Mücadele ile şekillenen NEWROZ

Forum Haberleri —

24 Mart 2022 Perşembe - 23:20

Newroz

Newroz

  • Kürtler geleceklerini Newroz ateşiyle birleştirdi. Gerektiğinde kendi bedenleriyle büyüttü bu ateşi. Dünyanın her yerinde milyonlarca insanın katılımıyla kutlanan Newrozların tarihi, Kürt halkının isyan tarihi oldu. 

MIHEME PORGEBOL

Her ne kadar Ortadoğu'dan Orta Asya'ya, Kafkaya ve Balkanlara kadar geniş bir alanda kutlansa da Newroz, tüm dünyaca anlamı ve coşkusu itibariyle Kürt halkıyla özdeşleşmiş bir bayram olarak biliniyor. Kadim efsanelerden çağdaş birçok destanın buluştuğu ortak tarih olarak 21 Mart günü hem baharın gelişini hem de esaretten kurtuluşu simgeliyor.

Tarihin hemen her döneminde kutsanıp kutlanan bu önemli gün PKK'nin ortaya çıkışıyla birlikte 20. yüzyılın son çeyreğinde yepyeni bir anlamla buluştu. Binlerce yıldır işgal ve sömürü altında ezilen Kürtler, özgürlük mücadelelerini Newroz efsanesiyle birleştirdi. Varlığı dahi inkar edilen Kürtler geleceklerini Newroz ateşiyle birleştirdi. Gerektiğinde kendi bedenleriyle büyüttü bu ateşi. Bugün dünyanın her yerinde milyonlarca insanın katılımıyla kutlanan Newrozların tarihi, Kürt halkının isyan tarihiyle örtüşüyor. Biz de tarihin önemli Newrozlarını inceleyip Kürt Özgürlük Mücadelesinin önemli dönemlerini ve kazanımlarını derledik. 

Sarayda bir ateş görürseniz... 
Farklı kültür ve coğrafyalarda farklı biçimlerde anlatılsa da Demirci Kawa efsanesi tarihin bilinen ilk Newroz'unu anlatır. Bir efsane formunda bugüne dek çoğunlukla sözlü anlatımla ulaşan bu anlatı, bilinen tüm Newroz anlatılarının da kaynağını oluşturur. Coğrafyadan coğrafyaya değişebilen bu anlatıya göre zalim kral Dehak, her iki omuzunda da taşıdığı iki yılanı beslemek için halkın çocuklarını katleder ve yılanlarına bu çocukların beyinlerini yedirirdi. Dehak'ın yönettiği ülkede yaşayan Demirci Kawa ise katledilme sırası oğluna geldiğinde bunu hazmedemez ve beraberindekilerle Dehak'ın sarayını basar. Bu baskından önce halkına "Eğer sarayda ateş görürseniz bilin ki Dehak ölmüştür" der. Sarayı basar, Dehak'ı öldürür ve Dehak'ın bedenini sarayın en yüksek noktasında ateşe verir. Bu ateş Dehak zulmünün bittiği anlamına gelirken Newroz'un da başlangıcı kabul edilir. Her ne kadar güvenilir hiçbir veri ve delile dayanmasa da kimi kaynaklar bu anlatının 2634 yıl önce yaşandığını ileri sürer ve Newroz'un başlangıcını M.Ö 612 yılına dayandırır. [Bu versiyon yüzlerce Newroz anlatısından yalnızca birinden kısaltılmıştır]

Maddi ve manevi bütünlük: Mem û Zîn
Kürt yazınının en önemli metinlerinden kabul edilen Ehmedê Xanî'nin Mem û Zîn mesnevisi bir Newroz kutlamasıyla başlar. Mesnevide anlatılan hikaye her ne kadar yazıldığı güne dek sözlü olarak anlatılan hikayelerin bir derlemesi olsa da, gerçekte yaşanıp yaşanmadığına dair tartışmalar sürse de Kürtlerin kültür ve tarihiyle kurduğu özdeşlik bakımından halk gerçekliğine dair en önemli ortak mirasa işaret eder. Mem û Zîn'in hikayesindeki Newroz, Kürtlerin binlerce yıllık maddi varlığına teminat oluşturan Demirci Kawa efsanesine yeni bir boyut kazandırır. Bir Newroz kutlamasında tanışan Mem û Zîn'in aşkı etrafında şekillenen anlatı, Kürt ulusunun kültürel alanda manevi varlığını tescilliyordu. Hatta Ehmedê Xanî'nin Mem û Zîn'de yer verdiği "Şûre hunera me betê danîn / Qedrê qelema me bête zanîn" dizeleri de esasen Kürtlerin ulus olarak maddi ve manevi varlıklarının bütünlüklü ele alınması gerektiğine işaret eder. Dolayısıyla Mem û Zîn efsanesinde merkeze konan Newroz günü, Kürt halkının ulus olarak bütünlüklü maddi ve manevi varlığının da kurucu Newrozu olması itibariyle önemlidir. 

