• Kürt basınının iki emektarı olan Murat ve Suat Kolca kardeşler, gerilla olarak sürdürdükleri mücadelelerini şehadetle taçlandırdı. Son şehadet haberi, onlarla gurur duyan babalarının vefatından üç hafta sonra ulaştı.
  • Abileri Fuat Kolca, iki şehidin de mütevazı, çalışkan ve cesur özelliklerine vurgu yaparak, onların anılarını yaşatacağını ve mücadelelerinin sonuçsuz kalmaması için çaba göstereceğini söyledi. Kolca, "Verdikleri mücadele boşa gitmedi” dedi.

BERFİN DENİZ/FRANKFURT

Özgür Basın’ın iki emektarı olan Murat Kolca (Dijwar Şoreş) ve Suat Kolca (Kurtay Îsyan) kardeşler, farklı tarihlerde gerillada şehit düştü. Abisi Suat’ın şehadet haberini yeni alan Fuat Kolca, cenazesine ulaşarak, uzun uğraşlar sonucu kimsesizler mezarlığından alarak Amed’de toprağa verdikleri kardeşleri Murat’ın yanına defnetmek istediklerini söyledi.

Murat (Dijwar Şoreş), 6 Nisan 2018’de Amanoslarda yaşanan çatışmada 8 arkadaşı ile birlikte şehit düştü. Ailesi, cenazeyi tespit etmesine rağmen kimsesizler mezarlığına defnedildi. Aile, evlatlarının cenazesini alabilmek için aylarca Adana’ya gidip gelmek zorunda kaldı. 7 ay süren mücadele sonrası Murat Kolca, Diyarbakır Yeniköy Mezarlığı’na defnedildi. Suat Kolca ise 23 Nisan 2019’da Xakurkê’de çıkan bir çatışmada şehit düştü.

Suat ve Murat Kolca kardeşleri, abileri Fuat Kolca ile çalışma arkadaşları gazeteci Deniz Babir anlattı.

Abdülhamit Kolca

Babanın gurur kaynakları

Ailesinin köyde yaşadığı sorunlar nedeniyle 1971'de Mûş’tan Adana’ya göç etmek zorunda kaldıklarını belirten Fuat Kolca, şunları söyledi: “Önce Adana'dan Merêş’e, amcamların yanına gittik. Oradan Konya’ya, ardından Denizli, Burdur ve son olarak Manisa’nın Sarıgöl ilçesine yerleştik. Ben Burdur’da, Suat Konya’da, Murat ise Denizli’de dünyaya geldi. Babam Abdülhamit Kolca, ara ara cezaevinde birkaç yıl kaldı. 1995-96’larda Sarıgöl ilçesinde HADEP’in kuruluşunda yer aldı. Bu yüzden baskılara maruz kaldık, maddi açıdan da büyük zorluklar yaşadık. Bizler mücadeleyi ve yurtseverliği babamızdan öğrendik. Newroz kutlamaları için futbol sahasında yapılan bütün hazırlıkları babamla birlikte yürütürdük. Halk o dönem kutlamalara çok fazla katılmasa da babam mücadeleden asla vazgeçmedi. Suat ve Murat babamın gurur kaynaklarıydı. Suat’ın şehadet haberi geçtiğimiz ay bize iletildi. Şehadet haberinden üç hafta önce ise babamızı kaybettik.”

Irkçılığa maruz kaldı

Suat Kolca’nın zekasıyla ve okul yıllarındaki başarısıyla dikkat çektiğini belirten Fuat Kolca, şöyle devam etti: “Suat hem çalıştı hem okudu. Demircide çalışır, eve gelir ve sınavlara hazırlanırdı. Hiçbir zaman pes etmedi. Sakarya Üniversitesi Fizik Bölümünü kazandı. Orada da Kürt kimliğinden dolayı ırkçılığa maruz kaldı. Bu süreçte Kürt Özgürlük Hareketi’ni daha yakından tanıma fırsatı buldu. Sonunda okulu bırakarak gençlik çalışmalarında yer almaya başladı.”

Suat Kolca (Kurtay Îsyan)

Özgür Basın’da çalıştı

Suat’ın ardından Özgür Basın çalışmalarında yer aldığını belirten Kolca, şunları aktardı: “2004’te Genç Bakış dergisi çalışmalarında yer aldı. 2006’da Özgür Halk dergisi imtiyaz sahibi oldu. O dönem cezaevine girdi, bir yıla yakın cezaevinde kaldı. Tahliye olduktan sonra kısa bir süre yanımıza geldi, biraz kaldı, sonra tekrar çalışmalarına geri döndü ve bir daha haber alamadık.”

