Oryantalizm çukuru

Elif KAYA yazdı —

1 Eylül 2020 Salı - 12:00

  • Egemen ulus kadını, devletin gücüne dayanarak ezilen ulus kadınını ikinci bir ezmeye tabi tutuyor. Onun varlığını kendi tanımlama süzgecinden geçirerek özüne yabancılaştırıyor. Bu da kadından yana geliştirilen bir şiddet biçimidir.

Her gün kadına yönelik taciz- tecavüz, öldürme haberleriyle güne başlıyoruz. Ataerkil sistem baş eğdiren, eğilmeyen başı kestiren karakteriyle dünyanın dört bir yanında can almaya devam ediyor. Bir kadına yönelik taciz-tecavüz, özünde tüm topluma yöneltilen bir tehdit işlevi görüyor. Tüm kadınlara ve topluma baş eğdirmek isteniyor.

Bu vahşet politikaları karşısında iki eğilim belirgin olarak öne çıkıyor. Ölümü göze alıp, direnişi yaşam felsefesi eyleyenler ile sistemin şerbetinden içip de vicdanın gözüne kibrit suyu dökenler... Yani kadın olmak ataerkil-kapitalist sistemden aynı orandan baskı görmek anlamına gelmiyor. Kadına uygulanan şiddet de bir hiyerarşiye tabi tutulmuş. Egemen ulus kadını devletin gücüne dayanarak, ezilen ulus kadınını ikinci bir ezmeye tabi tutuyor. Onun varlığını kendi tanımlama süzgecinden geçirerek özüne yabancılaştırıyor. Yani bir anlamda yok sayıp, itibarsızlaştırıyor. Bu da kadından yana geliştirilen bir şiddet biçimidir.

Kürt kadınları bu politikalara yıllardır maruz kalıyor. Öncelikle toplumsal kültürünün şekillendiği coğrafyası kimliksizleştirilmeye başlandı. “Doğu” ya da “O bölge” diye tanımlandı. Dolayısıyla kimliksiz coğrafyanın insanları da kimliksizliğe mahkum edildi! Değersiz, cahil addedildi. Kendi varlığından kaçmak, kurtulmak, yeni bir isim ve biçim almak çözüm diye sunuldu. 18. yüzyılın sonlarında Avrupa merkezli geliştirilen oryantalizm belası ulus-devlet politikalarıyla yerelde bu tarzda yansımasını buldu.

İpek Er, insanlığı vicdan yarasıyla başbaşa bırakarak bir buçuk ay önce yaşamına son verdi. Adaletsiz, vicdansız bu dünyada yaşamayı reddetti. İşgalci devlet askeri ile araya daha fazla mesafe koymak gerektiği mesajını bırakarak çekip gitti. Günlerdir bu konuda çok şey yazılıp, çizildi. Ama 30 Ağustos’ta Cumhuriyet gazetesinde çıkan Işıl Özgentürk’ün makalesi öleni bir kez daha öldürmek gibiydi. Katilin konuşmalarını sansürsüz verme adına tecavüzü, ölümü pornografikleştirmesi insanı dehşete düşürür cinstendi. Diyaloglardan anlaşılıyor ki tecavüzcü Musa, bu işi bir büyüğünden ihale olarak almış. Sırtını dayadığı bir erk-erkan var. Ama yazıda bunların tümü gözardı edilip, tecavüzcünün pornografik sözlerine odaklanmış. Gerçek fail görünmez kılınıp, öldürülen İpek bir kez daha öldürülmüş.

Tabii bundan vahimi, “bilge!” öğretmeninden Batman'da yaşanan kadın intiharlarına dair yaptığı alıntıdır. “O bölgede” kız çocuklarına hiç değer verilmezmiş. Babaları kız çocuklarını çocuktan saymaz, onları okutmazmış. Kızlar değerli olmak için ya dağa çıkar ya da bölgede askerlik yapanlarla evlenmek vaadiyle birlikte olur, sonra da terk edilirlermiş. Bekaretini yitirdiği için son kurtuluş intihar etmekmiş... miş...miş... Bu ‘değerli’ alim, nasıl bu kadar şeyi bir araya getirmiş de 2013’te Perwari yatılı bölge okulunda 12-16 yaş arası yedi kız çocuğuna emniyet mensubundan, okul müdür yardımcısına kadar onlarca kişi tarafından tecavüze edilmesini ve olay sonrası Siirt valisinin, “dağa çıkacaklarına, taş atacaklarına fuhuş yapsınlar” diyerek bunun bir devlet politikası olduğunu itiraf ettiğini unutmuş. Evet, dağa çıkmak, özgürlük için yola çıkmak, verili olan tüm egemenlikçi ilişkilere başkaldırmaktır. Bu nedenle bir savaş politikası olarak uzun yıllardır, Kürdistan’da gençler arasında uyuşturucu kullanımını yaygınlaştırmaktan, taciz, tecavüzü bir politika haline getirmeye kadar dağın yolunu gençlere kapatacak uygulamalara çokça başvuruldu.

Kürt kadınları bunun çok iyi farkında. Kendisinin değer olduğunun bilincinde ve tüm ezilenlerin umuduna dönüşen ve dünyanın imrenerek baktığı kadın özgürlük sistemini şimdi geliştiriyor. Özgür yaşamı ilmek ilmek kendi elleriyle dokuyor.
Ne gaflet, oryantalizmle sorunları izah edip, toplumu ikna edebileceğini sanmak.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.