Rojava'da anayasal mücadele
Mihraç URAL Haberleri —
- Artık kendi halk kitlesinin egemen olduğu yerde, mücadeleyi sürdürmek gereklidir. Dört başlık altında, 14 maddenin oluşturduğu 29 Ocak Anlaşması bitip tükenmez tartışmalara konu olacaktır.
Mücadele artan oranda devam edecektir. Dünü değil, bugünü ve yarını şekillendirecek mücadele, Rojava için anayasal normların belirlenmesine ilişkin olacaktır. Dün, elde edilen kazanımlardan yola çıkarak, artan oranda nelerin olduğuna nelerin daha fazla olmasına bakılacaktır. Dün kazanılan değerler federasyon tanımına çok uygundur. Askeri, güvenlik ve idari açınmalarla belirlenen dünün mücadelesi, önemli kazanımlar sunmuştur, ancak istenilen kazanmalar değildir. Merkeze bağlılık, hala kabaca devam etmektedir. Bunun törpülenmesi gereklidir. Bu da anayasal mücadelede kendini gösterecektir. Bugünün ve yarının mücadelesi, hukuk mücadelesi olacaktır. Askeri ve güvenlik mücadelesini ihmal etmeden yürütülecek hukuk mücadelesi, Rojava’nın önünde duruyor.
Rojava, bugün tüm Kürtlerin anayurdu, yüreği, bilinci ve gerçeğinin ortaya çıkışını temsil ediyor. Kürtler, ilk kez söz birliği içinde bir davayı savundu. Kürt özgürlüğünün, dünyanın her yerinde bir arada savunulması gerçekleşti. Bu savunu boğulmak, özellikle Türk devleti ve başında bulunan Erdoğan yönetimi tarafından ezilmek istendi, ancak Rojava, büyük bir direnç gösterdi. Dünya ölçeğinde Kürt ve Kürt’e dost olan insanlar karşı direnişe geçti. Elbette tehlike henüz geçmedi ama ana eksende, boğma harekatı felç oldu.
Rojava'nın bu gücü, Ortadoğu’da oynanmak istenen tarihsel oyunlara karşı durmak gibi önemli bir nedene dayanır. Bu oyunlara karşı direnmek için dünyanın neresinde olursa olsun insanların topluca haykırması gelir. Bu iki unsur, Rojava gerçeğini ifade eder, alan itibarıyla dar olsa da bu direniş, kaçınılmaz olarak oyunlara karşı bir çizgide tutunuyor. Rojava, bu küçük toprak parçası, direnen insanlarıyla kendini ifade ediyor. Bu noktada dün kazanılanlara takılmadan, bugünü ve yarını düşünmek gerekir. İnsanlığın desteklediği bu gücün, yarınında gerçekleşecek kazanımların peşine düşmeli. Bu da anayasal ve hukuksal boyutta olacaktır.
Rojava, 6 milyonu aşan Suriyeli Kürtlerin merkezidir. DAİŞ'e karşı mücadelesini, kahramanlıkla 12 binden fazla şehit vererek gösterdi. Bir daha gerekirse aynı mücadeleyi verebilecek güçtedir. Kimse bu gerçeği atlayamaz. Bölge dışındaki devletler de kendi halklarına bu gerçeği gizleyemez. Avrupa devletleri, bu gerçeği görerek, yasalar, kararlar almak zorunda kaldı. ABD bile bu konuda aktif davranarak, Kürtleri korumaya yönelik kararlar almaya hazırlanıyor. Dünya çapında böylesine görkemli sonuçlar üretebilen Rojava, yarınları için uğraşacak ve yeni kazanımlar elde edecektir.
QSD, bazı bölgelerden çekildi. Gerileyen kısmıyla gelinen noktada Rojava, gerçek kimliğine kavuştu. Ben, uzun zamandır bazı Arap aşiretlerin bu süreçten çekileceklerini, buna dikkat edilmesi gerektiğini yazdım. Koşullar nereye kadar varırsa oraya kadar bu topraklar üzerinde hüküm sürülecekti. Tarih bu açıdan açık ve net çizgiler çizer. Şimdi dünde kalan bu yaklaşımların, bugün ve yarın için uzunca bir anlatımına gerek yoktur.
Artık bulunulan yerde, kendi halk kitlesinin egemen olduğu yerde, mücadeleyi sürdürmek gereklidir. Kobanê’nin hala kuşatma altında olduğunu unutmadan, irili ufaklı sürtüşmeler devam edecektir. Dört başlık altında, 14 maddenin oluşturduğu 29 Ocak Anlaşması bitip tükenmez tartışmalara konu olacaktır. Yerinden edinilen sivil halkın, yeniden onurlu biçimde kendi mülklerine dönüşü, ana dille eğitim meselesi gibi tartışmalar, anlaşmanın kırmızı hatlarını oluşturuyor. Hesekê Valisi olarak belirlenen Nureddin İsa Ahmed ve Savunma Bakan Yardımcısı olarak atanan Çiya Kobani’yle kalmayacak, yarının mücadelesiyle daha özgün çerçevede haklar kazanılacaktır. Hukuk ve anayasa mücadelesi diye dile gelen noktaların en önemlisi “Suriye devleti, Araplardan, Kürtlerden, Alevi ve Dürzilerden oluşan bir devlettir. Bu devlette adlarıyla belirlenecek azınlıkların hakları da koruma altındadır” diye ifade edilecektir. Bu ifadeler, kaçınılmaz şekilde, ister barışçıl yollarla ister şiddetle Suriye’yi kapsayacaktır.
Şu an Suriye fiilen bölünmüş durumdadır. Federasyon istemiyorlar ama kendi aralarında bölünmüş olarak yaşıyorlar. Bu işin sonucunda, gerçek anlamda bölünme yaşanacaktır. Alevilerin, Dürziler ile birlikte kendi haklarını almak üzere, yarın için çok çaba sarfetmeleri gerekiyor. Rojava, 29 Ocak itibarıyla yaptığı anlaşma, sarsılacak ve yerine yeniden olanaklar kazınmış olarak adem-i merkeziyetçiliğe gidilecektir. Bu açıdan hukuk mücadelesinde dikkat edilecek ve önlem alınacak noktalar olacaktır.







