7 MART: Birlik ve direniş
Mihraç URAL Haberleri —
- Şam yönetiminin Alevilere yönelik katliamı, bir yılını dolduruyor. En ağır acıların yaşandığı bu günü anmak için birlik ve dayanışma içinde sesimizi yükseltmeliyiz.
Alevi halkına karşı kanlı ve acımasız bir sürecin, ahlaksızca dayatılan bir imhanın günüydü 7 Mart 2025. O gün Suriye’de silahlarını teslim etmiş, “barışa kavuştuk” düşüncesiyle evlerinde ve iş yerlerinde sessizce oturan milyonlarca Alevi, bir anda karşılarında “Aleviler tabuta, Hristiyanlar Beyrut’a” diye bağıran teröristleri buldu. O gün kontrolden çıkmış, vicdansız gruplar, evlere, köylere ve sokaklara girerek ulaşabildikleri her yerde ölüm saçtı.
Bu kanlı gün, yüzyıllardır süregelen katliam zincirinin yeni bir halkası olarak görüldü. Ölüm, en acımasız haliyle Alevilerin kapısındaydı. Yaşananlar, bir soykırımdı ve Alevileri çepeçevre saran bir vahşetti. En az 22 bin, bazı kaynaklara göre 30 bin insanın öldürüldüğü ifade ediliyor.
Yarın 7 Mart. En ağır acıların yaşandığı bu günü anmak için sokaklara ve meydanlara çıkma günüdür. Aleviler ve dostları, yüreklerine kazınmış bu kanlı günü, yüzyıllar geçse de unutmayacaktır. İşimiz ne olursa olsun bir kenara bırakmalı, elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Hep birlikte sesimizi yükselterek, bize yöneltilen ölüm mangalarını, Şam yönetimini protesto edeceğiz. Bize yöneltilen katliamı unutmadığımızı ve bunun hesabını soracağımızı dile getirmeliyiz. Silahını teslim etmiş Alevilere karşı yapılan acımasız saldırılara karşı durduğumuzu ilan edeceğiz.
Aleviler hep barıştan yana oldu
Biz Aleviler, tarihin derinliklerinden gelen kadim ve uygar bir topluluğuz. İnsanlığa katkı sunmuş, inancında yalnızca barışı savunan bir toplumuz. Ugarit uygarlığını kuran ve insanlığa ilk alfabeyi öğreten topluluklardan geldiğimizi ifade ediyoruz. İlk alfabe, insanlık tarihindeki en önemli kültürel adımlardan biridir. Bu uygarlıktan gelen bir halk olarak tarihte hiçbir savaşın, istilanın ya da komşuya saldırının aracı olmadık. İnancımız buna engeldir. Her zaman barıştan ve sevgiden yana olduk. Benimsediğimiz dinin en uyumlu ve en barışçıl yönünü tercih ettik. O günden bugüne Aleviler bölgemizde barışın sembolü olarak yaşadı. Ancak kanlı yönetimler bize sürekli saldırdı, varlığımızı inkâr etti. Bizi “kâfir” ilan ettiler; öldürdüler, yıktılar ama bizi teslim alamadılar. Barışçıl inancımızla üzerimize yöneltilen ölüm tehditlerine karşı dimdik durduk; silah zorlamalarına karşı göğsümüzü siper ettik ve asla taviz vermedik.
Şam, Alevilere ölümü reva görüyor
Şam yönetimi, bize her gün ölümü dayatıyor. Alevi kimliği taşıyan kardeşlerimize ölüm reva görülüyor. Barıştan başka yol seçmeyen insanlara bitmeyen kinleriyle ölüm sunuyorlar. Bu zulüm düzeni ülkede kalıcı olamayacaktır. Azınlıklara ölümden başka bir şey vaat etmeyen bu yapıya karşı bugün hep birlikte sesimizi yükselteceğiz. Dürzileri, Kürtleri ve İslamcı olmayan Müslümanları ölümle tehdit eden bu anlayışı asla kabul etmiyoruz.
Bölgemiz ve dünya zor bir süreçten geçiyor. Savaş, bölgemizde insani olan pek çok değeri yıktı. Bu dönemde, Alevilerin barış talebi en doğru cevaptır. Kendi bölgemizde barışı savunmaya devam etmeliyiz. Savaş ortamını fırsata çevirenler, dış güçlerin etkisiyle hareket ederek çatışmayı yaymaya çalışıyor. Oysa bölgemizin ihtiyacı savaş değil, barıştır. Kısa süreli iktidarlarını şiddet ve baskıyla sürdürmeye çalışanlara karşı durmak ve bize yöneltilen katliamları protesto etmek hakkımızdır.
Dayanışma ve birliğin önemi
Alevi kardeşlerim, bu zor günlerde birbirimize sıkı sıkıya kenetlenmeliyiz. Tutarlı olmak en önemli görevimizdir. Dayanışma ve birlik, her zorluğun üstesinden gelmenin temel yoludur. Hiçbir güç birliğimizi ve kararlı duruşumuzu engelleyemez. Birlik ve dayanışma, karanlık günlerde yolumuzu aydınlatacaktır. Bu birliği sonuna kadar sürdürmeliyiz. Başarının sırrı buradadır.
Avrupa’da ve Samandağ’da 7 Mart itibarıyla düzenlenecek gösterilere katılmaya davet ediyorum. Tüm sanatçılar, edebiyatçılar, aydınlar ve duyarlı herkes katılmalıdır. Ülkemdeki herkesi, Alevi kardeşlerimizin haykırışlarına ve protestolarına destek vermeye çağırıyorum.
Alevilerin Suriye’de, Avrupa’da ve Türkiye’de dile getirdiği haklı talepleri dünya kamuoyuna duyurmak için bir adım daha ileri gitme günüdür. Haksız yere tutuklu bulunan Aleviler, kaçırılan ve köle gibi satılan kadınlarımız, her gün öldürülen Aleviler için sesimizi yükseltmeliyiz.