Merhametli ve vicdanlı

Suat’ın çok merhametli ve vicdanlı olduğunun altını çizen Fuat Kolca, “Evde eşim ya da annem bir iş yapmak istediğinde kendisine hizmet edilmesine izin vermezdi. Kalkar, onlarla birlikte iş yapardı. Bir insan ne kadar alçakgönüllü olabilirse Suat da o kadar alçakgönüllüydü. Bir karıncayı incitmezdi. Paylaşımcı, güvenilir bir insandı” dedi.

Murat’ın yanına

Suat’ın şehit düştüğü haberini 10 Eylül’de aldıklarını belirten Fuat Kolca, “Annem rahatsız olduğu için henüz kendisine söyleyemedim. Bu yüzden Manisa’daki anmasına sadece ben ve eşim gittik. Şu an tek isteğimiz, cenazesini getirerek Amed’de Murat’ın yanına defnedebilmek. Bunu başarabilirsem ancak anneme Suat’ın da şehit düştüğünü söyleyebilirim” diye konuştu.

Murat Kolca (Dijwar Şoreş)

Murat çok cesurdu

Fuat Kolca, şehit kardeşi Murat Kolca'yı da anlattı. Hiç ayrılmadıklarını, her işi beraber yaptıklarını belirten Fuat Kolca, şöyle devam etti: “Bağlara girer, üzüm, karpuz yerdik. Odun toplamaya, hayvanlarımızı otlatmaya beraber giderdik. Çok kavga ederdik ama tatlı kavgalardı. ’95 Newroz’unda dört kardeş bir kamyon lastik doldurmuştuk. Kamyonu ben kullanıyordum. Getirip top sahasının ortasına döktük lastikleri ve ateşe verdik. O günü asla unutamıyorum. Herkesi oraya topladık, çok güzel bir gündü. Seçim çalışmalarında bir araya gelirdik. Bunun dışında genelde okul ve çalışma ile zamanımız geçerdi. Murat çok yürekli ve cesur bir insandı. Yaptığı şeyi sonuna kadar savunurdu.”

Kalamayacağını anladım

Murat'ın da gençlik ve basın çalışmalarında yer aldığını kaydeden Kolca, şunları paylaştı: “2005’te gençlik çalışmalarında, daha sonra Genç Bakış ve Dicle Haber Ajansı çalışmalarında yer aldı. Murat’ın haberlerini takip ederdik. 2010’da bir kaza geçirdim ve Murat yanıma geldi. Benim yerime inşaatta çalıştı. Bir gün yanıma gelip ‘Abi, ben artık yapamıyorum’ dedi. O an buralarda kalmayacağını anladım. İzmir'e ardından Mersin’e gitti, oradan da gerillaya katılmış.”

Anılarını yaşatacağım

Suat ve Murat’ın yokluğunun yaşamında büyük bir boşluk yarattığını belirten Fuat Kolca, onların anılarını yaşatacağını ve mücadelelerinin sonuçsuz kalmaması için çaba göstereceğini söyledi. Kolca, şunları ekledi: “Suat ve Murat’la aramızda çok güçlü bağ vardı. Birisi bir yarım, diğeri diğer yarımdı. Şimdi benden bu parçalar eksildi. İkisi de bugün burada değil. İstanbul’da Tarlabaşı’na gittiğimde Suat, İzmir’e gittiğimde Murat aklıma geliyor. Verdikleri mücadele boşa gitmedi. İki yıla yakın bir süredir ölümler yaşanmıyor. Umarım bu süreç olumlu sonuçlanır, verdikleri bedeller boşuna gitmez. Sonuna kadar devam etsin istiyoruz. Analar ağlamasın, yürekler yanmasın. Kimsenin evine ateş düşmesin.”

Gittiği her yerde sevilirdi

Gazeteci Deniz Babir ise Suat Kolca ile 2004'te İstanbul’da tanıştıklarını belirterek, şunları anlattı: “İstanbul Tarlabaşı’nda 8. katta bulunan Özgür Halk dergisine girerken kapıda bir arkadaş gördük. Şehit Rezzak bizi tanıştırdı. Suat, Genç Bakış çalışmalarında yer alıyordu ve artık aynı büroda çalışacaktık. Yaşamda çok sade, emekçi ve mütevazıydı. Bulunduğu ortamda yaşamı kolaylaştırıyordu. Arkadaşlarına hizmet etmekten çok keyif alırdı. Okumayı çok severdi, özellikle Önderliği çok okurdu. Suat anlattığı zaman dinlememek ve anlamamak mümkün değildi. Üslup ve tarzda yoldaşlığı yansıyordu.”

