Özerk Yönetim’den özgürleştirme sözü

9 Ekim 2022 Pazar - 17:30

  •  Özerk Yönetim, Serêkaniyê ve Girê Spî’nin işgalinin 3. yıl dönümünde işgal altındaki bölgeleri kurtarıp Türk devletini savaş ve insanlığa karşı suçlarından yargılayana kadar tüm alanlarda mücadeleyi güçlendireceğini bildirdi. 

Türk ordusunun, bünyesine aldığı çetelerle birlikte işgal ettiği ve Türkiyenin birer ilçesi gibi yönettiği Serêkaniyê ve Girê Spî'de üç yıldır her türlü suçu işleniyor. 

Türk devleti, 9 Ekim 2019'da başlattığı saldırılar sonucu Serêkaniyê ve Girê Spî’yi işgal etti. İşgal saldırıları ABD kuvvetlerinin bu bölgelerden çekilmesinden 13 gün sonra gerçekleşti. Şam hükümeti ve Arap Birliği de saldırıları izlemekle yetindi. Bu işgalden 7 ay önce DAİŞ'in Suriye'deki varlığına son veren ve hücrelerine karşı savaşını sürdüren QSD, günlerce Türk devletini durdurdu, ancak güç dengesizliği Serêkaniyê ve Girê Spî'nin 120 km uzunluğunda ve 30 derinliğindeki bazı alanlarının işgal edilmesine neden oldu. 

Cizîrê Bölgesi İnsan Hakları Örgütü’nün verilerine göre; Türk devletinin Serêkaniyê ve Girê Spî’ye dönük saldırıları sonucu 429 yurttaş katledildi ve yaralandı. Üç yıldır öldürme, göçertme, talan, yıkım, tecavüz ve insan kaçırma gibi suçlar, Türk devleti ve çeteleri için artık rutin haline geldi. Demografik değişim suçu da had safhaya çıktı.

Girê Spî'den 100 bin kişi göçertildi. Özerk Yönetim’in Reqa’nın kuzey kırsalındaki Til El Simen köyü yakınlarına kurduğu Girê Spî Göçmen Kampı’nda 6 bin 450 göçmen yaşıyor.

Serêkaniyê’de ise 200 binden fazla kişi göçertildi. Göçmenlerin bir kısmı Hesekê’deki Waşûkanî ve Serêkaniyê kamplarına yerleştirilirken, bir kısmı ise Cizîrê Bölgesi’ndeki akrabalarının yanına gitti.

Halkı göçerttikten sonra binlerce çete ailesini kantona yerleştirdi. ANHA, Türk devletinin kendi topraklarından Girê Spî Kantonu’na 6 bin Suriyeli mülteciyi gösterdiğini belgelemişti. Türk devletinin planı ise Silok ve Hemam Tirkmen gibi beldelere gönderilen mültecileri daha sonra Katar ve Çeçen derneklerin desteğiyle kantonun batısına inşa edilecek sömürge evlerine yerleştirmek.

Üç yıllık işgal bilançosuyla ilgili açıklama yapan Serêkaniyê Göçmen Komitesi, “Güvenli geri dönüş meşru hakkımızdır” dedi. 

İşgalin ağır tablosu

Göçmenler Komitesi Basın Sorumlusu Ciwan Iso, Waşûkani Kampı'ndaki açıklamada, şu verileri paylaştı: "İki bölgenin Ekim 2019'daki işgalinden bugüne kadar 68'i kadın, 42'si çocuk olmak üzere 511 kişi tutuklandı. 185 kişi kaçırıldı. 325 kişiye işkence yapıldı. En az 5 kişi işkence altında katledildi. 48'i 13 yıl ile müebbet hapis cezası arasında değişen hapis cezasına çarptırılan olmak üzere 92 tutuklu Türkiye'ye sevk edildi. 11'i kadın 56 kişi katledildi. 11 kişi idam edildi. 

Yüzde 85'i dönemedi

Serêkaniyê sakinlerinin yüzde 85'inden fazlası, evlerine geri dönemedi. 2 bin 500 aile, asıl sakinlerin yerine yerleştirildi. 55 Iraklı DAİŞ ailesi, Serêkaniyê’de el konulan evlere yerleştirildi. İşgalden sonra işgal altındaki iki bölgede 5 bin 500'den fazla ev ve bin 200'den fazla dükkana el konuldu. 55 köy, asıl sakinlerinden tahliye edildi. Bir milyondan fazla dönüm (100 bin hektar) araziye el konuldu.

İşgal döneminde en az 72 patlama meydana geldi, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 145 sivil yaşamını yitirdi. 300'den fazla kişi yaralandı. Çeteler kendi aralarında 46 kez çatıştı."

Etrafa sürekli saldırı

Türk devleti, işgali altındaki yerele yakın bölgeleri hemen hemen her gün hedef alıyor. Saldırılar sonucunda Eyn Îsa ve Girê Spî’nin batı kırsalındaki cephelerde 27 yurttaş şehit düştü, 77’si ise yaralandı.

