Ortak yüzyılımız için

Demokrasi
- 'Barış Yasası' ile çatışmanın sonlandırılıp hukuk dışına çıkartılan insanların demokratik siyasete dahil edilmesi gerektirdiğini söyleyen İmralı Heyeti Üyesi Özgür Faik Erol, “Bu yasa, yeni bir Türk ve Kürt yüzyılının önünü açacak” dedi.
Meclis Komisyonu’nun 24 Kasım’da İmralı’ya gerçekleştirdiği ziyaret, Kürt meselesinin çözümüne dair yürütülen sürecin seyrinde yeni bir aşama olarak değerlendirildi. DEM Parti İmralı Heyeti, Komisyon ziyaretinden bir hafta sonra (2 Aralık'ta) Rêber Apo ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, yaklaşık bir yıldır sürdürülen temas ve değerlendirme sürecinin dinleme aşamasını geride bıraktığı, bundan sonraki dönemin ise hukuksal ve siyasal adımların atılacağı bir geçiş süreci olduğu vurgulandı. Sürecin bu aşamasında Meclis’in doğrudan devreye girmesi, hem siyasal temsiliyetin güçlendirilmesi hem de toplumsal mutabakatın sağlanması açısından belirleyici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Sürecin ikinci aşaması olarak da ifade edilen bu dönem, Meclis Komisyonu’nun hazırlayacağı raporla birlikte somutlaşması beklenen hukuksal düzenlemelere dayanıyor. Rêber Apo'nun daha önce kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerinde dile getirdiği “Özgür Yurttaş Yasası”, “Barış ve Demokratik Toplum Yasası” ve “Özgürlük Yasaları” başlıkları da bu sürecin temel yapı taşları arasında yer alıyor. DEM Parti İmralı Heyeti'nde yer alan ve aynı zamanda Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından olan Faik Özgür Erol, konuyla ilgili MA'dan Selman Güzelyüz ve Ömer Güngör'ün sorularını yanıtladı.
Hukuk yoluyla dahil olma
Avukat Faik Özgür Erol, sürecin gerekliliği olan hukuksal aşamanın gündeme geleceği bir evreye girildiğini, dolayısıyla Komisyon'un hazırlayacağı raporla birlikte Meclis’in gündemine gelecek olan çalışmalar ve ortaya çıkacak yasaların, hukuksal aşamayı bir nevi hem başlatmış hem de bir başka evreye geçişi ifade etmiş olacağını söyledi. Rêber Apo'nun, 'Kürt olgusunun ve isyanının hukuk yoluyla cumhuriyete dahiliyeti' tespitinin son derece önemli olduğunu kaydeden Erol, Meclis gündemine gelecek olan yasanın, Kürt isyanının hukuk dışılığını hukuka dahil etme işlevine dikkat çekti. Erol, "Bugünkü meselemiz, asıl olarak varlığını, dilini ve kültürünü ortaya koyarak yaşamak ve hemen her boyutunu ifade etmek, buna göre örgütlenmek isteyen Kürtlerin, yani bu doğrultuda itiraz eden, zaman zaman isyan eden Kürtlerin hukukudur" dedi.
Barış Yasası'nın temel ilkeleri
Rêber Apo'nun bu doğrultuda önerdiği “Barış Yasası”nın, yeni bir Türk ve Kürt yüzyılının önünü açacağını vurgulayan Erol, bu yasanın temel ilkelerini şöyle izah etti:
* Özgün olması; çatışma sorunundan kaynaklanan hukuki problemleri bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırmaya ehil bir yasa olması gerekir. Buna güç getirecek, kudretli bir yasa olması beklenir.
* Bütünlüklü olması; çatışma sürecinden etkilenen bütün kesimleri herhangi bir ayrıma gitmeksizin, kategorize etmeksizin kapsayabilecek bir yasa olması gerekir.
Demokratik siyasete dahil olma
Bu “Barış Yasası” ile çatışma süreci sonlandırılırken insanların hukuk dışına çıkarak ya da hukuk dışına çıkarılarak dile getirebildiği ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarının demokratik siyaset dahiline çekilmesi gerektiğini kaydeden Erol, "Yani silahın yerini hukuk ve siyasetin alması gerekir. Dolayısıyla aynı şekilde bu yasanın bir üçüncü özellik olarak demokratik siyasete katılım hakkını, siyaset yapabilme hakkını da içerebilmesi gerekir" diye konuştu.
Kürt sorunun çözmeye yetmez
Bu yasanın, tek başına bir bütün olarak Kürt sorununu her boyutuyla çözmeyi hedeflemediğine işaret eden Erol, "Bu yasa, bir nevi demokratik siyasete ve demokratikleşme sürecine bir geçiş niteliğiyle çatışma çözümünü sonuçlandırmayı hedefler. Meselenin bir yönü budur fakat meselenin diğer yönünde, sadece Kürt isyanının değil, Sayın Öcalan’ın Kürt olgusunun da hukuksal sürece dahiliyeti, hukuk yoluyla Cumhuriyete dahiliyeti tespiti var" dedi.
İmralı Heyeti ziyaretleri
Siyasi partilerle görüşmeleri belirli periyotlarla sürdürebilmenin çok önemli olduğunu belirten Erol, şöyle devam etti: "Çünkü bu süreci yürüten aktörler var; işte Sayın Öcalan var, devlet yetkilileri var, pek çok kesim var. Bununla birlikte özellikle sürecin siyasal temsiliyetini ve siyasi diyaloğunu güçlendirmek, sürecin olmazsa olmazlarından biridir. Aynı zamanda, siyasal diyalogla birlikte toplumsal mutabakatı da bu sürece dahil edebilmek, yapmamız gereken ve başarılması gereken diğer önemli işlerden birisidir.
Sürecin devamlılığına dair, yürütülme biçimine dair değerlendirmeler, kaygılar, öneriler ve eleştiriler… Bunların tümünü dinledik, karşılıklı paylaştık. Bu siyasi diyalog zaten böyle bir şeydir. Şunu hepimiz kendimize artık yeniden hatırlatmak zorundayız; siyaset sorunları çözme sanatıdır. Siyaset, başka şeylerin gündem yapıldığı, popülist söylemlerle geçiştirilecek bir zemin değildir. Ya da tersinden, sorunları başka mecralarda, başka yöntemlerle çözmek kültüründen de beslenemeyiz. Bir sorun varsa bu sorunu çözme sanatını geliştirecek olan siyasettir ve en başta da siyasilerdir. Dolayısıyla bu tartışmanın karşılıklı olarak geliştirici olduğunu düşünüyorum.
Siyasi görüş alışverişi her zaman mutabakat yönünde güçlendirici ve geliştiricidir. Karşılıklı yanlışları ve eksikleri görüp gidermeyi sağlayan bir fırsat sunar. Dolayısıyla biz, ahlaken de bu yöntemin en belirleyici yöntem olduğunu ve bu dönemin dili ve eylemi olduğunun farkında olarak hareket etmeye çalışıyoruz. Bu siyasal diyalog sürecinin bir toplumsal diyalog sürecine, güçlü bir toplumsal mutabakat sürecine evrilmesi hepimizin ortak çabası olmalıdır."












