Milliyetçi tehlike ve görevlerimiz

Mihraç URAL yazdı —

5 Nisan 2021 Pazartesi - 23:00

  • Türkiye solu adına demokrasi güçleri adına bir varlık olma şansı bile, Kürt gerillasının öz verileriyle ikame olmuştur. 40 yılı aşkın mücadelenin tüm verileri bize bunu anlatıyor. 

Önceki makalem “SAMAN ALEVİ ‘EYLEM PLANI”nın da ülkenin diktatörlük zulmünden acil kurtuluşu için dayanışması gereken iki temel güçten söz ettim.

Birincisi; Kürt halkının başını çektiği ülkenin tüm özgürlük ve demokrasi güçleri.

İkincisi; Millet İttifakı ve onun yakın çevresinden oluşan demokratik güçler. 

Diktatörlüğe Karşı Cephe

Bu güçler resmi olmasa da fiili olarak, bir biçimde Diktatörlüğe Karşı Cephe (DKC) ya da Demokrasi Cephesi (DC) oluşturabilmelidir. Büyük ve güçlü çekim merkezi böylesi bir adımla ikame edilebilir.

Yakın dönemin tüm siyasal sonuçları, iktidarların ortaya koyduğu kaygan oyun kuralları çerçevesinde bu iki güçten başka, üçüncü etkin bir güce yer bırakmamıştır. Ayakları havada slogancı yaklaşımları bir kenara koyarsak, İslamik faşizmi temsil eden Erdoğan diktatörlüğünü devirmek için bu iki temel gücün dayanışması gerek. Legal siyasal sahnenin acil görevi budur.

Diktatörlüğün yıkılmasından söz edişim, sistemin değişmesiyle ilgili değildir, en iyimser haliyle baskıcı dönemin gevşemesi, iktidar yandaşlığından kaynaklanan mali kazançların kısılması, mahalle galebeciliğinin çözülmesi anlamındadır vb; İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığının kazanılmasıyla ortaya çıkan durumun Türkiye genelinde yaratacağı sonuçlar gibi. Bu çözülme, sistemi sarsar ama yıkamaz.

Bu yolda handikaplar az değil, milliyetçilik batağından çıkıp gelmiş haliyle CHP ve İYİ Parti bu mücadelede kararlı ve güvenilir değildir. Zira, Millet İttifakının milliyetçilik temelinde oluşturduğu ortak algı, diktatörlüğü devirmek için gerekli dayanışmanın önünde önemli bir engeldir.

Milliyetçi tehlike

Tehlike deyince akla ilk gelmesi gereken diktatör Erdoğan’ın, seçimlerde hezimete uğrasa da koltuğu bırakmamak için harekete geçireceği resmi ve kolluk kuvvetleri akla gelmelidir. Ülkeyi kan gölüne çevirmekten çekinmeyecek kadar ahlaksız bir faşizmle karşı karşıya kalacağımızı kimse unutmasın. Bu konuyu yeri geldikçe işleyeceğim. Bu makalede yükselişiyle dikkat çeken İYİ Parti milliyetçiliğinin tehlikesi üzerinde duracağım.

İYİ Parti, MHP’yle yarış içinde ilkel milliyetçi söylemlerle ülkeyi geren diktatör Erdoğan’ın siyaset algılarına en yakın ortağı temsil ediyor. MHP geleneğinin tüm kirli ırkçı milliyetçi söylemlerine sarılmış haliyle İYİ Parti, yeminli bir Kürt düşmanıdır. Bağımsız Kürt siyasal iradesinin kendini tanımlama çabaları önünde en büyük engel olma yolundadır da. HDP oylarını sonuna kadar kendi lehine istismardan çekinmeyen İYİ Parti, HDP’yi yok saymak ve yok etmek için MHP-AKP Cumhur ittifakından geri kalmamaktadır. Bu durum Millet İttifakının diktatörlüğü yıkma mücadelesinde önemli bir engeldir.

Bu tabloda önemle dile getirip dikkat çekeceğim siyasal tanı, İYİ Parti’nin Meral Akşener’le yakaladığı ivmenin yarattığı milliyetçi tehlikedir. Milliyetçilik siyasette veba gibidir bulaşıcı ve ahlaksızdır, inkarcıdır da. Muhalefet adına, diktatör Erdoğan’a en komplike eleştirileri yapan ve bununla oylarını çoğaltan Akşener başkanlığındaki İYİ Parti, diktatörlükten kurtulmanın bir gücü olduğu kadar derin milliyetçi bilinç altının yarattığı tepkileriyle, tutarlı bir demokrasi gücü olamayacağını göstermektedir; bu partinin temel kadrolarının 74-80 dönemi ülkücü faşist cinayet şebekeleri olduğunu burada tekrar hatırlamak gerek. İYİ Parti CHP flörtü ise tehlikeyi daha da arttırmaktadır.

Gelişmelerin oluşturduğu siyasal çuvalda bu güçlerle birlikte özgürlük ve demokrasi için dayanışmada bulunmak, deveye hendek atlatmaktan çok daha zordur. Son mahalli seçimlerde bunu çok net gördük; Büyük Belediye Başkanlıklarının, diktatörlük safından çıkışını sağlayan HDP oylarına karşı Millet İttifakının gösterdiği inkarcı ilgisizlik bunu anlatmaya yeter.

HDP’nin kadim kadroları, zor siyaset denklemlerini çözebilecek dirayette olduğuna inanıyorum

Görevlerimiz

Çok net söyleyeceğim.

Birincisi; Kürt halkının hepimiz adına, ezilen diğer halklar ve tüm sol devrimci güçler adına, şehit üzerine şehit vererek ayakta tutuğu, zorluklara rağmen yaşatıp sürdürdüğü ve şu an itibariyle dünyanın en gelişmiş ulusal kurtuluş hareketini temsil eden Kürt gerillasının daha da güçlendirilip etkin olması için çaba sarf edilmeli, katkı sunulmalıdır.

Özgürlük ve demokrasi adına gelecek için tasarılarımızın manivelası bu güçtür. Diktatörlük rejimini dizginleyen, demokrasi güçlerini zamana yayılmış da olsa toparlanma zemini oluşturan bu mücadeledir. Bu cümleleri kimseyi methetmek için yazmıyorum, gerçek budur, Türkiye solu adına demokrasi güçleri adına bir varlık olma şansı bile, Kürt gerillasının öz verileriyle ikame olmuştur. 40 yılı aşkın mücadelenin tüm verileri bize bunu anlatıyor. Ama bu da tek başına sonuç almaktan uzak kaldı. Zira denklemin önemli bir ayağı hep eksikti. O da diğer demokrasi güçlerinin yetmezlikleridir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.