Rojava, Rusya'yı işaret etti
Kadın Haberleri —

Lîman Osê Şiwêş - Yusra Mihemed Derwêş
- Türk devletinin, DAİŞ'lilerin yargılanacağının açıklanması ardından arttırdığı saldırılarını, önceki gün Astana görüşmeleri sürerken yeni bir katliamla sürdürmesine tepkiler sürüyor. Rojava tarafı, Rusya'nın zemin hazırlaması ve iş birliğine dikkat çekiyor.
Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM), saldırılara ve Rusya'nın Özerk Yönetim'i Türk devletine hedef gösteren iddialarına ABD'nin de sessiz kalmasının, daha fazla katliam yapmasının önünü açıldığını gösterdiğini belirterek, son katliamın esas amacının şöyle özetledi: "Demokratik Özerk Yönetimi’n etkin rolünü zayıflatmak, birleşik toplum iradesini kırmanın yanı sıra demokratik sistemin değerlerini ve temellerini karalamaktır."
Türk devleti, önceki gün SİHA'yla Tirbespiyê-Qamişlo yolunda seyir halinde olan araçta bulunan Qamişlo Kanton Meclisi Eşbaşkanları Yusra Derwêş ve Gabi Şemûn ile yardımcısı Lîman Şiwêş'i hedef aldı. Saldırı sonucu Derwêş ve Şiwêş ile araç sürücüsü Firat Tuma şehit düştü. Ağır yaralanan Şemûn'un tedavisi sürüyor.
Cizîrê Bölgesi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Viviyan Beho Osê, çalışmaları kapsamında Meclis'e ait otomobille Qamişlo'daki Özerk Yönetim kurumlarını ziyaret etmek için yolda olduklarını açıkladı. Viviyan Beho Osê, işgalci Türk devletinin bütün amacının Özerk Yönetim sistemini yıkmak olduğunu; fırsat buldukça halka hizmet eden kurumların tüm yönetici ve üyelerini hedef aldığını vurguladı. Viviyan Beho Osê, saldırının Özerk Yönetim'in DAİŞ'lilerin yargılanacağını açıklamasının ardından ve Astana toplantısının yapıldığı sırada gerçekleştiğine dikkat çekti.
Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) saldırıya ilişkin dün yazılı bir açıklama yaptı. Saldırılara ve Rusya'nın Özerk Yönetim'e ilişkin iddialarına sessiz kalındığına işaret edilen açıklamada, bunun tehlikeli siyasi işaretler ve Türk devletinin daha fazla katliam yapmasına zemin verildiğinin bir mesajı olduğu kaydedildi.
Topyekûn savaş planı
Türk devleti ve işgale destek veren bazı tarafların uzun süredir Demokratik Özerk Yönetimi’ne yönelik saldırılarını artırarak bölgenin sınırları genelinde topyekun savaşa sürüklemeyi planladıkları kaydedilen açıklamada, Türk devletinin bölgenin istikrarını bozmak ve soykırım politikasını gerçekleştirmek için her gün provokasyon ve saldırılar gerçekleştirdiği belirtildi.
Rusya zemin hazırlıyor
SİHA'lar, savaş uçakları ve yurttaşlara yönelik kesintisiz bombardımanların; devletlerin Suriye'deki duruma ve ateşkese ilişkin tutumlarının belirsizliğinin, kaynaklarının, kararlarının ve pozisyonlarının ortak olduğunu gösterdiği savunulan açıklamada, şunlar ifade edildi: "Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı'nın Özerk Yönetim'e karşı 20. Astana toplantısı sırasında yaptığı açıklamalar bunu gösteriyor. Bu tehlikeli bir politikadır. İşgalci Türk devletine halkımıza ve iradesine karşı yeni katliamlar yapmasına verilen zeminin bir mesajıdır. Son katliamın esas amacı, Demokratik Özerk Yönetimi’n etkin rolünü zayıflatmak, birleşik toplum iradesini kırmanın yanı sıra demokratik sistemin değerlerini ve temellerini karalamaktır. Arkadaşlarımızın değerlerini koruyarak daima onların benimsediği felsefenin takipçileri olacağız.”
