Newton’dan Kuantuma, Marksizm’den bugüne

Mihraç URAL yazdı —

12 Eylül 2021 Pazar - 23:00

  • Çağımızın gerçekçi çözümlemelerinin atom-altı parçacıklarının hareketlerinde anlam kazandığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Belirsizlik ilkesi, dolaşıklık ilkesi gibi yeni veriler, toplumların hareketlerinde de ele alınması gereken veriler haline gelmiştir.

İnsan doğanın bir parçasıdır. Evrenin fizik kanunları, insanın var oluşu ve ortaya koyduğu hareketlerin de belirleyicisidir. İnsanın toplumsal bir varlık olma süreci de bu kanunların bir parçası olarak zuhur eder.

Başka hiçbir güç insanı ve oluşturduğu toplulukların hareketini bir alın yazısı olarak çizemez. Evrende var olan güçler dışında bir güç bu süreçlerin oluşumuna müdahil değildir. Bu açıdan toplumsal hareketlerimizin serüveni fizik kanunlarının ortaya çıkış serüveniyle doğru orantılı olarak belirir.

Evrenin fizik kanunları belirginleştikçe insanın toplumsal davranışlarının da tekamüle yöneldiği görülür. Kültürel gelişmemiz, sanat siyaset vb insani olan her yönelimimizin kökeninde de bu vardır.

Elementlerle etkileşim halinde olan  4 kuvvetin kurduğu denklemler, evrenin ve bu arada insan olarak bizlerin hareketini ve var oluşunu izah eder. Bu konuda bilim geliştikçe bu gerçeğin derinliklerinin de çözümü ortaya çıkar.

Tüm kuvvetlerin birbiriyle olan ilişki bütünlüğü halen eksik bir ayağa sahiptir. Bilim insanları bunu tamamlamak için tüm kuvvetleri birleştiren tezler üzerinde çalışmaktadır.

“Her şeyin teorisi” denilen Sicim teorisi bunun için hipotezler üretmektedir. Farklı önermelere rağmen sicim teorisi, ‘neden’in temel unsuru olarak farklı dalga boylarına sahip titreşen sicimlerin olduğunu var saymaktadır.

Artık atom çok geride kalmıştır. Atom altı parçacıklar fiziğin temel konusu haline gelmiştir. En alt parçacıklar da titreşen farklı dalga boylarıyla evrenin her farklılığını tanımlayan sicimlerin eseri olduğu belirlenmektedir.

Tamamlanmış haliyle kuantum fiziğinin bir sonraki adımı da burada belirginleşmektedir.

Bunun için klasik fizikten kopuşun izlerini sürmek, fizikçiler için olduğu kadar, siyasal, sosyal bilimler için de çözülmesi gereken sorunlar oluşturmaktadır. Bilim ve teknik okumalar bunun içinde çok gereklidir.

Newton mekaniğiyle, fiziğin tüm kanunlarını çözdüğümüzü sandık. Einstein geldi ve ondan “Özür diledi”; ‘Usta kusura bakma ama yanılıyorsun’ dedi, fiziğe yeni bir yön verdi. Ancak Werner Heisenberg belirsizliğiyle gelişen kuantum teorisi bu kez Einstein’a ‘sen de yanılıyorsun’ dedi.

‘Evren kaotiktir; belirsizlik ilkesi üzerine düzenini kurmuştur, atom altı parçacıklar için kesin bir kural konamaz’ diyerek, ‘elektronun hızını ve konumunu aynı anda tespit edemezsiniz’ dedi.

Bu evrenin yasasıdır, elektron çekirdek etrafında bir bulutumsu yörünge içinde bir yerdedir, aynı anda da her yerdedir.  Einstein ‘öyle şey olmaz’ der ve ekler “Tanrı Zar Atmaz”. ‘Evrende bilinmezlik olmaz; net konuşmak, net bilgi vermek gerek, bilinmezlik evren yasalarına aykırıdır’ diye karşı çıkar.

