Savaşa kaynak aranıyor

1 Eylül 2020 Salı - 00:49

  • AKP-MHP-Ergenekon iktidarının Kürt düşmanlığına dayalı savaş stratejisi Libya’dan Şengal’e kadar devam ederken Hazine, tüm enerjisini savaş giderlerinin finansmanını sağlamaya çalışıyor.

 

Bütçede önceki yıllara kıyasla en yüksek artışın yapıldığı savaş harcamaları ödeneği, 145 milyar TL ile tek başına bütçenin yaklaşık yüzde 13’ünü aldı. Buna karşılık militarizm alanında faaliyet gösteren kamu sermayeli Aselsan, Roketsan, TUSAŞ, Havelsan, TAİ gibi kuruluşlara ve Savunma Sanayii Başkanlığı’na ayrılan ödenekler de ilave edildiğinde bu tutar 273 milyar TL’ye yükselirken, bütçe harcamaları içindeki payı ise yüzde 25’in üzerine çıkıyor.

Ahval’den Zülfikar Doğan, bugüne kadar savunmaya ayrılan en yüksek tutarlı ödeneğe yer verilen 2020 bütçesindeki bu tabloya karşılık, kamu harcamalarındaki büyük artışın, yıl sonu için 12 ayda öngörülen 138,9 milyar TL’lik bütçe açığı hedefinin 7 ayda aşılmasını ve Ocak-Temmuz dönemi açık tutarının 139,2 milyar TL’ye yükselmesini beraberinde getirdiğini hatırattı.

Savaş için borçlanıyor

Gerek vergi gelirleri gerekse diğer devlet gelirlerinin oldukça sert biçimde gerilediği için bütçe harcamalarının doğrudan borçlanma yoluyla karşılanmaya başlandığını kaydeden Doğan,  genel tabloyu özetledikten sonra şöyle devam etti: ”Bütçe harcamalarındaki olağanüstü artış ve açığın yedi ayda yıllık hedefin üzerine çıkmasında en büyük etkenin savunma harcamalarındaki yükseliş olduğu açık. Suriye, Irak, Libya’da doğrudan sahada binlerce asker görev yaparken, Doğu Akdeniz ve Ege’de Yunanistan ile yükselen tansiyon ve her an yaşanması muhtemel çatışma riski çok sayıda savaş gemisinin de bu bölgeye sevk edilmesini zorunlu kılıyor. Dolayısıyla Meclis ve Sayıştay denetiminin de dışında tutulan bu harcamaların finanse edilmesi için geriye tek yol olarak hazine borçlanmasına hız vermek kalıyor.” 

Döviz borçlanmasında zirve

Hazine’nin 28 Temmuz’da gerçekleştirdiği 3 milyar dolarlık yurt içi döviz cinsi borçlanma ihalesinin 11 ve 26 Ağustos’ta yeni ihalelerle sürdürülmesi sonucunda sadece son bir ayda yurt içinde döviz cinsi 9 milyar dolarlık borçlanmaya gidildiğini hatırlatan Doğan, şöyle devam etti: ”Hazine, bu son üç ihale ile birlikte, yılbaşından bu yana 8 ayda 2,9 milyar Euro ve 13,9 milyar dolar borçlanmış oldu. Bu tutarlar bugüne kadar yurt içinden yapılan döviz cinsi borçlanmaların zirvesi. Ağustos’ta 6 ihaleyle 13,9 milyar TL borçlanan Hazine, TL karşılığı 43,8 milyar olan 6 milyar dolarlık 2 döviz cinsi ihaleyle birlikte bir ayda toplam 57,7 milyar lira borçlandı. Bir aylık borç çevirme oranı ise bu ihalelerle yüzde 205’e yükseldi. Yani hazine 100 TL’lik borç ödemek için 205 TL yeni borçlanmaya gitmek zorunda kaldı. Merkezi yönetim toplam kamu borç stoku Temmuz sonu itibarıyla 1 trilyon 720 milyar TL’ye yükselirken, bu tutarın 892 milyar TL’si döviz cinsi borçların TL karşılığı. Dolayısıyla toplam borçlar içinde döviz cinsinden olanların payı yüzde 52’ye yaklaşmış durumda ve bu tutar ve oran kurlar yükseldikçe, yukarı çıkıyor.”

