Komisyon raporunda Kürt sorunu yok

Mihraç URAL Haberleri —

  • Komisyon, Kürt sorununun hacmini ciddiye alarak net tespit ve öneriler içeren bir rapor hazırlamalıydı.

Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, raporunda 'Kürt sorunu' diye bir gerçeği ortaya koyamadı. Onlarca sayfalık raporda dile getirilen kardeşlik, uyumluluk, eşitlik gibi bir dizi söyleme rağmen konusu olan Kürt sorunu üzerine hiçbir şey demedi. Esasında Kürt sorunu, demokrasinin bir sorunuydu, bunun da üzerinde durmak yerine 'terör'le sınırlandı. Rapor, güçsüzdür ve yanlış eğilimler içindedir.

Kürt sorunu, 'terör'le ilgili değildir. Kürt sorunu, yüzyılı aşkın süredir, hayatın heryerinde kendini gösteriyor. Kürt sorunu, dil sorunudur aynı zamanda. Milyonlarca insanın konuştuğu özgür olması gerekli olan dildir. Kürt sorunu, kültürel bir sorundur aynı zamanda. Kürt sorunu, giyim kuşam, sosyal ilişki ve bağlamdır. İnsanın özgür olduğunu hissetmesi, siyasal açıdan varlığını kabul etmesidir aynı zamanda. Kürt sorunu, temel yaklaşımlarıyla ele almadan, “Ne farkımız var, yiyor içiyoruz, giysimizi giyiyoruz. Adem ile Havva’nın çocuklarıyız” diye geçiştirilemez.

Raporun 7 bölümünde de Kürt sorununa çözüm önerilmiyor. "Güvenlik ve terör” diye PKK’nin silahlarını bırakması üzerine yoğunlaşıyor. Özetle “Kürt yoktur” diyor ve bunu “Türkiye tarzı” çözüm olarak gösteriyor. Bu akıl, Türk aklıdır. Çözümsüzlüğü, çözüm olarak tanıtıyor ve "Kürt sorunu vardır, çözümü de şöyle olmalıdır” demiyor. Böyle olunca da Kürtleri haklarıyla ilgili yasal ve anayasal düzenlemeler işaret edilmiyor.

“Demokratikleşme ile ilgili öneriler” başlığı altındaki bölümde AİHM kararlarının yerine getirilmesi gerektiği belirtiliyor. Zaten buna karşı direnen hükümetin kendisidir. AİHM kararları yıllardır duruyor, ancak uymamak için elinden geleni yapıyor.

Başkan Öcalan, öz yönetim anlamına gelecek açıklamalar yaptı. Buna işaret eden bir açıklık yoktur. Kürt sorunu, bu ülkenin 100 yılık sorunudur. Basitçe geçiştirilecek bir sorun değildir. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı da raporu eleştirdi.

Komisyon, Kürt sorununu hacmini ciddiye alan açık ve net tespit ve öneriler içeren bir rapor hazırlamalıydı.

Raporda dikkat çeken “Türkler, Kürtler ve Araplar” vurgusu önemlidir. Bu vurgu, Türkiye iç bütünlüğü açısından ele alındığını mı yoksa bölge açısından Arapları kastettiğini mi sanalım. Bence Araplar konusu Türkiye’nin iç bütünlüğüne  yönelik olmalıdır. Türkiye’de etnik bileşkede Araplar, üçüncü en büyük kitleyi oluşturuyor. Yaklaşık olarak, 10 milyonu aşkın sayılarıyla üçüncü büyük sosyal taraftırlar. Henüz sesleri çıkmıyor ama bu kitle, bir gün tüm ağırlığıyla kendini hissettirecektir. Dil açısından olduğu kadar, siyasal yaşam açısından da Kürtler gibi ayağa kalkacaklar. Araplar, Türkiye’nin ana sorunu olarak yerlerini alacaktır. Kürtlerin kazanacağı hakların benzerine sahip olacaklardır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.