Özdağ devletin bir tezgahı!

Dosya Haberleri —

28 Ağustos 2022 Pazar - 20:00

  • Şêx Seîd ve Arkadaşları Derneği Başkanı Kasım Fırat: "Şêx Seîd’in anısına saldırarak Kürtleri kışkırtmaya çalışıyorlar. Kürtlerin hassasiyetleri üzerinden bir kırılma yaratmaya çalışıyorlar. Biz mümkün mertebe bu oyunlara fırsat vermemeye çalışacağız."
  • Kürdistan İslam Toplumu Eşbaşkanı Hafız Ahmet Turhallı: "Bir taraftan Kürtleri sindirme, korkutma planları yapılırken, diğer taraftan da AKP’den kopmaya başlayan muhafazakar Kürtleri Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu gibi devletçi isimlerin etrafında toplamaya çalışıyorlar."
  • DİAYDER Kurucu Üyesi Seyda Yusuf İnan: "Şêx Seîd efendi Kürtlerin hem ulusal hem dini önderlerinden biridir. Ona hakaret, bizim asla sessiz kalacağımız bir konu değil. Gerek hukuki gerekse örgütlülük anlamında elimizi taşın altına koymaya hazırız."

RONÎ PENABER

Kürt alim Şêx Seîd’e hakaret eden ırkçı politikacı Ümit Özdağ tepkiler dinmiyor. Tepkilere Şêx Seîd ve Arkadaşları Derneği ile Amed, Şırnak ve Urfa barolarının hakarete yönelik yaptığı suç duyuruları, çeşitli dernek ve kuruluşlardan gelen tepkiler de eklendi. Yapılan açıklamalarda, bu tür saldırılarla Kürtlerin birliği ve değerlere bağlılığının hedef alındığı vurgulanırken, saldırıların planlanmış provokasyonların parçası olduğu ve kişilerle değil, arkasındaki ırkçı zihniyetle mücadele edilmesi gerektiği ifade edildi. Konuya ilişkin Şêx Seîd ve Arkadaşları Derneği Başkanı Kasım Fırat, Kürdistan İslam Toplumu (CÎK) Eşbaşkanı Hafız Ahmet Turhallı ile Din Âlimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) Kurucu Üyesi Seyda Yusuf İnan ile konuştuk. 

Hep dik duracağız

Aynı zamanda Şêx Seîd’in torunu da olan Kasım Fırat, Şêx Seîd’in hatırasına yapılan bu saldırı neden şimdi ve neden Özdağ, sorumuza şu cevabı verdi: "Biz de bunun cevabını çok aradık. Makul, mantığa dayalı bir sebebi yoktur bunun. Durup dururken birisi bir sosyal medyada bir paylaşım yapıyor ve o paylaşıma istinaden bu adam da hem o paylaşımı yapan kişiye hem de Şêx Seîd efendiye hakaret ediyor. Eğer mantıkla açıklanacaksa bu adama değil, temsil ettiği zihniyete bakmak gerekiyor. Belli ki perde arkasında organize edilen kirli planlar, böyle adamlar vasıtasıyla uygulamaya konuyor. Bence olay budur. Ancak planları ters tepti. Kürt halkı ve Kürt halkının davasına inanan insanlar, Şêx Seîd efendiye sahip çıktılar. Gerek medyada gerekse hukuki alanında büyük bir tepki gösterildi. Bu saldırılar önümüzdeki günlerde gerçekleştirilmesi planlanan daha çirkin olayların ön ayağı olabilir diye düşünüyoruz. O yüzden her türlü saldırıya karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor. İster sözlü olsun ister fiziki. Ancak şunu da bilsinler ki biz bu oyunlara gelmeyeceğiz. Hep dik duracağız, geçmiş ve gelecekteki hukukumuza da sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bizim meşrebimiz budur. Kürt kamuoyu da görüldüğü üzere hakla, doğruyla, gerçekle beraberdir ve değerlerine bağlıdır."