Rusya ile iş birliği
Kongra Star Koordinasyonu da yazılı bir açıklama yayınladı. Türk devletinin insanlığa karşı hareket ettiğinin, demokratik sistem ve kadın düşmanı olduğunun bilindiği hatırlatılan açıklamada, "İnsanlıktan ve demokrasiden nasibini almamış bu faşist devletin kadınların başını çektiği demokratik bir düzene tahammülü yok. Saldırının Astana'daki toplantıya tesadüf etmesi sıradan bir olay değil. Bu saldırı, Türk devleti ile Rusya arasındaki iş birliğinin sonucudur. Erdoğan, seçimden önce Kürtlere saldıracağını, öldürmekte ısrar edeceğini söylemişti. Elinden gelen her şeyi yapıyor" denildi.
Bu saldırılar tüm dünyanın gözü önünde yapılıyor olsa da ne BM, ne Avrupa Birliği, ne Uluslararası Koalisyon ne de insan hakları kurumları ses çıkardığına işaret edilen açıklamada, şunlar belirtildi: "Yıllardır DAİŞ terörünün baskı ve zulmüne karşı kendini savunan bölge halkı, Türk işgalinin saldırılarına karşı da kendisini savunacaktır.
Şehit yoldaşlarımız uzun yıllar liderlik ve yönetim kademelerinde ülkeye ve topluma hizmet etti. Kadınların özgür kimliklerine ulaşabilmeleri ve kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için çaba gösterdiler. Bu arkadaşlar sosyal, eğitim ve akademik çalışmalarda büyük emek verdi.
Türk devletinin saldırıları sonucu Zehra Berkel, Zeynep Saroxan, Hevrin Xelef, Jiyan Tolhildan, Yadê Eqîde ve daha yüzlerce kadın arkadaşımız şehit oldu. Bu onurlu şehitlerimizin yol arkadaşları olarak sonuna kadar onların yolunda yürüyeceğiz."
33 kurumdan tepki
Kuzey-Doğu Suriye’de 33 siyasi parti ve örgüt, Siyahi Mahallesi’ndeki BM Mülteciler Yüksek Komiserliği önünde dün açıklama yaptı. Türk devletinin, Ekim 2019’da Serêkaniyê ve Girê Spî’nin işgalinden bu yana Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarının durmadığı hatırlatılan açıklamada, “Saldırılarda her türlü silahlar kullanıldı, özellikle SİHA’larla çocuklar, yurttaşlar ve yöneticiler hedef alındı. Aynı zamanda hizmet ve ekonomi kurumları da bombalandı. Türk devleti bu suçlarla siyasi irademizi yok edemez. İstikrar, adalet ve demokrasiyi sağlayacak olan ulusal siyasi görüş doğrultusunda Suriye'de demokratik değişimi sürdüreceğiz” denildi.
Saldırının, Astana’da kurulan 20'nci pazarlık görüşmeleriyle eş zamanlı olarak gerçekleştirildiğine işaret edilen açıklamada, şunlar belirtildi: “Siyasi-ulusal çözümden uzak olan Şam-Ankara arasındaki güvenlik ilişkilerinin yeniden tesis edilmesinin, Türkiye'nin Suriye halkına, özellikle de Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik suçlarını sürdürmesinin başlangıcı olacağı uyarısında bulunmuştuk.”
Tüm siyasi güçleri Suriye halkına karşı sorumluluklarını yerine getirme; Türk devletinin ihlal ve suçlarına karşı birlik çağrısı yapılan açıklamada, ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon'un sorumluluklarını yerine getirmesi istendi.
