz 1994'te İzmir Basmane'deki sendika binasından çıktıktan sonra kaçırıldı ve katledildi. Mihyaz’ın ailesi ve sendika, sorumluların açığa çıkarılması için hukuk mücadelesi yürüttü. Aradan geçen süreçte verilen mücadeleye rağmen bu dosyada diğer dosyalar gibi karanlıkta bırakıldı. İHD İzmir Şubesi ve ailenin avukatı Metin İriz, yaptıkları araştırmaların sonucunu 2021'de kamuoyuna açıklamıştı. Yapılan araştırmaya göre; Mihyaz’ın beyaz Tempra marka araçla kaçırıldığı ve sonrasında mavi bir araca bindirildiği bilgisi paylaşıldı. Mihyaz, kaçırıldıktan sonra İzmir-Manisa yolu üzerinde bulunan Çiçekli köyünde katledildi. Köylülerin Mihyaz'ın katledildiğini gördüğü bilgisi de paylaşıldı. Mihyaz, Yaka köyünde ormanlık alanda, yakın mesafeden sıkılan 4 kurşunla katledilmiş halde bulundu. Failler hakkında, "kasten insan öldürme" suçundan yürütülen soruşturma, 2014’te kapatıldı. Eşi Azize Mihyaz takipsizlik kararının kaldırılması için savcılığa dilekçeyle başvurdu. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, "zaman aşımı süresinin dolduğunu, yapılan araştırmalara karşın suçu işleyenlerin kimliklerinin tespit edilemediği" kararını verdi. Ayrıca adli emanetteki bir adet deforme mermi çekirdeği, bir adet 9 mm çapında boş kovan, Mihyaz’ın üzerinden çıkan kanlı gömleği ve diğer giysilerinin "ekonomik değere sahip olmamaları ve zaman aşımı dolmuş olması" gerekçesiyle karar kesinleştikten sonra imha edileceği belirtilerek, ailesine verilmedi. Ayrıca Av. İriz’in 2015'teki "insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımının işlemeyeceği" başvurusu da olumsuz sonuçlandı. 

Fail belli ama sonuç alamıyor

MA'ya konuşan Mihyaz’ın eşi Azize Mihyaz, şunları söyledi: "Bir sonuç alamadık. Faili meçhul. Faili belli de bir şey yapamıyorsun. Parmakla gösteremiyorsun. Çalışan, halkını ve ailesini seven çok düzgün bir insandı. Kürt kimlikliydi, sendikacıydı. Düzgün konuştuğu için susturuldu. Ben duruşmalara girmedim. 5 sene kadar kendime gelemedim. Topluma çıkamadım. Hep tedavi gördüm, doktordaydım. Duvarda çivi çakılıydı. Hep serumlarla yaşadım, 5 yıl. Oğlum iki buçuk yaşındaydı, şimdi 33 yaşında. Çok zor bir süreç yaşadık. Failin ortaya çıkmasını istiyoruz ama faili yok. Çok başvurduk. Çok konuştuk. Çok yürüyüşler yaptık. Ben ve ailem gözaltına alındık. Çok mücadele ettik ama bir sonuca varamadık. 31 yıl oldu. Adalet yerini bulsun istiyoruz." İZMİR