Kasım Fırat

Bu bir tezgah

Tek tek kurumlar olarak tepki göstermek yerine, örgütlü bir tepki için barolar, kurumlar ve insan hakları temsilcileriyle bir araya gelerek, dayanışmaya karar verdiklerini belirten Fırat, ayrıca Bingöl, Muş, Van barolarının, özgür hukukçular, bağımsız hukuk büroları ve insan hakları örgütleri gibi kesimlerin de konunun takipçisi olacağını belirtti. Fırat, şöyle devam etti: "Biz kamuoyunu galeyana getirmek, şiddete yönlendirmek gibi bir fiilin içine girmeyeceğiz. Eğer mahkeme hak olana karar vermezse, bunun planlı bir proje olduğunu ve sistemin şimdiki yürütücüsünün bir tezgahı olduğunu kendi eliyle kanıtlamış olur. Bu olayın mevcut iktidarın bir tezgahı olduğunu kanıtlayacak birçok boyutu var zaten. Yoksa standart hukuki prosedür devam ederse, bunu yapan her şekilde suçludur. Hem tazminat konusunda, hem de suç duyurusunda bulunduğumuz maddelerde belirtildiği üzere, ihlal edilen yasalar bağlamında. Hakim farklı bir karar verirse, hegamon bir gücün tesirine girmiş olduğunu kendi kendine açıklamış olur."

Saldırılar ancak bizi birleştirir

"Değerlerimize saldırarak gündemde kalmaya çalışan bu gibi kişi ve odakların kirli oyunları, Kürtleri bölmek bir yana bizi tabanda birleştirmeye ve eskisinden daha güçlü yapmaya yarıyor" diyen Fırat, "Bundan önce Doğu Perinçek denedi başaramadı. Daha sonra Cumhuriyet gazetesinde yazan birkaç kemalist Şêx Seîd’in anısına saldırdılar yine olmadı. Bu sefer de böyle ırkçılığıyla meşhur bir adam üzerinden bir oyun oynanıyor. İktidardakiler ülkenin mevcut durumunu kontrol edemiyor, yönetemiyorlar. Kürtlerin hassasiyetleri üzerinden bir kırılma yaratmaya çalışıyorlar ve bunu yaparken de böyle tarihi şahsiyetlere saldırıyorlar. Biz mümkün mertebe bu oyunlara fırsat vermemeye çalışacağız" diyerek saldırılar karşısında dik duracaklarını vurguladı.

Kürt halkının Şêx Seîd’e sahip çıkan duyarlı ve onurlu duruşuna minnettar olduğunu belirten Fırat, "Halkımız bizi yalnız bırakmadı. Halkımız yanımızda olduğu sürece güçlüyüz. Olayın ortaya çıktığı andan itibaren telefonlarımıza 150 bine yakın destek ve dayanışma mesajı geldi. Duyarlı davranan herkese çok teşekkür ediyoruz" dedi.

Kürt'e ne kadar vurursak kârdır!

Hafız Ahmet Turhallı ise şunları söyledi: "Öncelikle şunu belirtmek gerekir, bu adamı, önem atfetmek istemiyorum ama sıradan bir kişi olarak görmemek gerekir. Bu adamın Suriyelilere yönelik girişim ve açıklamaları aslında Kürtlere yönelik kirli bir algı yaratma planınına hizmet ediyor. Sürekli diline doladığı Suriyeliler burada sadece bir araçtır. Daha önceki bir konuşmasını dinledim, konu yine Suriyeliler ama konuşmasının bir yerinde 'Kürtleri halletmemiz lazım' diyor. 'Kürtleri halletmemiz lazım’ ne demek? Bunu kim adına söylüyor? Bu politika Özdağ tarafından değil, devlet ve iktidarın derinliklerinden gelen bir akılla oluşturuldu. İktidar öyle bir noktaya geldi ki dış politika çökmüş, içeride de ekonomik, siyasi, iktisadi ve düşünsel bir daralma yaşıyor. Rojava’ya ve Kürdistan’ın diğer bölgelerine yaptığı saldırılardan bir sonuç alamıyor. Nerdeyse her alanda yaşadığı bu sıkışmışlığı bir şekilde gevşetmesi lazım. Bunun için de hedef seçilen muhafazakar Kürtlerin sinir uçlarıyla oynayarak manipüle etmeye, mücadele alanını farklı bir çizgiye çekmeye çalışıyorlar."