Soykırımı tamamlamak için
Özgür Kadın Hareketi (TJA) de katliama ilişkin dün yazılı bir açıklama yaptı. Kadın özgürlük mücadelesinin öncülerinin hedef alındığına işaret edilen açıklamada, Türkiye’nin saldırıları veya koordinasyonuyla suikaste uğrayan Jiyan Tolhildan, Roj Xabur, Barîn Botan, Hevrîn Xelef, Nagehan Akarsel ve Evîn Goyî hatırlatıldı.
Son katliamla birlikte AKP-MHP faşist blokunun kirli ittifakta bulunduğu bölgesel güçlerle hedeflediği şeyin, kuşkusuz Lozan ve Cumhuriyetin yüzüncü yılında Kürt halkının dört parçada verdiği özgürlük mücadelesini tasfiye etmek olduğunu altı çizilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Yüzyıl önce egemen ulus devletlerin üzerinde uzlaştığı ancak başaramadığı soykırımı tamamlamaktır. Bugün Rojava’da DAİŞ karanlığına karşı verilen mücadelenin ve inşa edilen demokratik ulus modelinin, ezilen dünya halklarına ilham olduğu hakikati ortadayken; Türkiye ve kirli ittifaklara giriştiği bölgesel güçlerin Rojava başta olmak üzere Kürt kadın özgürlük mücadelesine yönelik saldırılarına karşı uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye çağırıyoruz.”
Saldırılar bizi korkutmaz
Kurdistan Özgür Kadın Hareketi (Rêxistina Jinên Azad ên Kurdistanê-RJAK) de yazılı açıklama yaptı. Açıklama şöyle: “Ülkemizi işgal ve halkımızın iradesini kırma girişimlerine karşı halkımızla beraber Yusra ve Lîman’ın yolu olan mücadele çizgisinde mücadeleye devam edeceğimizi yineliyoruz. Halkımızın yurtseverlerine yönelik terör saldırıları bizi korkutamaz, tam tersi bizi güçlendirir. Arkadaşlarımızın ödemek zorunda kaldığı bedelleri, özgürlük mücadelesinde irademizi yeniden yeşertmek ve düşmanın hayallerini parçalamak için kendimize esas alacağız.” QAMIŞLO
*****
Yusra Mihemed Derwêş
Yusra Mihemed Derwêş, 1972'de Qamişlo'ya bağlı Amudê'de doğdu. 2001'de üniversiteden mezun oldu. 19 Temmuz 2012'de devrime katıldı. Kürtçe öğretmenliği yaptı, Amudê'deki Betûl Lisesi’nin müdürü oldu. Amudê'deki Okul Yönetim Kurumlarının kurucularından biri olarak Amudê Eğitim Komitesi Eşbaşkanlığına seçildi. Eğitim alanında uzun süre çalıştıktan sonra 1 Kasım 2022'de Qamişlo Kanton Meclisi Eşbaşkanlığına seçildi.
Kurdistan genelinde kadın özgürlük mücadelesinde aktif rol oynadı. Bir Kürt kadını olarak ulusal mücadeleyi tanıdığı 38 yıl boyunca, ulusal kimliği için mücadele yürüttü. Rojava Devrimi’ne katılan ilk devrimciler arasındaydı. Özgür kadın kimliğini taviz vermeden temsil etti.
JINHA'ya 12 Mart 2004 Qamişlo Katliamı ile ilgili konuşan Yusra Derwêş, Kürt halkına yönelik saldırılara dikkat çekerek, "Kurdistan'ın her parçasında Kürtlere yönelik saldırılar var. Güney Kurdistan'daki Halepçe Katliamı, Doğu Kurdistan'da infaz politikası, Kuzey Kurdistan'da saldırı ve katliamların yanı sıra Rojavayê Kurdistan'daki 12 Mart gibi katliamlardır. 12 Mart ayaklanması ruhuyla faşizme karşı her zaman mücadele edeceğiz. Çağrımız her alanda ırkçı tavırlara karşı mücadele etmektir. Kürt halkı olarak saldırılara ve katliamlara karşı dayanışmamızı oluşturmalıyız” demişti.
