Roman olmak zor

Toplum/Yaşam Haberleri —

8 Nisan 2022 Cuma - 16:30

Müzeyyen Aksu

Müzeyyen Aksu

  • Müzeyyen Aksu: “Biz nasıl olsa gariban insanız, nerede bulsak orada yeriz, karnımız doydu mu çalgı çalar göbek atarız. Çok çocuk yetiştirdim bu mahallede. Kimi düştü berduş eline, kimi cezaevine. Hayatım bu.” 

MELİKE AYDIN-JİNNEWS/İZMİR 

Romanlara yönelik ırkçılığın arttığı İkinci Dünya Savaşı'nda sadece Nazilerin ölüm kamplarında en az 500 bin Roman katledildi. 8 Nisan 1971’de Londra'da toplanan Birinci Uluslararası Roman Kongresi bu tarihin “Dünya Romanlar Günü” olarak kutlanmasına karar verdi. Romanlara yönelik ırkçı ve ayrımcı söylem ve politikalar güncelliğini koruduğu gibi Romanlar da diğer birçok kesim gibi yalnızca sembolik olarak bir güne sıkıştırılıyor; sesleri ve talepleri duyulmuyor. En son Rusya Ukrayna Savaşı’nda Romanlara karşı Neonaziler tarafından gerçekleştirilen işkence görüntüleri de, ayrımcılığa uğramalarının yanı sıra yaşamlarının hala ırkçıların hedefinde olduğunu bir kez daha gösterdi. 

Türkiye’de 5 milyon Roman yaşıyor

Resmi olmayan verilere göre Türkiye’de yaklaşık 5 milyon Roman nüfusunun olduğu tahmin ediliyor. İzmir’de Romanların en yoğun bulunduğu Tepecik Semti Emir Sultan Mahallesi’nde yaşayan Roman kadınlar, maruz kaldıkları ayrımcılığı anlatımlarıyla gözler önüne seriyor. Tüm bu sorunların yanı sıra toplumsal cinsiyet rolleri ile çevrelenen Roman kadınlarını, kadın dayanışması ayakta tutuyor.

‘Kimi berduş eline kimi cezaevine düştü’

Tepecik’te doğan 65 yaşındaki Müzeyyen Aksu akrabalarının cumhuriyet kurulduktan sonra Selanik’ten İzmir’e zorunlu göçe tabi tutulduklarını dile getirdi. Romanları “Biz nasıl olsa gariban insanız, nerede bulsak orada yeriz, karnımız doydu mu çalgı çalar göbek atarız” sözleriyle tarifleyen Aksu “Çok çocuk yetiştirdim bu mahallede. Kimi düştü berduş eline, kimi cezaevine. Hayatım bu. Yıllardır ağlıyorum; 23 yaşında delikanlı gömdüm, kanser oldu kurtaramadım. Biri cezaevinde. Bir kızım da hastalandı, kanser oldu” şeklinde konuştu.

‘Temizlik, çöp işi yaparız’

Dedelerinin sepetçilik, bakırcılık gibi işlerde çalıştığını ancak ilerleyen zamanlarda bu mesleklerin yok olmaya yüz tuttuğunu ifade eden Aksu, “İzmir’de her şey değişti. Hayat böyle geçirilecek gibi değil. Bizim çocukluğumuzda da kadınlar temizliklere gidiyordu. Alsancak’a gidiyorduk temizlik yapmaya. Roman kadınları temizlik, çöp işi yapar. Hurda toplar satar. Romanların hayatı bu” diye belirtti. Romanlara karşı korku ve kaygı ile yaklaşıldığını ifade eden Müzeyyen Aksu, “Bizim hakkımızda ‘Romanlar gene burada’ diyorlar. Korkuyorlar ev bile vermiyorlar. Ama en kötü işlerde çalıştırılıyorlar. Kimi merhamete geliyor, bize fazla eşyalarını veriyor. Lokantada çalışıyorsun yemek kaldığı zaman arta kalanı veriyorlar” şeklinde konuştu.

‘Romanca konuşursam iş vermezler’

Anadilinin Romanca olduğunu söyleyen Aksu, eskiden konuşulduğunu ancak şu an dillerini konuşamadıklarını dile getirdi. Bu durumu “Ev işlerine gittiğim için öğrenmek istemedim” sözleriyle anlatan Aksu, “Romanca konuşursam iş vermezler diye düşündüm. Bugüne kadar çok fazla işte çalıştım. Temizlik yaptım, bulaşığa gittim. Sorunlar yaşadım o ekmeği kazanana kadar, neler neler çektim. Bu ev için neler çektim. Sokakta kalmayayım diye çok ağladığım günler oldu" diye ifade etti.

