• İHD'li hukukçu Eren Keskin, demokratikleşme, sivilleşme ve barışçıl çözüm isteyen tüm kesimlerin, bu süreci önemsemesi ve sahip çıkması gerektiğini vurguladı.
  • Keskin, şunun altını çizdi: "Sadece eleştirmekle bir sonuç alamayız ama birçok kesim sadece oturdukları yerden eleştiriyor. Katkıda bulunun. Süreci geliştirmek gerekiyor.”

 

Hukukçu Eren Keskin, 'çerçeve yasa' için "Tam olarak kimsenin içine sinmiyor ama bu sadece devletin antidemokratik yapısıyla açıklanamaz. Bu durumun sebebi, biraz da muhalefetin kendisi" dedi.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanunu" teklifi, bugün saat 11.00’de Türkiye Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülecek. 367 milletvekilinin imzasıyla 5 Ağustos'ta Meclis Başkanlığına sunulan 12 maddelik teklif, 7 Ağustos’ta Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. Yaklaşık 18 saat süren Adalet Komisyonu toplantısından ardından oy çokluğuyla kabul edilen teklifin, Meclis Genel Kurulu'nda da aynı çoğunlukla kabul edilmesi bekleniyor. 

'Çerçeve yasa' ile ilgili MA'dan Roza Arpa'ya konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Av. Eren Keskin, bu yasanın getirdiklerinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi. İnsan hakları savunucuları olarak genel bir demokratikleşme sürecinin başlaması gerektiğini vurguladıklarını hatırlatan Keskin, Türkiye'nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere uygun olarak ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılması zorunluluğunu tekrarladı. Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) ‘örgütlü suç’ dedikleri suçlar için birçok madde olmasına rağmen ‘Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) varlığına işaret eden Keskin, TMK’nın böyle bir süreçte gerçekten demokratikleşmenin sağlanabilmesi için kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.

Mücadelenin şekli değişiyor

Silahsızlanmayı sağlamak açısından yasanın önemini teslim eden Keskin, silahsızlanma derken de bu konuda da çok yanlış tartışmalar yapıldığına dikkat çekti. Keskin, birilerinin ‘teslimiyet’ gibi söylemlerde bulunduğunu hatırlatarak, "Ancak tam tersine Kürtler, Kürt meselesi için mücadeleden vazgeçmiyor, sadece mücadelenin şekli değişiyor. Eskiden bir bölümü silahlı mücadeleydi ama artık Kürt Hareketi silahlı mücadeleyi bitirdiğini açıkladı. Bundan herkesin mutluluk duyması gerekir. Kimse ölmeyecek ve biz, her şeyi konuşarak yapabileceğiz. Bunun her şeyden önce böyle düşünülmesi gerekiyor. O nedenle de bu yasa konuşularak çözmeye yönelik bir ilk adım” şeklinde konuştu. 

Talep eksikliği giderilmeli

Kendisine demokratım, ilericiyim, devrimciyim, hatta liberalim, insan hakları mücadelesinden yanayım diyen herkesin bu barışçıl çözüme destek vermesi gerektiğini söyleyen Keskin, "Biz talep ettikçe bu yasalar değişecek ve gelişecek, yeni yasalar yapılacak. Bu talep eksikliğini bir an önce gidermek gerekiyor” dedi.

'2005 öncesi' konusu

Rêber Apo'nun yasadan yararlanmasının engellenmeye çalışıldığını kaydeden Eren Keskin, şunları söyledi: “2005'ten sonrakileri kapsam içine alıp 2005'ten öncekileri kapsam dışında bırakmak, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı. Kaldı ki kendi ağızlarıyla da söyledikleri ‘umut hakkı’ gerçekliği var. ‘Umut hakkı’ düzenlemesi ise devletin yapacağı bir lütuf değil, bir zorunluluk. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) verdiği kararlar var. ‘Umut hakkı’ düzenlemesini Türkiye Cumhuriyeti Devleti yapmak zorunda. Bütün bunları şu anda tartışmak istemiyorlar, çünkü yıllarca toplumu o kadar milliyetçi yargılarla donatıp kutuplaştırdılar ki bu yasayı anlatmakta zorluk çekeceklerini düşünüyorlar. Böylece bu tür eşitliğe aykırı bir yasa taslağı hazırladılar. Tabii ki Öcalan'ı kapsamaması için de 2005 tarihini getirdiler.”

MGK şartına gerek yok

Bir yasayı şarta bağlamanın, hukuki olarak son derece saçma olduğunu belirten Keskin, şöyle devam etti: "MGK rapor hazırlayacakmış, sonra alınan karar Resmî Gazete'de yayımlanacakmış. Zamanı belli değil. Zaten örgütün kendi beyanı var. Silah yakma töreni düzenlendi. Silahlar yakıldı ve bugüne kadar da onun üzerinden bir yıldan fazla geçmiş olmasına rağmen tek bir silahlı eylem olmadı. Bu konudaki irade sürekli açıklandı. O nedenle bu MGK’nin araştırma yapıp rapor hazırlayıp ondan sonra yasanın yürürlüğe girmesi, doğru bir yöntem değil. Bir kere zamanı belirsiz, bu bile büyük bir sorun olarak duruyor. Artık bir an önce pratikleşme olmalı. Cezaevinde binlerce insan tahliye olmayı bekliyor. Sadece o da değil, bu yasanın da geliştirilmesi de gerekiyor.” 

Muhalefetin de eksikliği

Demokratikleşme, sivilleşme ve barışçıl çözüm isteyen tüm kesimlerin, bu süreci önemsemesi ve sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Keskin, şöyle konuştu: "Evet, tam olarak kimsenin içine sinmiyor ama bu sadece devletin antidemokratik yapısıyla açıklanacak bir şey değil. Bu durumda olmamızın sebebi, biraz da muhalefetin kendisi. Örneğin savaşın bu kadar yoğun olduğu, bu kadar çok insanın yaşamını yitirdiği, bu kadar çok insanın gözaltında kaybedildiği, katledildiği bir coğrafyada bir gün bile barış için bir genel grev yapılamadı. Onun için eksikliği biraz kendimizde de aramamız gerekir. Biz Kürt meselesinin barışçıl çözümüne ne kadar destek veriyoruz? Sadece eleştirmekle bir sonuç alamayız ama birçok kesim sadece eleştiriyor. Sadece oturdukları yerden eleştiriyorlar. Katkıda bulunun. Bu süreci geliştirmek istiyorsak söz söylemek, talep yükseltmek gerekiyor.” İSTANBUL