- Seramik sanatıyla kadına yönelik şiddeti ve katliamları anlatan sanatçı Soze Heme Salih: “Kendim o kadınlardan biriydim; önüne engeller çıkarılanlardan. İçinizde ne varsa, sizi rahatsız eden, kalbinizi daraltan ne varsa, hepsini çamura boşaltın.”
Seramik ve çamur sanatı, yalnızca çiçek yapmak ve estetik formlar yaratmakla sınırlı değildir. İnsanlığın ve kültürün gelişiminde çok uzun bir tarihi vardır. Günlük temel ihtiyaçlardan başlayarak, derin bir insan düşüncesi ve ifadesi diline dönüşmüştür. Soze Heme Salih, on yıldır seramik ve çamur sanatını Kürtlerin acılarını anlatan bir dile dönüştürmüştür. O, çiçeklerin üzerindeki çatlaklar ve yarıklar aracılığıyla, şiddet nedeniyle sessiz kalan kadınların yaralarını ve trajedisini gözler önüne seriyor.
Kültürlerin birliktelik sembolü
Soze Heme Salih, 2021’den beri bir arkadaşıyla birlikte Silêmanî’deki Kültür Merkezi’nde özel bir seramik atölyesi kurdular. Bu atölyede birlikte el yapımı birçok seramik eser üretip süslemektedirler. Kadınlara ve çocuklara yönelik atölyeler düzenleyerek bu sanatı yaymayı amaçlıyor.
Rojnews’e konuşan Soze Heme Salih, kadınlarla ortak gerçekleştirdiği seramik çalışmasına ilişkin şunları dile getiriyor: “Seramiğin tarihi, güzel sanatlar kategorisine girmesinden önce halkların kültürüyle iç içedir. İnsanlığın ilk dönemlerinde, ihtiyaçlarını karşılamak için ilk kullandığı malzemelerden biriydi. Ateşi keşfettikten ve çamuru pişirmeyi denedikten sonra, bu malzemenin büyük bir dayanıklılık ve sertlik potansiyeline sahip olduğunu fark ettiler.”
Ruhsal açıdan destek sunuyor
Soze Heme, bu sanatın Kürt kültüründe derin kökleri olduğunu belirterek, şunları ifade ediyor: “Ancak akademik ve sanatsal çalışmalar için özel bir kil türüne ihtiyaç var. Bu kilin yüksek plastisiteye sahip olması ve kireç içermemesi gerekiyor ki hem çalışırken hem de fırınlama sırasında darbe ve ısıya dayanabilsin, çatlamasın.”
Soze Heme Salih, kadınlara açtığı atölyelerde yalnızca tekniği öğretmekle kalmıyor, aynı zamanda ruhsal açıdan da onlara destek oluyor. Öğrencilerinin öfkeyle ve sabırla bu işlemi yaptıklarını gördüğünde onlara şöyle diyor: “İçinizde ne varsa, sizi rahatsız eden, kalbinizi daraltan ne varsa, hepsini bu çamura boşaltın.”
Soze’ye göre seramik sanatı doğası gereği büyük sabır, ince detaylar, desenleme, araştırma ve nihayetinde fırınlama gibi süreçler gerektirir. Kadınlar ise karmaşık detaylarla başa çıkma gücüne sahip oldukları için bu alanda kendilerini çok iyi gösterebiliyorlar.
Dilin suskunluğuna bir ses
Soze Heme Salih’in bu el yapımı sanatsal eserleri, Kürdistan Bölgesi pazarlarının Çin ve İran menşeli ithal ürünlerle dolup taştığı bir dönemde ortaya çıktı. Buna rağmen Soze, bu sanat sayesinde hem geçimini sağlıyor hem de toplumda yerli, el yapımı ve ulusal değere sahip eserlerin önemine dair farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.
Soze, bir sanatçı olarak çevresindeki acı verici olaylardan kendini soyutlayamıyor. Onu en çok etkileyen konulardan biri, aile ve eş baskısı nedeniyle yaşanan kadın katliamları.
Sanat eserlerinde bu bu katliamları yerel ve soyut bir üslupla anlatıyor. Çiçeklerin üzerindeki çatlaklar ve yarıklar, Kürt kadınlarının içindeki derin yaralarla birleşiyor. Burada çiçek ve beden tek bir forma dönüşerek, dilin anlatamadığı acı hikayeleri sanat yoluyla dile getiriyor.
‘Sanatsız yaşayamam’
Soze son olarak şunları söylüyor: “Kendim o kadınlardan biriydim; çalışmak istediğinde önüne engeller çıkarılan kadınlardan. Ama sanat içimde derin kök salmıştı. Mücadelem, direncim ve sürekliliğim sadece sanatımda vardı. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, sanatsız yaşayamam.” SILÊMANÎ