Öz savunma dışında başka yol yok!

Forum Haberleri —

13 Mayıs 2022 Cuma - 23:00

Anneler Asayiş'i ziyaret ediyor

Anneler Asayiş'i ziyaret ediyor

  • Êzîdîler ile Irak devletinin görüşme halinde olduğu söyleniyor fakat herkes, hepimiz, ordunun yeni ve daha sert bir saldırı hazırlığında olduğunu bilmek ve bu tehlikenin farkında olmak durumundayız.

SAİD ZEKİ
Dünyanın her yerinde savaş var. Yerkürenin her tarafında kan akıyor. Tüm bu savaşlarda enva-i türden silahlar kullanılıyor. Dünya devletleri silah üretme konusunda canhıraş bir yarışın içerisinde. Hem de insanların açlıktan öldüğü bu zamanlarda. Yer altı ve yer üstü tüm zenginliklere el konuluyor ve bu kaynakların gelirleriyle insan kanını akıtmaya yarayan, dahası doğayı felakete adım adım sürükleyen silahlar üretiliyor.

Savaşlar kime karşı yürütülüyor? Devletlerin kendi aralarındaki savaş teraneleri insanları kandırmak dışında bir anlam ifade etmiyor. Özünde tüm savaşlar devletçi sistem tarafından tüm topluma ve doğaya karşı yapılıyor. Bunu anlamamak, bu şekilde okumamak ise en büyük gaflet olur. Tüm bu savaşlardan en beter payını alanlar ise özgür ve onurluca yaşamak dışında herhangi bir isteği olmayan ezilen halklardır. Neden? Çünkü bu halklar yok olmamanın ancak ve ancak özgür yaşamdan geçtiğini bildikleri ve bunun için direndikleri için.

Dünyada bu şekilde direnen halklar kuşkusuz vardır. Son yüzyılda soykırımın tüm saldırılarına maruz kaldıkları için Kürt halkının durumu tam da böylesi bir durumu ifade ediyor. Fakat Kürt halkı içerisinde de en fazla saldırıya uğrayanın, kitlesel soykırımlardan defalarca geçirilenlerin ise Êzîdîler olduğu tartışmasızdır. 

Êzîdîler şimdiye kadar 73 ferman yaşadıklarını söylerler. Bu rakam belki de daha fazladır. Sonra, bu fermanlar sadece rakamlardan ibaret değildir. Ferman demek soykırım demek. Soykırım ise sayısız defa fiziki ve kültürel olarak kırımdan geçmek demek. Bunun nasıl ağır bir durum olduğunu, nasıl dayanılmaz bir acı olduğunu tahayyül etmek bile zor geliyor. Êzîdîler bu acıları adeta damıtarak, onunla günlük olarak yaşamasını bilerek bugüne kadar varlıklarını getirebildiler.

Ama aynı zamanda Êzîdîler bu fermanlardan önemli dersler de çıkardılar. Son ferman olan DAİŞ saldırısı ardından sadece acılarla yaşayarak varlıklarını artık sürdüremeyeceklerini anladılar. Savaşın tüm dünyada yaygınlaştığı ve kendilerine karşı Türk sömürgeciliği ve KDP ihanetinin, kesin soykırım planlarını uygulamaya koydukları bu zamanda öz savunmaları olmadan ayakta kalamayacaklarını anladılar.

Bunun için öz savunma güçlerini, YBŞ-YJŞ’yi kurdular. Ve bu güç direniş çizgisini ‘’tüm dünya üzerime gelse teslim olmam ama dünyanın tüm gücü elimde olsa kimseye saldırmam’’ gibi kutsal ve en insani ilkeye dayandırdı. YBŞ-YJŞ savaşçıları, kimseye saldırmayacaklarını ama kendilerine saldırılması durumunda asla teslim olmayacaklarını, en son Irak ordusunun saldırısı karşısındaki inanılmaz direnişleri ile tekrar ispatlamış oldular. Şengal’in Digurê nahiyesinde yoğunlaşan savaş bir gün sürdü ve çok sert bir savaş idi.

Kazımi’ye bağlı Irak ordusu, onlarca tank, yüzlerce zırhlı araç ve binlerce askeriyle Digurê nahiyesine saldırdı. Nahiye rastgele tank toplarıyla vuruldu. Füzelerle, YBŞ savaşçılarının mevzilerine saldırdılar. Digurê nahiyesi çatışmaların başladığı yerdi. Burası geçilebilseydi tüm Şengal yerleşim merkezleri işgal edilecek ve belki de Êzîdîler, 2014 yılınkinden daha ağır bir fermanla yüz yüze kalacaklardı. YBŞ savaşçıları, elbette ki bu durumun farkındaydılar. Ellerinde ferdi silahlarla bu tehlikeye karşı tam bir öz savunma savaşı yürüttüler. Saatlerce süren bu savaşta Irak ordusu Digurê’yi geçemedi ve geri çekilmek zorunda kaldı.

Şimdi Irak ordusunun daha kapsamlı bir saldırıya hazırlık yaptığı yönünde bilgiler var. Evet daha kapsamlı bir savaşa hazırlanıyor Irak ordusu. Êzîdîlerle Irak devletinin görüşmeler halinde olduğu söyleniyor fakat herkes, hepimiz, ordunun yeni ve daha sert bir saldırı hazırlığında olduğunu bilmek ve bu tehlikenin farkında olmak durumundayız. Yoksa sonuçları çok ağır olacak yeni durumlar yaşanabilir. 

Savaş kötü bir olay! Fakat savaşı durdurmak için sadece eleştirmek veya savaşın kötü olduğunu söylemek yetmiyor, yetmediğini de defalarca gördük. Savaş ancak ve ancak güçlü bir öz savunma savaşıyla durdurulur. Öz savunma, mevzide direnmek kadar alanlarda, sokaklarda, her yerde direniş halinde olmak demektir. Öz savunmasız onurlu bir yaşam mümkün olamayacağı gibi özgür bir yaşam da mümkün olamaz. O halde gün onuruna, özgürlüğüne sahip çıkma günüdür. Gün öz savunma savaşına katılma günüdür. Ne mutlu halkını ve ülkesini dolayısıyla onurunu savunmak için öz savunma direnişi içerisinde yer alanlara… 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.