Kuantum mekaniğinin öncü isimlerinden biri olan Niels Bohr ise Einstein’a ‘Albert, tanrıya ne yapacağını öğretmeyi bırak’ diye cevap verir.

Bu esprili sözler, esasında insanlık tarihinin son 200 yılında vuku bulan bilimsel ve teknik devrimlerin seremonisini temsil ediyor. Bilim, yoluna bu rekabet pozitif çekişme içinde devam ediyor. 

Geri dönüşü mümkün olmayan tarihsel devrimlerden söz ettim durdum. PTT’ye karşı internet’in yaptığı devrim bunu tanımlar dedim. Son yarım yüzyılda bunu binlerce yenilik eklendi. Biyte’den Qbite’ye uzanan süreçle de ne demek istediğimi anlatmam mümkün.

Artık 40 yılda çözülmez gibi gelen  denklemleri 1 saniye içinde çözme durumuna geldik. İnsanlık, bunları hep kuantum mekaniği sayesinde başardı.

Yeni elementler, işlevsel araçlar hayatı kolaylaştıran, kalitesini artıran, evrende dolaşımı daha seri olan; kullanım değeri kadar değişim değeri açısından da en revaçta olan gelişmeler ve araçlar bu teknik gelişmelerin sonucu olarak gündeme geldi.

Bu aynı zamanda, üretici güçlerin gelişimi demekti; yani geri dönüşü olmayan devrimler için, gerekli olan nesnel verilerin, üretim ilişkileri içinde barınamaz hale gelen üretici güçlerin yeni üretim ilişkilerini oluşturma sürecinin başlayıp ilerlediğini gösteriyor.

Bu noktada Başkan Öcalan’ın Ekolojik toplum çalışma ve önerileri önem kazınıyor. Egemen bir devlet altında ikamesi çok zor olan bu önermeler en azından yol gösterici bir mahiyet kazanıyor.

Doğanın verileri daha iyi kavrandıkça, insan ürünü olan siyasal sistemlerin aşılmasına yeni kapılar açtığını söylemek yanlış olmayacaktır. 

Benzetmede hata olmaz diyerek Marksizmin, Newton mekaniğini temsil ettiğini, ancak Atom altı parçacıklarla ilgili sorunları çözümleyemediğini belirtmek gerek.

Çağımızın gerçekçi çözümlemelerinin atom-altı parçacıklarının hareketlerinde anlam kazandığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Belirsizlik ilkesi, dolaşıklık ilkesi gibi yeni veriler, toplumların hareketlerinde de ele alınması gereken veriler haline gelmiştir. Büyük kitlelerin, küçük birimlerdeki hareket varlıklarının esasında geneli tüm yönleriyle belirleyen olguları oluşturduğunu göstermektedir.

Bunları bilmek, bunları çözümlemek insan topluluklarının temel hareket dokularına anlamak açısından öne geçen bilimsel veriler olduğu görülmektedir.

Bu meyanda sınıf mücadelesinin sistem değişimlerinde bir rol oynamadığını, devrimci bir nitelik taşımadığını belirttim. Bu belirlemem, her dönem için geçerli olan daha özgür, daha demokratik toplumların bu açılımı ikame edecek yönelimler taşıdığını dile getirdim.

Dolaysıyla, sistem değişikliğine yönelen özgürlük ve demokrasi hareketlerinin içinde yer almanın, desteklemenin 21. yy devrimci görevleri olduğu sonucuna vardım. Ülkemizin gerçekleri de burada kesişmektedir.

Bu gerçeklere karşı direnenlerin neden milliyetçiliğe sarılarak iflas ettiğini, gelişme gösteremediklerini de izah etmiş oldum. Kanı o ki, Hepimizi temsil eden Kürt özgürlük ve demokrasi hareketi ülkemizde bu öncü rolü oynamaktadır. Geçmişini sermeye saymak gibi kısır bir döngüden çıkmanın yolu da buradan geçiyor diyeceğim.

Bilimin aydınlık yolu bunu gerektiriyor. “Öğrendiğimiz birçok şeyin yanlış olduğunu bilmek”, sorgulamak bu yolun en önemli adımıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.