2017 sonu ile karşılaştırılması

Doğan, 2017 sonunda kamu borç stokunun 876 milyar TL, bu tutarın içinde döviz cinsi borçların TL karşılığının 341 milyar TL, döviz cinsi borçların oranının ise yüzde 39 olduğunu hatırlatarak, Kürtlere karşı yürütülen savaşa şöyle dikkat çekti: ”Ancak son 2,5 yılda Suriye’de Afrin’e yönelik Zeytin Dalı, ardından 2019 Ekim ayında Barış Pınarı harekâtlarıyla binlerce askerin, tank, zırhlı aracın katıldığı askeri operasyonlar gerçekleştirildi. TSK tarafından oluşturulan, eğitilip-donatılan Özgür Suriye Ordusu, Suriye Milli Ordusu gibi yapılanmalara silah, teçhizat sağlanması, düzenli maaş ödemesi yapılması söz konusu. Kuzey Irak’ta başlatılan ve halen devam eden Pençe-1, Pençe-2 gibi kara ve hava harekâtları da yoğun şekilde sürüyor. Bunlara son dönemde Libya’da artan askeri faaliyetleri, Türkiye’nin desteklediği Trablus yönetimine sağlanan İHA-SİHA, zırhlı araç, silah ve mühimmatı ve Suriye’den götürülen binlerce paralı cihatçı milise ödenen dolar bazındaki aylık maaşları da eklemek gerekiyor. Son 1,5 aydan bu yana Ege ve Akdeniz’de artırılan askeri etkinlikler, art arda ilan edilen Navtex’lerle devreye sokulan askeri tatbikatlar, sondaj gemilerine refakat eden onlarca savaş gemisiyle savunma ve askeri alandaki harcamalar günlük yüz milyonlarca lirayı, aylık milyarları bulmaktadır.  

Savaş adeta vantuz gibi emiyor

O yüzden de gerek devletin diğer olağan gündelik harcamalarının karşılanması gerekse dört-beş cephede birden yürütülen askeri faaliyetlerin ivme kazanmasıyla birlikte Hazine, tüm enerjisini bu giderlerin finansmanını sağlamaya, ilan ettiği aylık-üç aylık borçlanma programlarının da dışına çıkarak, bulabildiği her yoldan, her kanaldan aşırı borçlanmaya yöneltmiş durumda. Her ne kadar yurt içi döviz cinsi borçlanmaların kamu bankalarının döviz açıklarının finanse edilerek, risklerinin azaltılması, yasal kriterleri tutturmalarının sağlanması amacına dönük olduğu dile getirilse de, açıklanmayan asıl nedenin bütçe kaynaklarını adeta vantuz gibi emen savunma ve askeri harcamaları finanse etmek olduğunu öne sürmek yanlış olmaz.

Temmuz sonunda 216 milyar TL’ye ulaşan ve giderek aylık 50 milyar TL’nin de üzerine çıkan TL ve döviz cinsi iç borçlanmanın, bu gidişle yıl sonunda toplam 400-500 milyar TL’ye yaklaşması, şimdiden 2021 bütçesinin büyük bölümünün borç ve faiz geri ödemelerine ayrılacağı anlamına geliyor.”  HABER MERKEZİ

 

Türk ekonomisi daraldı

Türk ekonomisi, 2020’ninikinci çeyreğinde yüzde 9,9 daraldı. Kamu bankalarının uygun faizleriyle 300 milyar TL’lik kredi genişlemesi daralmanın hızını bir miktar da olsa kesti. Ekonomi 2008 krizinden sonra ilk kez bu kadar daralırken milli gelir 11 yıl sonra 9 bin doların altına indi.

Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH), 2020’nin ikinci çeyreğini yüzde 9,9 daralmayla tamamladı. Sanayi sektörü yüzde 16,5, hizmetler sektörü yüzde 25 küçüldü. Hane halkının tüketimi ikinci çeyrekte yüzde 8,6 azaldı. İkinci çeyrekte ihracat yüzde 35 azaldı.

Türkiye çeyreklik bazda yüzde 9,9’lük küçülme oranıyla 2009 krizinden bu yana en kötü ekonomik performansı sergiledi. 2008 krizinin etkisiyle ekonomi, 2009’un ilk çeyreğinde yüzde 13,8 daralmıştı. Büyüme rakamlarının diğer ülkelere göre nispeten daha düşük gelmesinin sebebi enflasyonu artıran kredi büyümesi oldu. Nisan-haziran döneminde bankaların TL kredi hacmi yaklaşık 300 milyar TL arttı. Ocak-Haziran döneminde bu rakam yaklaşık 470 milyar TL’ye ulaştı. Bu kredi büyümesinden sonra piyasada faizler yeniden yükseldi.

TÜİK verisine göre, dolar cinsinden milli gelir 742,9 milyar dolara, kişi başı milli gelir de 8 bin 934 dolara geriledi. (Bir önceki çeyrek rakamları; 758,1 milyar dolar, 9 bin 117 dolar) Kişi başı milli gelir en son 2009’da 9 bin doların altına inmişti.

