'Her kadının mücadeleye katılımı bir devrimdir' 

3 Ocak 2022 Pazartesi - 10:35

Sakine Cansız

Sakine Cansız

  • Bütün bu zulme, baskıya, engellemelere rağmen; her kadına ulaşmak, her aileye, toplumun her kesimine ulaşmak bir görevdir. İmkansız değil.

Çîmen ARAS 

Kürt Kadın Hareketi'nin kurucu üyesi ve önderi Sakine Cansız 4 Nisan 2011 yılında katıldığı Yekîtiya Jinên Rojhilatê Kurdistan-YJRK 3. Konferansı’nda Zilan Dergisi’ne röportaj verdi. O dönem yayınlanmayan röportajı ilk kez Newaya Jin Ocak 2022 sayısında yayınladı. Bugünde güncelliğini koruyan röportajda (Sara) Sakine Cansız,  Kürt Kadın Hareketi'nin dünya kadınları üzerindeki etkilerini, Rojhilatê Kurdistan'daki kadının durumunu ve  erkek egemen sisteme, faşist yönetimlere karşı kadın özgürlük mücadelesinin önemine dikkat çekiyor. 

YJRK konferansında yer alarak, gündemini ve değerlendirmeleri yakından takip ettiniz. Giriş mahiyetinde konferans sonuçlarına ilişkin kısaca neler söyleyebilirsiniz?

Öncelikle YJRK’nin üçüncü konferansını selamlıyorum. Başarılı bir konferanstı. Bu anlamda da bütün kadın delege yoldaşları kutluyorum. Önemli bir tartışma ve kararlaşma düzeyi gelişti. Bunu çok yakından gördüm, hissettim. Kürdistan'da Kadın Hareketi’mizin geldiği düzey önemli. PKK'nin önce örgütlendiği, parti olarak kuruluşunu ilan ettiği ve halk üzerinde etkide bulunduğu alan Kuzey Kürdistan olsa da sonrasında tüm Kürdistan'a yayıldı ve özgün örgütlenmeler de gelişti. Son yıllarda Rojhilatlı Kürt kadınlar da özgün olarak örgütlülüklerini ilan ettiler. Bu kadın mücadelesinde oldukça önemli bir adım. 

İlk yıllardan bugüne özgürlük mücadelesinin içerisinde yer alıyorsunuz. Mücadele öncesi Kürt kadının içinde bulunduğu durum nasıldı? Kadın Özgürlük Hareketi’nin gelişiminde Rêber Öcalan ve PKK nasıl bir rol oynadı?

Şüphesiz genel olarak tüm Kürdistan'da kadının yaşadığı sorunlar ve Kürt kadının durumu benzerdir. Özgürlük mücadelemiz başlamadan önce gerçekten de kadın yoktu. Kürt halkının bütün değerlerine el konulmuş, bütün değerleri gasp edilmişti. Her yönüyle çok kapsamlı bir sömürgecilik vardı. Kürdistan coğrafyası üzerindeki sömürgecilik ile birlikte, Kürt halkının dili, kültürü, bütün tarihsel  değerleri de çalınmıştı. Aslında Kürt kadını ve Kürt toplumunun gerçeği aynıydı, birbirine benziyordu. Kürdistan'da kadının kendisine ait düşüncesi, örgütlülüğü, arayışı ve mücadelesi yoktu ve bu yaşamı da kader olarak kabul etmişti. Böyle bir sessizlik vardı kadın içinde. Tam da bu noktada mücadelenin başlatılması, PKK’nin çıkışı, Önderlik çıkışı çok önemliydi. Bu çıkış bütün o tarihsel sessizliği, o tarihsel karanlığı, suskunluğu ve örgütsüzlüğü yırtan bir çıkıştı. Her yönüyle de etkiledi. Belki de kimsenin beklemediği bir çıkıştı. En çok kadın olmak üzere tüm toplumu etkiledi. 

Önderliğimiz de özgürlük mücadelemizin başından itibaren kadına büyük önem verdi. İlk yaşam ve ilk toplumsallaşmanın kadın ile başladığını vurguladı. Bu nedenle toplumu değerlendirirken neolitik dönemden başladı. İnsanlık değerlerinin yaratımı, onların korunması, gelişimi, toplumsallaşması ve sisteme kavuşmasının biraz da kadın şahsında ana tanrıça kültürü şahsında geliştiği. Ama tek cins üzerinden gelişen egemenlik de kadına yönelik oldu. Bu, kadının gelecekteki tarihini, kaderini tümüyle değiştirdi. Önderlik de bu gerçekten hareket ederek, Kürdistan toplumunu ele alırken öncelikle kadını değerlendirdi. Bu nedenle siyasetimizin, ideolojimizin çıkışı önemliydi. Bu maya, bu yaklaşım ve özellik aslında hareketimizi topluma çok derin, çok etkili bir şekilde nüfuz ederek, halka mal olmasını sağladı. 

Bir toplumu bitirmek o toplumu susturmak, iradesizleştirmek, siyaset dışına itmekle başlar. Kürdistan'da da böyle bir gerçeklik vardı. Bu politika Kürt toplumu ve Kürt kadını üzerinde en derin biçimde uygulanmıştı. Ama kadın bu durumun değişmesinde temel güç olarak rol aldı. O toplumun yeniden canlılık kazanması, kendi doğallığına dönmesi, bunun üzerinden kendisini geliştirmesi, örgütlenmesinde esas öge, esas dinamik unsur kadındı. 

Kürt kadını sözünü ettiğiniz bu toplumsal durumdan kendisini nasıl kurtardı, nasıl başardı? Özgürlük mücadelesi içerisinde ulaştığı güç ve örgütlenme düzeyini nasıl yarattı? 

Elbette Kuzey Kürdistan'da Kürt kadının mücadele gelişimi zor oldu. Deneyim yoktu. Belki öncesinde mücadele tarihimizde direnişler, hareketler, arayışlar, tek tek kadınların arayışları vardı ama böyle bir ideoloji etrafında uyanış ve kendi gerçekliğini, kendi tarihini ele alma, toplumu bu anlamda analiz ederek bu irade ve güçle kendisini örgütleme olmamıştı. Bu nedenle o dönemde kadın örgütlülük ihtiyacının görülüp bunun geliştirilmesi tarihi bir adımdı. Şüphesiz bu Kürdistan'daki bütün kadınlar için de önemli bir deneyimdir. 40 yıla yaklaşan bir mücadelemiz var. Bu süre içerisinde kadın örgütlenmemiz genel olarak bütün Kürdistan’a yayıldı ve bugün parçaları kapsıyor.  Hatta bunun da ötesinde Kürdistan sınırlarını aşarak bulunduğumuz coğrafyada bütün diğer kadınları da etkiliyor, kapsıyor. Fiili olarak da birçok kadın bunun içerisinde yer alıyor.