Suat ile 2006 yılında Çukurova bölgesinde yeniden bir araya geldiklerini belirten Babir, şöyle devam etti: “Örgütleyen biriydi. Gittiği yeri örgütlemeden dönmezdi. İster bir mahalle, ister bir küçük kasaba, isterse bir şehir olsun. Suat gittiği her yerde çok sevilirdi. Ben Suat hakkında bir eleştiri geldiğini hiç hatırlamıyorum.”

Suat’ın insanlarla ilişkilerine ve fedakarlığına dikkat çeken Babir, “Çantasını dergilerle doldurur, bir yurtseverin kapısını çalar ve onunla birlikte mahallede kapı kapı dolaşarak dergileri dağıtırdı” dedi.

Pankartıyla en öndeydi

Babir, Suat’la şu anısını da paylaştı: “2005'teki 1 Mayıs’ta Özgür Basın olarak bir pankartla katılma kararı almıştık. Herkes bir şey söylüyordu, o zaman Genç Bakış dergisinin sloganı Önder Apo’nun ‘Sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrardır’ cümlesiydi. Bir arkadaş bu olsun deyince Suat atıldı, 'kesinlikle başka bir şey olamaz’ dedi. 1 Mayıs eyleminde o pankartı en önde taşıdı ve hiç bırakmadı.”

Cezaevinden sonra dağa

Özgür Halk Genel Yayın Yönetmeni Abdulrezzak Güngör’ün gerillaya katılması ardından Suat Kolca’nın Özgür Halk'ın imtiyaz sahibi olduğunu belirten Deniz Babir, bunun o dönemde herkesin göze alamayacağı bir sorumluluk olduğunu hatırlattı. Babir, şunları söyledi: “Özgür Halk’ta imtiyaz sahibi olmak, cezaevi ve dağa gitmek demekti, çünkü içeriği nedeniyle çok ağır cezalar veriliyordu. Nitekim Suat da 2006’da üç arkadaşıyla beraber tutuklandı. Yaklaşık bir yıl cezaevinde kaldı. Tahliye edilir edilmez çalışmalarına kaldığı yerden devam etti. 2010’da ise hakkında çok sayıda dosya ve ağır cezalar bulunduğu için gerillaya katıldı.”

Murat dağıtmadan dönmezdi

Murat Kolca ile de 2005'te basın çalışmaları sırasında tanıştığını belirten Babir, şunları anlattı: “Murat da Genç Bakış çalışmalarında yer alıyordu. Murat dergilerin dağıtımından sorumluydu. Şehir şehir geziyordu. Aydın'a, Söke'ye, Manisa'ya, İzmir'e, Antalya'ya. Dergilerini bitirmeden de gelmiyordu. Daha sonra arkadaşlar Murat’ın gidip dergileri tek başına dağıttığını, üniversite gençliğine, mahalle gençlerine de verdiğini söyledi. Çok emekçiydi. Ter içinde kalırdı. Bir çay içtikten sonra hemen dergilerini çantasına koyup yeniden yola çıkardı. Tek seferde yaklaşık 30 kiloluk dergiyi alıp götürdüğü olurdu. Halk tarafından da çok seviliyordu. Üniversite gençliğiyle de yakın ilişkiler kurmuştu. Murat her gittiği yerde kendine ilişki yaratmıştı, her gittiği yerde kalacak bir yeri vardı.”

***

Kırık dişinden tanıdılar

Murat’ın şehadet haberini 2018'de aldıklarını ve kardeşinin kimsesizler mezarlığına defnedildiğini belirten Fuat Kolca, anne ve babalarının Murat’ın cenazesini teslim alabilmek için aylarca Adana’ya gidip gelmek zorunda kaldığını söyledi. Murat’ın tanınmaz halde olduğunu söyleyen Kolca, “Kimyasaldan dolayı vücudu tanınmayacak durumdaydı. Ancak kırık dişinden teşhis edebildik. DNA sonuçları da bizi doğruladı. Devlet bize bu süreçte çok zor şeyler yaşattı” dedi.