DAİŞ üssü haline geldi

DAİŞ’in coğrafi olarak yok edilmesinin ardından DAİŞ’e desteğini sürdüren işgalci Türk devleti, kontrolü altındaki Suriye topraklarını DAİŞ için güvenli üsler haline getirdi. 2018'de Cerablus, Bab, Ezaz ve Efrîn kantonunda, 2019 sonbaharında Girê Spî ve Serêkaniyê'de teröre karşı savaş bahanesiyle 6 ay önce Türk devletinin işgali ile dünyanın en şiddetli çeteleri serpildi. 

QSD askeri kaynaklarının ANHA'ya verdiği bilgiye göre, Uygur, Çeçen ve Türkmenlerden oluşan 30 bin çete elemanı, İdlib ve işgal altındaki bölgelerde Türkiye tarafından korunuyor. 

Türk devletinin işgal ettiği bu bölgelerde DAİŞ'lilerin serbestçe dolaştığı, QSD'nin koordine ettiği ABD operasyonlarında çok sayıda çetebaşının öldürülmesiyle de ortaya çıktı. Uluslararası Koalisyon ve QSD’nin ortak istihbarat operasyonunda, DAİŞ'in ilk elebaşı Ebubekir El-Bağdadi, Ekim 2019'da işgal altındaki İdlib'de Türkiye sınırına 5 km yakında öldürüldü. 3 Şubat 2022'de ABD güçlerinin düzenlediği özel bir operasyonda DAİŞ elebaşı Ebu İbrahim El Kureyşi'nin İdlib'in Atme kentinde öldürüldüğü duyuruldu. Ayrıca 23 Ekim 2021'de, Uluslararası Koalisyon'a ait insansız bir uçak, Serêkaniyê’nin işgal altındaki İdwaniyê köyünde DAİŞ elebaşı Sebahî Ibrahim El Muslih (Ebu Hemze Şihêl) ve iki yardımcısını öldürdü. 26 Kasım 2020'de Eyn İsa'nın Mielek köyünde QSD bir pusuda tehlikeli DAİŞ elebaşı İsmail İdo ve 21 Türk çete üyesi ve askerini öldürdü. Elebaşı İdo, Türk askerleriyle birlikte Suriye ve Libya'da dolaşıyordu. Daha önceki raporlara göre; Suriye ve Irak'taki hücrelerde 4 bin ila 6 bin DAİŞ çetesi elemanı var. 

Özerk Yönetim söz verdi

Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Türk devletinin Serêkaniyê ve Girê Spî’ye işgal saldırılarının yıl dönümüne ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Türk devletinin, Suriye krizi başladığından beri Misak-ı Milli’yi tekrardan canlandırmak için bölgeyi Türkleştirmeye çalıştığı belirtilerek, "Siyasi ve askeri pazarlıklar, terörist gruplar ve çeteleri kullanarak, etnik ve iç savaş çıkarmak istiyor. Öte yandan, Suriye krizine çözüm olan demokratik projeleri ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bunun için de 9 Ekim’de Serêkaniyê ve Girê Spî’yi işgal etti. Yolsuzluk, katliam ve talan yapan çete grupları aracılığıyla bölgenin tarihini, kültürünü ve etnik yapısını bozmaya çalışıyor" denildi. 

Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’de yüz binlerce kişiyi göçerterek yerlerine çete ailelerini yerleştirdiğine dikkat çekilen açıklamada, şunlar ifade edildi: "Türk devleti, bununla demografik değişim yapmak, bölgeyi QSD ve Uluslararası Koalisyon'a karşı yenilen çeteler için güvenli bir yere dönüştürmek istiyor. Özerk Yönetim olarak Sêrekaniye ve Girê Spî’nin işgalinin 3. yıl dönümünde işgal altındaki bölgeleri vahşi teröründen ve çetelerinden kurtarıp, Türk devletini savaş ve insanlığa karşı suçlarından yargılayana kadar tüm alanlarda mücadelemizi güçlendireceğiz.

İşgal siyasetinin devamı

Türk devletinin SİHA’larla Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları, her türlü yasaklı silahı kullanması, korku ve fitne yaratması, işgal siyasetinin devamıdır. Trump döneminde özellikle ABD’nin uluslararası politikalarının belirsizliği olmasaydı bu işgal olmazdı. 

Başta Uluslararası Koalisyon, garantör devletler olmak üzere uluslararası toplumu ahlaki ve yasal sorumluluklarını yerine getirmeye, hızlıca harekete geçmeye, Türk devletinin işgal saldırılarına son vermeye ve tüm etkilerini ortadan kaldırmaya çağırıyoruz. Ayrıca Türk devletinin işgal siyasetine karşı net bir tutum sergilemeli ve halkın güvenli dönüşünü garanti etmelidir. Bölgede işgalci olan Türk devleti, uluslararası terörle mücadelemizi zayıflatıyor ve Suriye’deki krize kalıcı çözümler bulmasını da engelliyor.”   QAMIŞLO

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.