Nefes alamıyoruz!
Forum Haberleri —

❏
- İpe gitme korkusu ile koltuğu korumak hevesi arasında bir yerde duruyor AKP-MHP faşizmi. Ve buradan öte ihlal edeceği bir insanlık sınırlarının olmadığını herkes biliyor. Devlet kurumlarını ve zihniyetini temsil eden her tür kişiliğin topluma her türlü saldırıyı yaptığı bir dönemdeyiz.
Nurhak DOĞAN
Sokaklar boşalınca sokakta gördüğü çocuğa-gence-kadına saldırarak vahşet uygulayan ve insan olmaktan çıktığını kanıtlayan polisler ve bekçiler, AKP-MHP’nin yeni yüzüdür. Bunların yanında din ve bilim adına her gün çocuk ve kadınlara tecavüzü yaygınlaştırmanın fetvalarını verenler de aynı zihniyeti gösteriyor.
AKP kimliksizdir. AKP halkın eline zorla verilmiş ve halkın elinde patlamış bir kimliksizliktir. AKP’nin en belirgin özelliğinin faşizm olması ona kimlik kazandırmıyor. AKP’nin toplum-toplumbilim nazarında bir kimliği yoktur. Her şeyden biraz ve hiçbir şeyden az bir olması onu toplumsal yapmıyor. Dünyasal da yapmıyor. İktidarın sürüyor olması, bu tanımların dışında ve ötesinde, zor kullanmasının başka bir yöntemi oluyor. Ve biliniyor ki, ahlak ve politikayı yadsıdığı için, iktidar toplum karşıtıdır.
AKP’nin, kuruluşundan bugüne kurucular dahil birçok AKP’li tarafından tutarsızlıkla itham ediliyor. Oysa, AKP’nin yaptığı tutarsızlık da değildir. Zira tutarsızlık tespitini yapmak için bir kimliğin olması gerekir. AKP’nin tutarsız addedilmesine sebep tüm özellikleri onun kimliksizliğinden kaynağını almaktadır.
Dün Hoca’nın dizinin dibinde ağlarken bugün Hoca’ya küfretmek tutarsızlıktan değildir, RTE’nin kimliksizliğindendir.
Dün masa kurarken bugün masayı tekmelemek ve yarın tümden mekanı talan etmek, tutarsızlıktan değil, RTE ve AKP’nin kimliksizliğindendir.
Dün türban derken bugün evlilik yaşını 13’e, şehvet yaşını 3’e çekmeye çalışmak sadece bazı erkeklerin tutarsızlığı değil, RTE ve AKP’nin kimliksizliğidir.
Benzer örnekler çok fazladır. Erdoğan’ın siyaset sahnesine çıkışından bu yana defalarca saf değiştirdiği, defalarca omurga kayması yaşadığı, dinsel istismarı zirvede uyguladığı ve topluma dair her şeyi istismar etmenin pervasızlığını yaşadığı açık. ABD ile ilişkilerinden MHP ile ilişkilerine kadar geniş bir yelpazesi var. Tüm bunlar AKP’nin RTE’nin kimliksizliğidir. Biraz zorlarsak, liberalizmin AKP ve RTE’ye biçtiği kimlik demek de mümkün.
AKP Kürt düşmanıdır. Düşmanlığını yaparken, soykırım uygularken kimi Kürtleri kendine dost ederek düşmanlığını meşrulaştırması da AKP’nin kimliksizliği kadar Kürtlerde gerçekleşmemiş bir kimlik konusuna dikkat çeker.
Sonuç: Türkiye’de kimse nefes alamıyor.
Türkiye’nin tamamı George Floyd’dur.
Kürtler yüzyıldır nefessiz bırakılmıştır.
Bugün tüm Türkiye toplumu nefes alamıyor. AKP ve RTE tüm Kürtlerin, tüm Türkiye halklarının boğazına dizini bastırmış ve nefessiz bırakmıştır.
Bugün HDP demokrasiyi inşa etme belgesi açıklayacak. Bu belgenin tüm Türkiye toplumlarına bir nefes aldırması bekleniyor. AKP’nin toplumun boğazını sıkan ellerini gevşetmesine vesile olması bekleniyor. HDP dışında Türkiye toplumunun demokratikleşme şansı zayıf. HDP’ye yakınlaşıldığı oranda demokratikleşmek mümkün.
Tabi bu durumda HDP’nin güçlü örgütlenmesi, halkı örgütlemesi, Türkiye’nin her yerinde demokratik alternatif sistem inşasını ortaya koyması, halkı katarak doğrudan demokrasinin insan varlığıyla en uyumlu yanını göstermesi ve adım atması gerekir. Ölümlerinin yıl dönümlerini yaşadığımız gezi direnişçilerinin anısına demokratik anti faşist cepheyi geliştirmek kazandırır.
Türkiye’de Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun AKP tecrübelerinden çıkardıkları derslerle ve uzun hazırlıkla yeniden siyaset sahnesine dönmeleri pek heyecan yaratmadı. Buna rağmen AKP-MHP’nin karşısına tüm alternatiflerin birleşerek çıkmak ve AKP-MHP faşizmini, Devlet Bahçeli ruhu ve RTE bedeninde toplanan tek adam rejimini yıkmak zorunludur. Böyle bir durumda CHP’nin muhalefet bile olamayan duruşu da CHP’nin siyaseten tükenmişliğini gösteriyor. Kılıçdaroğlu’nun ezan edebiyatı siyaseten etkisiz olurken, ancak hakim kimliğe teslimiyetin düzeyini gösteriyor. Durum kişisel olmaktan ötedir.
CHP, AKP-MHP faşizmi karşısında durma cesaretinden yoksundur. Zira AKP-MHP karşısında durmak için Rojava Kürdistan işgaline, Kürtlerin her gün paramparça edilmesine bir söz söylemek gerekirdi, ki CHP en azından susarak onaylamaktadır. Buna rağmen CHP’den muhalefet etmesini beklemek de Türkiye’de yaşananlardan bihaber olmaktır.
Kürtlere dayanarak kurulan Türk yurdu, AKP şahsında bugün de Kürtlere dayanarak, Kürtleri yok ederek, Kürtleri soykırıma uğratarak ayakta kalmaya çalışmaktadır. Kürtler kendilerini AKP-MHP’nin soykırım uygulayarak kendi varlığını süreklileştirme vahşetine malzeme olmaktan çıkarıyor. Türkiye halklarının da nefes almak için ayağa kalkması, AKP-MHP’den kurtulmak için HDP etrafında demokrasiyi inşa hamlesine girişmesi gerekir. Başka türlü nefessizlikten ölmek kaçınılmazdır.















