Mülteciler Saray'ın kozu

Dosya Haberleri —

23 Mayıs 2022 Pazartesi - 20:00

Veli Saçılık

Veli Saçılık

AKP-MHP iktidarının göçmen politikasına ilişkin gazetemize konuşan HDP Göçmen ve Mülteciler Komisyonu Eşsözcüsüzü Veli Saçılık: Saray'ın savaşına dur demeliyiz.

  • Türkiye’deki mevcut krizin sebebi mülteciler değil 'Bir mermi kaç para?' sözünün sahibi Saray rejimidir. Suriye’deki savaşta da Saray rejiminin bizzat taraf olduğunu, bir şekilde bunun ucundan tuttuğunu görüyoruz. Göçmenlerin burada olması bir devlet siyasetidir. Herkes göçmenleri ucuz iş gücü olarak kullanmak istiyor.

MASİS HESKİF/ANKARA

Resmi rakamlara göre 3 milyon 762 bin 686, resmi olmayan rakamlara göre ise 7 milyonu aşan Suriyeli mültecinin olduğu Türkiye dünyada en çok mülteci ve göçmenin olduğu ülke konumunda. Muhalefet partileri ve iktidar, son günlerde mülteci ve mültecilerin durumuna dönük bir tartışma başlatmış durumda. Siyasetin ve toplumun önemli tartışma konularından biri haline gelen bu mevzu, mültecilere dönük nefret, ırkçı söylemi ve beraberinde de saldırıları getiriyor. Mülteciler yaşadıkları, sosyalleştikleri alandan dışlanmakta, saldırıya uğramakta ve keyfi bir şekilde sınır dışı edilmektedir. Türkiye'deki ekonomik kriz derinleştikçe de toplumda Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönmelerini isteyenlerin sayısı da gittikçe artmaktadır. MetroPoll Araştırma’nın yaptığı son araştırmada toplumun yüzde 81’inin mülteciler ülkelerine dönmelerini isteme yönünde.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Göçmen ve Mülteciler Komisyonu Eşsözcüsü Veli Saçılık ile mültecilere dönük saldırıları, iktidarın, muhalefetin mülteci politikasını ve HDP’nin mülteci meselesinde durduğu yeri konuştuk.   

Türk ordusunun Suriye’de ne işi var?

Mültecilerin yaşadıklarının temelinde savaş olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Saçılık, toplumun “Suriyelilerin Türkiye’de ne işi var?” sorusu yerine “Türkiye’nin, TSK’nin Suriye’de ne işi var?” sorusunu sorması gerektiğini söyledi. Doğru soru sorulmadığı için yanlış sonucun ortaya çıktığını belirten Saçılık, “Bu sebeple de istenen hedefe varılmıyor. Göçmenlerin geldikleri yerlerin tamamına baktığımızda da emperyalist savaşların olduğunu görüyoruz. Suriye’deki savaşta da Saray rejiminin bizzat taraf olduğunu, bir şekilde bunun ucundan tuttuğunu görüyoruz. Göçmenlerin burada olması bir devlet siyasetidir. Dolayısıyla burada eğer sorunun sebebini arayacaksak en az suçlu olan göçmenler” diye konuştu.

Mülteciler ucuz iş gücü

Muhalefetin ve iktidarın politikalarını mülteci meselesi üzerinden şekillendirmesine ilişkin de konuşan Saçılık, hem iktidarın hem de muhalefetin mülteciler gündeminin yapay olduğunu söyledi. Saçılık, “Birincisi diyor ki ‘Bunlar bizim din kardeşimizdir, biz onlara bakacağız’ bu bir yalan. İkincisi de ‘Biz onları göndereceğiz’ diyor, bu da bir yalan. Kimse kimseyi bir yere göndermek istediği yok. Herkes göçmenleri ucuz iş gücü olarak kullanmak istiyor. İstedikleri tek şey onların gitmesi değil, sosyal hayat içerisinde görünür olmaması ve sadece bir emek sömürü alanı olarak kalması. Herhangi bir hak ve hukukunun olmasını istemiyorlar. Muhalefetin istediği de bu” dedi.