Çubuk Barajı: 1973
Her ne kadar kitlesel bir karşılama ve kutlamaya sahne olmasa da 1973 yılı, Newroz'un bugünkü karakterini kazanması açısından çok büyük bir role sahip. O senenin Newroz sürecinde Ankara'da, Çubuk Barajı'nın bitişiğindeki mesire alanında Abdullah Öcalan öncülüğünde toplanan 6 kişi, tarihin en uzun süreli direnişlerinden birinin temellerini attı. PKK'nin 50'inci mücadele yılına ilişkin mesajında bu toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan da Çubuk Barajı toplantısının önemini "PKK'nin temellerinin atılışının 50inci yılına giriliyor. 1973 yılının Newroz sürecinde bu temel atıldı, tarihi karar verildi. Bu kararı önde Apo verdi. Tarihin akışını değiştiren büyük bir karardı" sözleriyle açıklıyor. Bu toplantıda alınan kararların akabinde 1978 yılında PKK'nin kuruluşu ilan edildi. 1982'de zindan direnişleri, 1984'te gerilla atılımı, 90larda ise devrimci halk ayaklanması başladı. Tüm bu süreçler 1973 yılının Newroz'unda alınan kararlar doğrultusunda şekillendi. Kürdistan için Newroz'la bütünleşen ve anlamını bulan çetin bir direniş süreci başlamış oldu. 

Kawa bir efsane değil: 1982
1982 yılı birçok açıdan önemi yadsınamaz bir yıldı. Türkiye ve Kürdistan'daki zindanlar Kürtler ve devrimcilerle tıka basa doldurulmuş, bu zindanlardan neredeyse her gün bir cenaze çıkarılıyordu. Yurtseverlerin devrimci sloganlarla birleşen çığlıkları, tarihe en acımasız işkence mekanlarından biri olarak geçen Diyarbakır 5 No'lu zindanından yükselip bütün şehirde yankılanıyordu. 21 Mart'ı 22 Mart'a bağlayan gece PKK'nin öncü kadrolarından Mazlum Doğan, 3 kibrit çöpünü tutuşturarak bedenini ateşe verdi. Bu ateş artık durulmayacak; Kürdistan'ı, Türkiye'yi, Ortadoğu'yu saracaktı. 

Mazlum Doğan'ın bu eylemiyle birer yılgınlık ve esaret mekanı olarak tasarlanan zindanlar birer direniş mekanına dönüştürülmüştü. Bu yönüyle de tarihin en önemli Newrozlarından birine dönüşen 1982 Newrozu, binlerce yıllık bir efsaneyi gerçek kılıyordu. Demirci Kawa'nın Dehak'a başkaldırısı artık bir efsane değil, hakikatin ta kendisine dönüşmüştü. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan da Mazlum Doğan'ı "Çağdaş Kawa" diye adlandırarak bu gerçekliğe işaret ediyordu. Kawa artık yalnızca bir efsane değildi.

Sokaklardan çekilmediler: 1992
90'lı yıllara gelindiğinde devletin Kürtlere dönük imha politikaları yeni bir konsepte taşınmıştı. Ancak bu politikalara karşı direniş de hala yayılmış, ete kemiğe bürünüp devasa kitlelerde vücut bulmuştu. Dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin 20 Mart 1992 akşamı televizyonda "Bu yıl Nevruz kutlanmayacak. Kutlayan olursa da, gereği yapılacaktır" diyerek Newroz'u yasaklamıştı. Sezgin'in bu sözlerine cevaben 17 yaşındaki Rahşan Demirel 20 Mart'ı 21 Mart'a bağlayan gece İzmir'in Kadifekale mahallesinde bedenini ateşe vermişti. Arkasında "Ben kendimi Newroz yapıyorum Kadifekale' de. Cizre, Mardin ve Nusaybin'in cevabını vermek zorundayım. Bana sahip çıkın. İsmet Sezgin'e haber veriyorum, Newroz kutlanacak… Lastikle olmazsa bile, canımızla kutlanacak!" yazılı bir not bırakmıştı. Rahşan Demirel'in Türkiye'nin en batısındaki bu eyleminden sonra Kadifekale'ye giriş çıkışlar kapatılmıştı. Yüzlerce gözaltı ve korkunç şiddet eylemlerine rağmen kitleler bir araya gelmiş, Newroz şehidine sahip çıkmıştı. 

