Savcı katillerin avukatlığına soyundu

Hakan Tosun için eylem
- Savcılık, gazeteci ve çevre aktivisti Hakan Tosun’u darp eden, defalarca tekmeleyerek kafa travmasıyla ölümüne yol açan failler için savcılık ‘tahrik var’ diyerek, indirim talep etti.
- Savcının katillerin avukatlığına soyunduğuna dikkat çeken avukat Cemal Yücel, “Saldırganların arkasındaki güçlerin araştırılmaması, akıllara birilerinin devreye girdiği şüphesini getirmektedir” dedi.
ERDOĞAN ALAYUMAT / İSTANBUL
Gazeteci ve çevre aktivisti Hakan Tosun’un 11 Ekim 2025 gecesi Esenyurt’ta darp edilmesi ve üç gün sonra hastanede yaşamını yitirmesiyle ilgili yapılan soruşturma tamamlandı. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, Tosun cinayetine ilişkin hazırladığı fezlekeyi Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Fezlekede, savcılık, “kasten öldürme” değil, “ağırlaştırılmış yaralama” olarak görülüyor. Savcılık fezlekesinde cinayet faillerinin “haksız tahrik” altında hareket etmiş olabileceği, Hakan Tosun’un alkollü olduğu ve bu durumun da “sanıkların ruh hali üzerindeki etkisinin dikkate alınması gerektiği” savunuluyor.
Hakan Tosun’un avukatı Cemal Yücel, savcılığın bu yaklaşımına ilişkin olarak, “Savcılık tarafından hazırlanan fezlekenin iddianameye dönüşme ihtimali oldukça yüksek. İddia makamının doğrudan haksız tahrik indirimi istemesi ise son derece anormal ve uygulamada pek rastlanmayan bir durum. Normal şartlarda savcı, bir tahrik unsuru varsa bunu belirtir ancak takdiri mahkemeye bırakır. Burada ise savcı, iddia makamı olmaktan çıkıp adeta sanıkların savunmasını üstlenmiş ve tahrik indiriminin bizzat uygulanmasını talep etmiştir” dedi.
Adli Tıp: Ağır kafa travması
Fezlekede, ölüm nedenine ilişkin Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna yer verilirken, raporda Hakan Tosun’un ölümünün darbe sonucu oluşan ağır kafa travmasından kaynaklandığı belirtiliyor. Bu tespit, “maktül ölüm sebebinin ‘künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları ile birlikte kafa içi kanama, beyin kanaması, beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu oy birliği ile mütalaa olunur’ deniliyor.
ATK raporuna göre ölümün, baş bölgesine alınan darbeler ve buna bağlı iç kanama sonucu meydana geldiği belirtilmesine rağmen; savcılık “kasten öldürme” değil “ağır yaralama” suçunun işlendiğini belirtiyor.
Öldürme kastı yokmuş!
Savcılık, olayın hukuki niteliğini değerlendirirken “Şüphelilerin öldürme amacıyla hareket ettiğine dair bir kanaat oluşmadığı, şüphelilerin eylemlerinin maktulü yaralama kastı ile hareket ettikleri, öldürmeye yönelik olmadığı”nı savunuyor. Avukat Cemal Yücel, bu değerlendirmeye ilişkin ise “Ortada kasıtlı öldürme eylemine dair çok açık görüntüler ve beyanlar mevcuttur. Mahkemenin bu durumu gözeterek davayı müebbet hapis istemiyle açması gerekir; bize göre olayda haksız tahrik unsuru bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.
Katillerin avukatlığına soyundu
Savcılık hazırladığı fezlekede “haksız tahrik” konusuna geniş yer ayırdı. Savcılık, bu indirimin uygulanabilmesi için bazı şartların birlikte bulunması gerektiğini belirtirken, Hakan Tosun cinayetinin faillerinin bu şartlara uygun hareket ettiğini iddia ediyor. Savcılık, faillerin ifadeleri ve olaya karışan ama tanık sıfatıyla ifadesi alınan Yusuf Özakdağ’ın ifadelerini dikkate alarak, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Maktul Hakan’ın metrobüse bindiği andan itibaren alkol etkisi ile metrobüs içerisindeki yolcular ile tartıştığı, hakaretlerde bulunmasını birlikte değerlendirildiğinde maktulün şüphelilere yönelik hakaret içerikli sözleri şüphelilere karşı tahrik oluşturan haksız bir fiilin meydana geldiği, şüphelilerin darp eylemlerinin öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işlediği…”
2,5 yıla dışarı çıkabilirler!
Avukat Cemal Yücel ise bu noktada, “Ortada sanki bir sanık vekili tarafından hazırlanmış ve doğrudan fezlekeye dönüştürülmüş gibi bir mantık yürütülmektedir; biz bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Eğer savcının talebi kabul edilirse, sanıklar haksız tahrik indirimi ve denetimli serbestlik gibi düzenlemelerle yaklaşık 2,5 yıl gibi kısa bir sürede dışarı çıkabileceklerdir” şeklinde konuştu.