*****
Lîman Osê Şiwêş
Qamişlo Kantonu Meclisi Eşbaşkan Yardımcısı Lîman Osê Şiwêş (Rîhan Amûdê), 1968'de Qamişlo'nun Amûdê ilçesinde doğdu, yurtsever bir ailede büyüdü. 1985'te aktif bir şekilde cephe çalışmalarına başladı, 1989’da da devrime katılarak mücadele ve başarılarla dolu bir tarih yazdı. Yürüttüğü özgürlük mücadelesi saflarında birçok zorlukla karşı karşıya kaldı. 2002-2003 tarihleri arasında yürüttüğü Kürt davası ve kadın özgürlüğü mücadelesi nedeniyle KDP tarafından 6 ay tutuklandı. 2005'ten 2008'e kadar Başûrê Kurdistan ve özellikle de Süleymaniye’de çalışma yürüttü.
Rusya’ya 2008'de giderek, 7 yıl hiç yılmadan burada çalıştı. Rojavayê Kurdistan'da devriminin başlamasıyla birlikte Kobanê’ye dönme kararı aldı ve 2015'ten itibaren devrimin başladığı yerden mücadelesini devam ettirdi.
DAİŞ'ten özgürleştirilen yerlerde demokratik projenin temellerini ilk atan öncülerden biriydi. Minbic’in özgürleştirmesi hamlesiyle birlikte buraya geçerek 2019'a kadar çalıştı.
Mücadele yolculuğunda birçok görev ve sorumluluk üstlendi. Kongra Star Başûrê Kurdistan temsilcisi görevinin ardından en son Qamişlo Kantonu Meclisi Eşbaşkan Yardımcılığını üstlendi.
Şehit düştüğü son ana kadar sistemli saldırılara ve kadını engel olarak gören ataerkil zihniyete karşı mücadele etti. Toplumun dayattığı zorlu koşullara rağmen düğüm haline gelen bütün sorunlara karşı durdu.
Lîman Şiwêş, daha önce JINHA'ya Rojava Kadın Devrimi’ne yönelik saldırılarla ilgili konuşmuş ve "Toplumumuzu katliamlarla korkutamazlar" demişti. BAAS rejiminin 12 Mart 1988'deki Halepçe Katliamı’na dikkat çeken Lîman Şiwêş, uluslararası güçlerin Halepçe'deki soykırımı kabul etmediğini kaydederek, "Bugün Başurê Kurdistan topraklarında Halepçe katliamının etkileri yaşanıyor. Ayrıca, bugüne kadar yetkililer Kürdistan'ın tüm parçalarında Kürt halkına saldırmaya devam ediyor, bunun sonucunda Kürtler katlediliyor ya da yerinden ediliyor. Rojavayê Kurdistan'da da beyaz fosforlu kimyasal silahlar kullanılmış, tüm belgelere rağmen Türk devleti yargılanmamış ve uluslararası devletler bir kez daha çıkarlarına göre hareket etmiştir” diye konuşmuştu.
Katliamlar ve inkar karşında halkların kendilerini demokratik ulus sistemiyle koruyabileceğini vurgulayan Lîman Şiwêş, şunları ifade etmişti: "BAAS rejimi tek millet, tek devlet ve tek din anlayışıyla topluma saldırdı. Bütün devletlerin temeli bu zihniyettir. Bizler de bu yüzden katliam ve saldırılara karşı Demokratik Ulus sistemi ile kendimizi yeniden örgütlüyor ve kendi savunma sistemimizi oluşturuyoruz. Hiçbir işgalci güç toplumumuzu kolayca katliamlarla korkutamaz, çünkü kendi gücümüzle kendimizi koruyoruz."













