Rojava’dan Ege'ye 'yurtsuzluk' dramı

Kadın Haberleri —

2 Eylül 2020 Çarşamba - 23:00

  • Yunanistan açıklarında batan botta eşi ve 3 yaşındaki oğlunu kaybeden Berivan Muhammed, “Bir hafta geçti. Oğlum ve eşim sağ mı, ölümü bilmiyorum. Ben bir haftadır sağ mıyım ölü müyüm bilmiyorum” diyor.

ERDOĞAN ZAMUR

DAİŞ saldırılarının yoğun olduğu 2014 yılında Kuzey ve Doğu Suriye’den göç etmek zorunda kalan Berivan Muhammed ve ailesi, Türkiye tarafına geçerek İstanbul’a yerleşti. Muhammed, burada Mêrdîn Nisêbînli Yunus Cansu ile evlendi ve çocuğu Hasan’ı dünyaya getirdi. Yaşam koşullarının kötüleşmesi üzerine eşi ve çocuğuyla birlikte 25 Ağustos’ta Avrupa ülkelerinin yolunu tuttu.
Muhammed ve ailesi, insan kaçakçıları tarafından bindirildikleri tekne ile Muğla’nın Marmaris ilçesinden yola çıktı. Ancak, 5 insan tacirinin de aralarında bulunduğu 103 kişiyi taşıyan küçük tekne kısa bir süre sonra su almaya başladı. Tüm tahliye çabalarına rağmen suyla dolan tekne Yunanistan’ın Halki Adası açıklarında battı. 
 
Oğlu ve eşini kaybetti

Yunan Sahil Güvenlik ekipleri tarafından batan tekneye yönelik başlatılan arama ve kurtarma çalışmaları sonucu 77 kişi kurtarılarak, Rodos Adası’na götürüldü. 19 kişi ise Türkiye’ye getirildi. İnsan taciri 5 kişi, geçtiğimiz gün Yunanistan’da çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Tacirler mahkemede bir baba ile oğlunun kaybolduğu yönünde ifade verdiler. Kayıp denilen baba ile oğlu, Yunus Cansu ile oğlu Hasan’dı.
 
Bir haftadır haber yok 

Şu an Rodos adasındaki bir otelde 76 kişiyle birlikte karantina altında olan Berivan Muhammed, kazanın üzerinden bir hafta geçmesine rağmen eşinden ve çocuğundan haber alamadığını söyledi. Muhammed, başta Yunan hükümeti olmak üzere herkese, “Eşim ve oğlumun akıbetleri hakkında bilgi istiyorum. Lütfen bana yardım edin” diye seslendi. 
 
Türk devleti oturum vermedi

Kimliksizlik ve zorlu yaşam koşulları nedeniyle yurt dışına çıkmak zorunda kaldıklarını anlatan Muhammed, yaşadıklarını “Eşim Kürt olduğu için Türk devleti bana oturum vermedi. Bütün evraklarımı yapmama rağmen vermediker. Yani ben Türkiye’de kaçaktım. Sürekli polis tarafından rahatsız ediliyordum. Bir seferinde 13 gün gözaltında kaldım. Bana ‘Suriye’ye git, pasaportunu al gel’ dediler. Çocuğumu birlikte götürmeme de izin vermeyeceklerini belirtiler. Benim çocuğum daha 3 yaşında. Zaten gidip evrakları yapacak durumum da yoktu. Kaçaktım. Bundan dolayı da yurtdışına çıkmak istedik” sözleriyle anlattı.

Kaçakçılar yalan söyledi

Muhammed, yok hikayesine dair şunları belirtti: “Kaçakçılar bizi önce bir ormana götürdüler. Ormanda 2 saat bekledikten sonra gecenin zifiri karanlığında 2 saat yürüdük. Bize sadece ‘50-55 kişi gemiye bineceksiniz’ dediler. Gece bir hayli yol yürüdük ve sonra bizi botlara bindirerek tekneye götürdüler. Önce kadınları ve çocukları bindirdiler. Bizi teknenin alt katına indirip kilitlediler. Bize ‘geminiz çok lükstür, büyüktür’ demişlerdi. Biz geminin alt katında olduğumuz için dışarıda ne olduğunu bilmiyorduk. Uzun bir süre kaldıktan sonra kapıyı açtılar. Tekneye bir sürü insanın bindiğini gördük. Yüzden fazla kişi olduğuna eminim. Bazı tartışmalar yapıldı, inmek isteyenlere kaçakçılar engel oluyordu. Silahları vardı ve insanları tehdit ediyorlardı. Yola çıktığımızda teknenin çok küçük olduğunu gördük.”
 
Dalgalarla mücadele edemedik

Geminin su almaya başlamasıyla gemideki mültecilerin suyu boşaltmak için ciddi bir çaba gösterdiğini ancak başarılı olamadığını söyleyen Muhammed, “Su iyice dolunca insanlar kendini suya bıraktı. Gemi batarken kaçakçılar can yeleklerini kendilerine ve tanıdıklarına verdi. Bizde hiçbir şey yoktu. Eşime ‘atlama’ dedim. Ancak eşim oğlumu da alarak suya kendini bıraktı. Onlar atlayınca ben de atladım. Uzun bir süre birlikteydik. Ben ikisinin yakasını sıkı tutmuştum. Ne kadar böyle bekledik bilmiyorum ama saatler geçtiğine eminim. Zaman ilerledikçe eşimin yüzü bembeyaz oldu. Dalgalarla mücadele etmek hiç kolay değildi” dedi. 
 
Elimden kayıp gittiler 

Eşinin kendisine “Ben artık dayanamıyorum, ölüyorum. Hakkını helal et” dediğini aktaran Muhammed, “O ara gözleri kapalıydı. Dalga vurunca elimden kayıp gitti. Onu tutamadım. Eşimden sonra oğlum da gözlerini kapatmıştı. Sağ mıydı, ölü müydü bilmiyorum. Uzun bir süre oğlumun elini bırakmadım. Ancak zaman geçtikçe gücüm tükenmişti. Büyük bir dalga vurunca oğlum da elimden kayıp gitti” dedi.
 
Onları bulmama yardım edin

Daha sonra gelen kurtarma ekipleri tarafından helikopterden atılan halatla kendisinin kurtarıldığını söyleyen Muhammed, halen bir haber alamadığı eşi ve oğlu için şu çağrıda bulundu: “Oğlum ve eşim sağ mı ölü mü bilmiyorum. Kimse bana yardım etmiyor. Lütfen bana yardım edin. Başta Yunan hükümeti olmak üzere devletlere çağrı yapıyorum; oğlum ve eşim hakkında bana bilgi verin. Hastanede ölü ve yaralılar var diyorlar, beni götürsünler, belki onların içindedirler. Ama beni hastaneye götürmüyorlar. Ben bu bir haftadır sağmayın ölü müyüm bilmiyorum. Yunan devleti ve onların hükümet yetkililerinin bunun üzerinde durmasını istiyorum. Eğer sağ değillerse onların cenazesini istiyorum.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.