Hafız Ahmet Turhallı 

Saldırı konsepti devrede

Kürtlerin mezarlıklarına yapılan saldırıların da bir plan dahilinde gerçekleştiğini belirten Turhalı, "Hatırlarsanız mezarlıklarımıza çirkin saldırılar yapıldı. Ölülerimizin, çocuklarımızın kemiklerini çalıp kaldırımlara gömdüler. O da bu politikanın bir parçasıydı. Şimdi de seçime giderken farklı kesimleri bu tür provokasyonlarla karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla Şêx Seîd’in tarihsel kişiliğine yönelik bu saldırı da tek kişilik değil planlı bir girişimdir. Ancak ben daha çok devlet aklının, bu provokasyonları hangi seviyelere vardıracağını önemsiyorum. Kurumlarımızı tek tek kapatmaya başladılar. Devlet bütün bunları organize ederek karşıdaki tepkinin dozunu ölçecek ve ortaya çıkan sonuçla kendine bir alan açacak. Bu yüzden saldırı ve provokasyonlar daha da derinleşerek ilerleyebilir" dedi.

Saldırılar boşuna değil

İdeolojik ve fiili saldırıların seçimlere yaklaştıkça artacağı uyarısında bulunan Turhallı, buna örnek olarak, "Mesela Batı illerinde çok yoğun kışkırtma ve tahrik etmeye dönük fiziki saldırılar yaşanabilir. İdeolojik ve inançsal yönelimleri birbirine düşürmeye dönük hamleler olabilir. Dolayısıyla bu itham ve karalamaların boşuna yapıldığını düşünmüyorum. Muharrem İnce’den tutun da bilmem kime kadar herkes bir şeyler söylüyor, Kürtlere rol biçiyor. Bunlar, planlı politikaların dağınık görünen parçaları" diye konuştu.

Bilerek yapıyorlar

Dernek binası mühürlenen DİAYDER’e yönelik baskının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirten Turhallı, şöyle devam etti: "Irkçı söylem ve saldırılar devlet politikasıdır. Partiler veya bu Özdağ gibi kişiler eliyle yürütülüyor. Son zamanlarda camilerin kapısına bile kilit vurmaya başladılar, hem de Cuma günü. Bilerek yapıyorlar, niye biliyor musunuz? Çünkü muhafazakar Kürtler AKP’den umudunu kesti. AKP ve çevresinden yavaş yavaş kopuyorlar. Bu kesimin kendi demokratik, yurtsever, mücadeleci köklerine dönmesini engellemek için yapmayacakları şey yok. Yöntem hep aynı. Baskılama, sindirme, bunlar olmuyorsa da terörize etme ve gözden düşürme. Şêx Seîd’e hakaret etmek de, onun için İngiliz ajanı demek de bu politikanın bir parçası. Bir taraftan Kürtleri sindirme, korkutma planları yapılırken, diğer taraftan da AKP’den kopmaya başlayan muhafazakar Kürtleri Ali Babacan gibi, Ahmet Davutoğlu gibi sözde daha demokrat görünen devletçi isimlerin etrafında toplamaya çalışıyorlar. Yani Kürtler köklerine dönmesin de, nereye giderse gitsin."

Tek seçeneğimiz örgütlenmek

Kürt halkına çağrıda bulunan Turhallı, "Bu açıklamalar ve baskı politikası madem Kürtleri provoke etmeye ve sindirmeye yönelik, o zaman en hazırlıklı olmamız gereken nokta da burası. Ancak örgütlenerek direnebiliriz. Birliğimizi kurarak, var olan ittifakımızı güçlendirerek bunun altından kalkabiliriz. Bireysel, örgütsel, ideolojik, dinsel, inançsal bütün çelişkilerimizi, farklılıklarımızı bir kenara bırakarak birliğimizi korumamız gerekiyor. Birlikte mücadele ederek başarılı olamayacağımız tek bir alan yok. Bu durum seçimler için de geçerli. Kürtlerin bu ülkede en az yüzde 25’lik bir oy potansiyeli var, seçime bu bilinçle gidilebilirse bu cephede de bir kırılma yaşanacaktır. Bunu doğru kullanabilir ve siyasete aktarabilirsek ortaya çıkacak sonuç 100 yıllık devlet politikasının iflası demektir."

 

Saldırı bir proje

DİAYDER Kurucu Üyesi Seyda Yusuf İnan ise derneklerine ve üyelerine yapılan saldırının ardından gelişen bu olayın zamanlamasına dikkat çekerek, "Özellikle Müslüman Kürtleri hedefine koymuş bir projedir bu. Zaten bu devletin her projesi Kürtlere yönelik. Bu projelerin içinde bir tek Kürt sorunun çözümü yok. Ondan başka her şey var" dedi.