Eskisi gibi sokaklarda değiliz

Her yıl Mayıs ayının 6’sında Ederlez (Hıdırellez)  Bayramı’nın kutlandığını anımsatan Aksu, “Romanların hepsi oynamayı, çalgıyı çengiyi sever. Başka bir şeyimiz yok. Biz de Hıdrellezde ateş yakmak adettir. Çocukken yakar üzerinden atlardık. Dilek tutarız. Taş bağlarız. Sabah erkenden kalkıp kapı önlerini temizler, sütlaç yaparız. Konak’a gider kayıktan dilek atardık. Şimdi Tepeecik’te yine devam ediyoruz kültürümüzü yaşatmaya. Önceden Konak’a gider kağıttan gemiler salardık denize, faytonlara binerdik. Eskisi gibi sokaklarda değiliz ama yine de kutluyoruz” şeklinde konuştu. 

Erkek şiddeti, ev içi bakım yükü

Maddi yetersizlik nedeniyle okula gitmediğini ifade eden 26 yaşındaki M.C. de 15 yaşındayken evlendirildiğini ve şu an 3 çocuğunun olduğunu söyledi. M, “ Eşim uyuşturucu bulundurma ve hırsızlık suçlarından cezaevinde. Ayrıldık, beni öldürmeye kalktı. Ben de annemin yanına yerleştim. 4 ayda bir valilikten 300 TL çocuk parası alıyorum. Çocuklar okuyor. Temizliğe, haftalık işlere, çöp işlerine gidiyorum. Ama şu an çocuklara baktığım için zorlanıyorum” diye anlattı. 

Önyargılar değişmiyor

Romanlara karşı önyargı nedeniyle nitelikli işlerde çalışamadıklarını belirten M., mahallede de Roman olmayanlar tarafından dışlandıklarını dile getirdi. M, “Bazı komşular var bizim gibi sokağa çıkmıyorlar. Bizimle konuşmuyorlar. Kadın kadına otururuz sokakta ama onlar yapmıyorlar. Herhalde bizi aşağı görüyorlar. Sanki bir şey yapacağız onlara. Biz paylaşmayı severiz. Hep birlikte bir sofraya oturabiliriz” diye konuştu.

‘Bohçacılıkla geçimimi sağlıyorum’

Mahalleye 17 yaşında evlendikten sonra taşınan 61 yaşındaki Raşime Gersay ise bohçacılık yaparak geçimini sağlıyor. “Et yiyemiyoruz, bebek bezleri 65-70 Lira oldu, bu garip insanlar nasıl geçinecek” diye sitem eden Gersay, “Delikanlılarımıza iş yok. Sabıkalı çocuklarımıza iş istiyoruz. İş olmadı mı bu çocuklar gene suç işleyecek. Hayatı hep içerde yıpranıyor. 17 yaşında giriyorlar 30-40 yaşlarında çıkıyorlar. Bütün gençlikleri içeride gidiyor. Bu hayat pahalılığına dur desinler. Aldığımız kazaklar 50-60 Lira oldu. Evim kira, su elektrik derken geçinemiyoruz. Zaten çocuk var yanımda. Bu pahalılığı durdursunlar” diye belirtti.

Kadın dayanışması ayakta tutuyor

Engelli kızına bakan 60 yaşındaki Yıldız Saltıközen de rahatsız olduğunu ve çalışamadığını belirtti. Roman kadınlarının dayanışmacı kültürüne vurguda bulunan Saltıközen, şöyle dedi: “Doğru dürüst bir şeyimiz yok. Evler akıyor. Buzdolabının lastiği yok. Daha düzgün yaşamak isterdim. Banyom yok, tuvalet yok. Ama yardımlaşma var. Bir şeyim olmasa komşular getirir. Benden isterlerse ben veririm. Ben hastalansam komşu götürür, aç olsak getirirler. Hepimiz birliğiz, ama apartmanda duramam.”

‘Bizi hor görüyorlar’

Romanların yaşadığı sokaktaki arızaların giderilmediğini, temizlik görevlilerinin gelmediğini ifade eden mahalle sakinlerinden Mehtap Pomas sokağında patlayan temiz su borusunu göstererek aylardır şikayetlere dönüş yapılmadığını belirtti. Pomas, “Marketten su alamıyoruz çeşmeden kumlu su içiyoruz. Çocuklarımız hastalanıyor. Sokak toz toprak, temizleyemiyoruz. Belediyenin bir tek çöpçüsü yok. Başka ilçelerde süpürülüyor. Bizi hor görüyorlar” dedi. 

Emir Sultan Mahallesi’nde evlerin harap halde olduğunu belirten Pomas, “Biz garibanlar kaldık. Mahallede kimse kalmadı. Burada birileri otursa temiz olur ama kimse yok. Kiralar pahalı eşim asgari ücretle çalışıyor bize ancak yetiyor. O parayla nasıl geçinirim? Çoluğum çocuğum nasıl okula gidecek?” diye sordu.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.