Demografiyi değiştirmek istiyor

İktidarın Rojava’da mültecileri Kürtlere karşı kullanacağını hesapladığını söyleyen Saçılık, “Burada demografiyi değiştirebileceğini hesap ediyor. Yine Türkiye’nin sunnileşmesi konusunda da işlevli olabileceğini düşünüyor. Ayrıca muhalefetin biz onları göndereceğiz sözü karşılığında ‘Biz onları koruyacağız’ diyerek bunu iç kamuoyuna dönük bir söylem değil, direk Almanya’ya, Amerika’ya, Avrupa’ya söylenmiş bir sözdür. Yani şunu söylüyor; eğer bizi iktidardan uzaklaştırırsanız geride büyük büyük bir göçmen krizi ile karşı karşıya kalırsınız. Muhalefet göndereceğiz yalanı ile bir kendine iktidar alanı açmaya çalışıyor. AKP’de uluslararası bir tehdit unsuru olarak kullanarak kendi ekonomik, siyasi ömrünü uzatmakla meşgul” ifadelerini kullandı.  

Eğer biz göçmen karşıtı bir dil ve tarz koyacaksak bu bizi ırkçılığa ve milliyetçiliğe doğru savurur
ve bizi ideallerimizden öte bir yere taşır. Geçmişte Kürt’e yönelik söylemler neyse bugün göçmenlere yönelik
söylemler de o şekilde. Dün Kürt sorununu kavrayamadığı için bu toplum bu kadar ırkçılığa, sağcılığa saplanmıştır. 

Krizin sebebi Saray rejimi

Ülkede ekonomik krizin gittikçe derinleştiğini ve toplumun bu krizin sebebini mültecilere bağladığını ifade eden Saçılık, hiç kimsenin Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bir mermi kaç para?” sözünü hatırlamadığına dikkat çekti. Mevcut ekonomik krizin maliyetinin Suriye’de yürütülen operasyonun olduğu bilinmesi gerektiğinin altını çizen Saçılık, “Savaşın yarattığı ekonomik kriz ve Türkiye ekonomisinin bunu kaldıramamasından kaynaklı bir durum var. Biz ısrarla diyoruz ki savaşa ve Saray’a karşı değilseniz eğer ne göçmen meselesini çözersiniz ne de ekonomik krize karşı bir tutum belirleyebilirsiniz. Ne de Saray rejimini sona erdirebilirsiniz. Burada ilkesel olan şey şu; göçmen krizinin de mevcut ekonomik krizin sebebi de Saray rejimi” diyerek Saray’ın savaşına “dur” denilmesi gerektiğini vurguladı.

Mültecilere kullanılan fon yok

Saçılık, mülteciler için gönderilen fonlara ve bu fonların kullanımına da değinerek şunları söyledi: “Ben sadece göçmenleri konuşmuyorum, aynı zamanda göçmenlerin içerisinde çalışmalar da yürütüyorum. Mesela Ankara’da İsmet Paşa Mahallesi’ne gittiğinizde yoksulluğu, tamamen terk edilmiş görünen evleri gördüğünüzde bilmem kaç milyar dolar harcadık dediklerinde ‘Peki bu insanların bu yoksulluğu nedir?’ diye insan soruyor. Ortada göçmenlere harcanmış bir para olmadığı kesin. Burada oransal olarak söyleyeceksek Avrupa’dan gelen milyar euroların yüzde 1, ya da 5’i göçmenlere gittiği ancak doğrudur. Kaldı ki şu anda 7 milyon göçmenin bizim hesaplarımıza göre en az 2,5 milyonu kayıtsız. Dolayısıyla bu insanların bir sosyal güvencesi yok. Ayrıca bu insanlara ulaştırılan konut kira yardımı hiçbir şey yok. Ama kamuoyunda Suriyelilere bilmem ne kadar para veriliyor gibi efsaneler ortada geziyor. Hiç öyle bir şey yok, bol bol sömürü var.”  