Direniş halkla bütünleşti
Aynı yıl Şirnak ve Cizre'de de halk yasaklara karşı örgütleniyordu. 1992 yılındaki Cizre Newroz'unun adeta sembolü haline gelen Berîvan Cizîrî, o günü şöyle anlatıyor: "O güne dek Newroz zaten her yerde kutlanıyordu ama o günkü gibi kitlesel ve görkemli bir Newroz daha önce kutlanmamıştı. Örgütlü kadrolara dönük saldırıların çok yoğun olduğu bir dönemdi. Dolayısıyla şehir içinde halka öncülük edecek kadroların sayısı oldukça azdı. Fakat halk PKK'yi tanımıştı. Direnme fikri insanlar tarafından içselleştirilmişti. Ben örgüt üyeliğiyle yargılanmış, 3 ay boyunca içeride kalmış ve yeni çıkmıştım. Newroz'a 15-20 gün kala sokak sokak, köy köy, kapı kapı gezerek Newroz örgütlemesine başlamıştık. Newroz'a henüz iki gün kalmışken kutlamalarımız başlamıştı. Herkes kendi sokağında ateşini yakıp halayını çekiyordu. Newroz günü de sabah 08.00'de kararlaştırılan Newroz alanında toplu yürüyüşlerle geçilecekti. Newroz sabahı köylerden gelen halkın yolu panzerlerle kesilmiş, insanlara ateş açılmıştı. Onlarca şehadet yaşanmıştı. Cizre'deki kitle de ablukaya alınmıştı ve saldırı hazırlıkları yapılıyordu. Bunlara rağmen öyle bir coşku vardı ki, hiç kimse bu saldırı hazırlıklarından korkup çekilmiyordu sokaklardan. Halk korkmuyordu." 

O gün Şırnak ve Cizre'de resmi rakamlara göre 57, tanıkların anlatımına göre 100ü aşkın insan devlet tarafından katledildi. Newroz'dan sonra Birleşmiş Milletler tarafından bölgeye gönderilen komisyonun yayımladığı rapora göre Newroz alanları 20 saat boyunca aralıksız bir şekilde taranmıştı. Onca şiddete rağmen halk Newroz'una sahip çıkmak için vuruluyor, vuruldukça ayaklanıyordu. Direniş halkla bütünleşmişti. 

Kendiliğinden örgütlü Newroz: 1998
O güne dek sokak aralarında, mahalle meydanlarında görece küçük gruplar tarafından kutlanan Newrozlar, 1998 yılında farklı bir yere evrildi. Dağınık kutlamaların yanında onca saldırı ve tehdite rağmen Newroz öncesi Amed sokaklarında bir fısıltı dolanmaya başlamıştı. O günleri hatırlayan yazar Dilawer Zeraq 1998 Newrozu hakkında şöyle söylüyor: "Amed'de o seneye dek Newrozlar Kürtlüğe dair ulusal bir bilinçle ama dağınık bir şekilde kutlanıyordu. Sokak ve cadde başlarında ateşler yakılıyordu. 1998 yılında halk arasında Newroz'un Batıkent'teki alanda kutlanacağına dair bir söylenti yayıldı. Newroz günü çoluk, çocuk, yaşlı demeden duyan herkes Amed'in her yanından Batıkent'teki alanı doldurmaya başladı. Alanın her bir köşesi başka bir mahalleymişçesine yer yer ateşler yakılmıştı. Halk davul-zurna eşliğinde halaylar çekiyor, sloganlar atıyor, şarkılarını söylüyorlardı. Buradaki kutlama bittikten sonra Batıkent alanını dolduran kalabalık Bağlar sokaklarına doğru toplu halde yürüyüşe geçti." 
O gün Batıkent'teki Newroz alanına yüz bini aşkın insan katılmıştı. Bu Newroz, halkın kendi öz örgütlülüğünü ortaya koyduğu önemli Newrozlardan biri olarak tarihe geçti.