 

Tünelin ucunda ışık yok

İktisatçı Prof. Dr. Serdar Sayan, yılsonuna dek istihdam oranının yüzde 40’a inmesi, küçülmenin yüzde 9’u bulması, enflasyonun da yüzde 12 çıkması, dolar kurunun 8 TL’ye yükselmesine şaşırmayacağını, daha kötüsünün de olabileceğini söyledi.

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ) Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi (SPM) Direktörü ve İktisat Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Serdar Sayan, Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç’ın sorularını yanıtladı.

Prof. Sayan, SPM olarak Haziran dönemi işsizlik oranı tahminlerini yüzde 13 olarak açıklayacaklarını ama bunun da işsizliğin gerçek boyutlarını yansıtan bir gösterge olmayacağını söyledi. Prof. Sayan, bu oranın artık dikkate alınmamasını gerektiren belli başlı iki nedenene işaret etti:

* İşsiz kalanlar iş aramayı bırakınca tanım gereği işgücünden de çıkarak işsizlik oranı hesabının dışında kalıyorlar.

* İşten çıkarmanın yasaklanması ve çalışanların (günlük 39 lira devlet desteği sağlanarak) ücretsiz izne çıkarılması.

Benzersiz bir kriz

Benzersiz bir kriz yaşandığının vurgulayan Prof. Sayan, ”Salgın başladığında 2 milyon aileye biner lira destek sağlamanın tutarı 2 milyar liraydı. Osmangazi Köprüsü’nden geçmeyen araçlar için bu yıl devletin ödeyeceği garanti parası o 2 milyon haneye ayrılan paradan fazla. Yoksulluktan kırılan 4.5 milyon kişiye sırtını çeviriyorsun ama 3-5 şirketin aldığı garanti paralarını geciktirmeden ödüyorsun” dedi.

Mevcut tablo

Prof. Sayan, mevcut tablonun vehametini şöyle izah etti: ”Geniş tanımlı işsizlik oranı neredeyse yüzde 25’i buldu! Sadece kayıtlı çalışanlara günde 39 lira! Kayıt dışı çalışırken işini kaybedenlere o da yok. Salgın öncesinde 4.5 milyon kadar kayıt dışı kentli çalışan vardı. Artık dükkânlar boşaltılmış. İşsizlik asla salgın öncesi seviyesine dönemeyecek. Kamu borcunun milli gelire oranı artıyor. Kamu bankalarının görev zararı büyüyor. Merkez Bankası dolaylı yolla bütçe açığını fonluyor.”

Bunlar şoke etmez

Prof. Sayan, yıl sonu tahminiyle ilgili şunları söyledi: ”İstihdam oranının yüzde 40’a inmesi beni şoke etmez. Küçülmenin yüzde 9’u bulması beni şoke etmez. Enflasyonun yüzde 12 olması ve dolar kurunun 8 TL olması da. Daha iyi olmasını beklemek için çok nedenimiz yok.”

 

Ticaret açığı 2.7 milyar

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Temmuz için dış ticaret verilerini açıkladı. Buna göre, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,8 azalarak 15 milyar 12 milyon dolar, ithalat yüzde 7,9 azalarak 17 milyar 709 milyon dolar oldu. Böylece, Temmuz’da dış ticaret açığı yüzde 18,2 azalarak, 3 milyar 297 milyon dolardan 2 milyar 697 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı Temmuz 2019’da yüzde 82,9 iken, Temmuz 2020’de yüzde 77,2'ye geriledi. Genel ticaret sistemine göre yılın ilk 7 ayında ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,7 azalarak 90 milyar 15 milyon dolar, ithalat yüzde 3,9 azalarak 116 milyar 605 milyon dolar oldu.  Yılın ilk 7 aylık dilimi için ihracatın ithalatı karşılama oranı, geçen yılın aynı döneminde yüzde 85,9 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 84,8'e yükseldi.

 

Tam maaş görmeyecekler

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararı ile Kısa Çalışma Ödeneği (KÇÖ) yine uzatıldı. KÇÖ’ye başvuran şirketlerde çalışanlar Eylül ve Ekim maaşlarını da tam alamayacak. Kısa çalışma Aralık 2020’ye kadar uzatılabilecek. KÇÖ yine uzarsa çalışanların bir bölümü 2020’de ilk iki ay hariç hiç tam maaş almamış olacak. Özel sektörde zamlı maaşlar genellikle Şubat’ta yatırıldığı için çalışanların çoğu zamlı maaşını da sadece Şubat’ta alabildi. İŞKUR kayıtlarına göre 2.3 milyon çalışan kısa çalışma ödeneği alıyor. Nisan-Temmuz arası 1,9 milyon kişiye ücretsiz izne çıkarılanlara ödenen nakdi ücret desteği verildi. Yani milyonlarca çalışan aylardır salgın öncesi gelirlerinden uzakta yaşam sürüyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.