- Şehit Salih’in gerillaya katıldığı geceyi, devletin köylerini yakmasını ve göç etmek zorunda kalışlarını anlatan anne Hediye Karabay, “O geceden sonra onu bir daha görmedim. Oğlum hayalinin peşinden gitti” dedi.
İstanbul’da Özgürlük Hareketi’yle tanışan Salih (Edip Karabay), 1993’de Bedlîs’in Tetwan ilçesine geri döndükten sonra altı arkadaşıyla birlikte yönünü Kürdistan dağlarına döndü. Gerilla saflarına katılan Salih, 3 Haziran 1995’te doğduğu topraklarda, bir çatışmada şehadete ulaştı.
Şehit Salih’in yaşamını ve mücadelesini ANF’ye anlatan anne Hediye Karabay, “Bize gerillayı anlatırken ‘Onlar hevaldir, bizim kardeşimizdirler. Kimseye zarar vermeyen iyi insanlardır, iyi bir davanın peşindeler’ diyordu” ifadelerini kullandı.
Ağır işkence gördü
Oğlunun sekiz yaşında Tetwan’da okula başladığını, yaz aylarında köye dönerek hayvancılık ve tarımla uğraştığını belirten Hediye Karabay, onun her işe koşan, yardımsever ve fedakar bir çocuk olduğunu söyledi.
İstanbul’da üç yıl kalan oğlunun baskılardan dolayı lise eğitimini sürdürmekte zorlandığını belirten Hediye Karabay, 15 Ağustos ve 1 Mayıs etkinliklerine katıldığı gerekçesiyle gözaltına alındığını anlattı. Özellikle 15 Ağustos’ta gözaltına alındıktan sonra üç ay tutuklu kaldığını söyleyen anne, oğlunun cezaevinden çıktığında ağır işkence izleri taşıdığını ifade etti.
Boyun eğmediler
Salih’in 1993’ün mart ayında köye döndüğünü anlatan anne, aynı yıl çevre köylerin katılımıyla büyük bir Newroz kutlaması düzenlendiğini söyledi. Hediye Karabay, “Aynı yıl Newroz’a katılan köylerden bazıları koruculuğu kabul edip silah aldı eline. Bazı köyler ise ellerine silah almadı. Altmış-yetmiş haneli Axkîs köyünden sadece 5-6 kişi silah aldı. Bêgirî köyü komple koruculuğu kabul etti. Köyümüzün adı ise Hêşet’ti. Köyümüzden de ailemiz hariç herkes boyun eğdi. Her üç köy zaten birbirine bağlıydı; yani okulumuz, ziyaretgahımız, suyumuz, arkımız, her şeyimiz birdi” dedi.
‘O geceden sonra onu bir daha görmedim’
Oğlunun gerillaya katıldığı günü anlatan Hediye Karabay, Salih’in evden ayrılmadan önce kendisine Axkîs köyüne gideceğini söylediğini belirtti. Başlangıçta muhtara gelen bir yazıyı öğrenmek için gittiğini düşündüğünü anlatan Karabay, daha sonra oğlunun gençlerle görüşmek üzere yeniden dışarı çıktığını söyledi. O gece yaşananları şu sözlerle aktardı: “Oğlum, ‘Anne, sen git, ben de geliyorum’ dedi. Allah şahidimdir, o geceden sonra onu bir daha görmedim. Onu son görüşüm oldu, bir daha göremedim.”
‘Devlet geldi, evlerimizi yaktı’
Oğlunun gerillaya katılmasının ardından ailelerinin ve köylerinin yoğun baskıyla karşı karşıya kaldığını anlatan Hediye Karabay, askerlerin köye sık sık geldiğini ve evlerinin yakıldığını söyledi.
Hediye Karabay, evlerdeki yiyeceklerin, samanlıkların ve diğer eşyaların da yakıldığını dile getirdi: “Devlet geldi, evlerimizi yaktı. Altı evimizi ateşe verdiler. Evlerimizi, samanlıklarımızı, mezradaki her şeyi yaktılar.”
Köyde yaşam koşulu bırakılmadı
Hediye Karabay, yaşananların ardından köyde yaşam koşullarının ortadan kaldırıldığını ifade etti. Ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etmek zorunda kaldıklarını belirten Karabay, köyden ayrılışlarını şöyle anlattı: “Devletin korkusundan apar topar göç ettik. Köyde yaşamanın koşulları bırakılmadı.”
‘Partiye çok bağlıydı’
Salih’in hayalinin peşinden gittiğini belirten Hediye Ana, oğlunun partiye çok bağlı olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Partiye çok bağlıydı, partizandı. Okumuş, bilinçli bir insandı. Burada da (İstanbul’da) iki kez gözaltına alınmıştı. Bir defasında 15 Ağustos’ta, bir defasında da 1 Mayıs’ta gözaltına alındı. 15 Ağustos’ta gözaltına alındığında üç ay tutuklu kaldı. Çok işkence yaptılar, çok eziyet ettiler. Ninemiz, o serbest bırakılıp eve geldiğinde onu tanıyamamış. ‘Oğlum Edip, sen misin?’ demiş. O da ‘Evet nine, benim’ demiş. O kadar hırpalamışlar, o kadar kötü vurmuşlardı ki… Çıktığında artık sabıkalı olduğu için okul hayatını kaldıramadı.
Yüreğimiz de aklımız da onlarla
Onun hayali partiydi. Onun ardından Newrozlara, 8 Martlara, nerede bir miting olsa gittim. Üç yıldan bu yana yalnız kaldık; sadece ben ve babası… Kızlar evlenip gitti. Yüreğimiz de aklımız da hep onlarla, hep o yerlerde.” HABER MERKEZİ