Yaşam hakları var

HDP’nin göçmen, mülteci politikalarına da değinen Saçılık, ilkesel bir durum sergilediklerinin altını çizdi. Gelen göçmenlerin ekseriyetinin büyük bir çoğunluğunun kendilerine siyaseten “uzak” olmalarına rağmen savaştan kaçıp gelen herkesin göçmen, mülteci olduğunu ve bu insanların uluslararası haklarının olduğu söyledi. “Meseleye hak temelinde bakarız” diyen Saçılık, “Bir insanın bizden yana mı bize karşı mı siyaseten ne düşündüğü ne düşünmediği değil. Bir kişi savaştan kaçmış ve sivilse kesinlikle o mültecidir ve mülteci olmasından kaynaklı da kişilerin yaşam hakkı başta olmak üzere gıda, eğitim sağlık hakkını koşulsuz bir biçimde savunuyoruz” dedi.

Göçmen meselesi iyi kavranmalı

“Dünyadaki göç hareketlerinin siyasete nasıl sirayet ettiğini ve insanları nasıl sağa ya da sola çektiğini de biliyoruz” diyen Saçılık, “Almanya’dan örnek verirsek sosyal demokratlar göçmen karşıtlığı üzerinden sağcılaştı. Şu anda Yeşiller Partisi’nin sağa yanaşmış olmasının tek sebebi göçmen karşıtlığıdır. Eğer biz göçmen karşıtı bir dil ve tarz koyacaksak bu bizi ırkçılığa ve milliyetçiliğe doğru savurur ve bizi ideallerimizden öte bir yere taşır. Bu açıdan biz bütün sistem muhalefetine, sola, sosyalistlere de söylüyoruz: Arkadaşlar lütfen ilkesel bir duruş sergileyin. Geçmişte Kürt’e yönelik söylemler neyse bugün göçmenlere yönelik söylemler de o şekilde. Dün Kürt sorununu kavrayamadığı için bu toplum bu kadar ırkçılığa, sağcılığa saplanmıştır. Bugün göçmen meselesini de kavrayamadığı için çok daha geniş bir ırkçılığa, hatta bizi de içine alan bir ırkçılığa götürebilir. Biz bunun karşısında netiz, net duruyoruz” ifadelerini kullandı. 

Şu anda 7 milyon göçmenin bizim hesaplarımıza göre en az 2,5 milyonu kayıtsız.
Dolayısıyla bu insanların bir sosyal güvencesi yok. Ayrıca bu insanlara ulaştırılan konut kira yardımı
hiçbir şey yok.Ama kamuoyunda Suriyelilere bilmem ne kadar para veriliyor gibi efsaneler ortada geziyor.
Hiç öyle bir şey yok, bol bol sömürü var.

***

Saha gözlemleri yapıyoruz

Komisyonlarının Ankara, İzmir, İstanbul, Van gibi birçok şehirde üyelerinin olduğunu da söyleyen Saçılık, hem saha gözlemleri yaptıklarını hem de göçmenlerin uluslararası hakları bağlamında tespitler yaptıklarını ve sahada gelişebilecek ya da gelişen ırkçı saldırılara karşı da fiili mücadele verdiklerini söyledi. Saçılık, “Bazen basın açıklaması yapıyoruz, bazen bildiri yayımlıyoruz. Bazen göçmen gruplarıyla görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Kamuoyunda yayılan yalanlara karşı gerçekleri söylüyoruz. Sadece göçmen hakları üzerine konuşmuyoruz ayrıca AKP’nin göçmenleri araçsallaştırması üzerine yani işin politik kısmıyla da ilgileniyoruz. Düzenli olarak toplantılarımızı gerçekleştiriyoruz. Yakın süreçte kurulumuzla birlikte partinin siyaseten konuya nasıl yaklaştığı hem de teknik olarak çözümler, öneriler ve benzeri raporu sunacağız. Çözümlerimizi birçok yerde sunuyoruz. Bildirilerimizde de tepkilerimizi veriyoruz ama derli toplu bir kitaba, kitapçığa ihtiyacımız var onu da hazırlamak üzereyiz” diye belirtti. 

Sorunun sebebi göçmenler değil

Saçılık, son olarak şunları söyledi: “Göçmen düşmanlığı ırkçılığa giden yolun ilk duraklarından birisidir. Kimse bu kervana katılmamalı. Tehlikeler riskler toplumsal sosyal çatışmalar elbette sorundur toplu göçler toplumsal çatışmalara sebep verir ama toplumsal çatışmaların sebebi göçenler değil, göçertenlerdir.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.