Açık görüntü ve beyanlar var
Fezlekenin sonuç bölümünde ise tutuklu failler Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin hakkında kamu davası açılması talep ediliyor. Hakan Tosun’un ölümünün darp sonucu meydana geldiği belirten savcılık, eylemin öldürme değil ağır yaralama kapsamında olduğunu belirtiyor. Avukat Yücel, “Türkiye'deki davalar genellikle nasıl başlarsa o şekilde devam ettiği için çok umutlu olmasam da ortada kasıtlı öldürme eylemine dair çok açık görüntüler ve beyanlar mevcuttur” diyerek fezlekenin bu yönüne itiraz edeceklerini belirtti.
Polis delil mi karartıyor?
Hakan Tosun cinayeti soruşturmasında yaşanan bir gelişme de cinayete iştirak ettiği güvenlik kameralarında net bir şekilde görülen Yusuf Özakdağ’ın, olaya hiç karışmadığı yönünde polisin düzenlediği tutanak. Söz konusu tutanakta, Özakdağ’ın olay yerinde bulunduğu, ancak darp eylemine doğrudan katıldığına dair açık bir tespit yapılamadığı yönünde değerlendirme yer alıyor. Polis, kamera kayıtları ve mevcut deliller üzerinden yaptığı incelemede, bu kişinin eyleme iştirak ettiğine dair somut ve net bir görüntüye ulaşılamadığını savunuyor. Avukat Yücel “Görüntülerde cinayete iştirak ettiği çok net olan bu şahıs, polis merkezinin yanlı değerlendirmesi sonucu sadece tanık sıfatıyla dinlenip serbest bırakılmıştır” diyerek, tepkisini dile getirdi.
Polis tutanağını kameralar yalanlıyor
Polisin hazırladığı bu belge, hem güvenlik kamera kayıtlarınca hem de Hakan Tosun’un avukatları tarafından tutulan bağımsız bir bilirkişi ekibi tarafından yalanlanıyor. 1 Şubat 2026 tarihli raporda, olay anına ait üç ayrı kamera kaydının adli bilişim standartlarına uygun yazılımlarla incelendiği belirtilirken, Yusuf Özakdağ’ın yalnızca olay sırasında değil, olaydan önce de Hakan Tosun’un bulunduğu alana geldiği tespitine yer veriliyor. Rapora göre Özakdağ, Tosun’un yanına olaydan bir süre önce gidiyor, ardından saldırganlardan Abdulrahman Murat’ın iş yerine yöneliyor ve daha sonra darp sürecinin yaşandığı dakikalarda yeniden olay yerinde görülüyor.
Yusuf Özakdağ olay yerindeydi
Raporda, ayrıca Yusuf Özakdağ’ın ilk darp sırasında olay yerinde bulunduğu, saldırıyı engellemediği ve darp eylemi sonrasında şüphelilerin bulunduğu aracı durdurarak bir şüpheliyi motosikletle yeniden Hakan Tosun’un bulunduğu noktaya getirdiği belirtildi. İkinci darp sırasında da olay alanında beklediği, şüphelilerle birlikte hareket ettiği ve olaydan sonra tekrar olay yerine gelerek bir süre yerde yatan Tosun’un yanında bulunduğu kaydedildi. Bu bulgular, polis tarafından savcılığa sunulan tutanakta yer alan “üçüncü kişinin darp eylemine aktif katılımının net şekilde tespit edilemediği” yönündeki değerlendirmeyi tamamen yalanlıyor.
İştirakçi değil, azmettirici
Avukat Yücel ise şunları söyledi: “Özel bilirkişi raporumuz, bu kişinin başından itibaren saldırganların yanında olduğunu ve olay sonunda onları motosikletiyle kaçırdığını ispatlamaktadır. Bu kişi sadece iştirakçi değil, maktulden önce olay yerinde olması sebebiyle azmettirici dahi olabilir. Ancak hem bu şahıs hem de saldırganlar hakkında bir ‘kollama mekanizması’ işletildiği ve sunduğumuz tüm itirazların reddedildiği görülmektedir.”
Karartan karakol iş başında
Yücel, ayrıca soruşturma sürecine ilişkin olarak, şunları paylaştı: “Savcının böylesine hukuksuz bir fezleke hazırlamasının altında ya hukuk bilgisizliği ya da adliye içerisinde dönen başka karanlık işler yatmaktadır. Saldırganların arkasındaki güçlerin araştırılmaması, HTS ve telefon kayıtlarının incelenmemesi, akıllara birilerinin devreye girdiği şüphesini getirmektedir. Olayın başından itibaren Mevlana Polis Karakolu'nun tutumu da şüphelidir. Savcılık bu karakol hakkında bir soruşturma yürütmemiş, İçişleri Bakanlığının yürüttüğü idari soruşturmanın raporuna ise ulaşılamamıştır. Normalde bu birimin soruşturmadan el çektirilmesi gerekirdi. Karakolun delilleri düzgün toplamaması ve saldırganların ailesiyle birlikte oturup ifade alması gibi durumlar kabul edilemez skandallardır.”
Fezlekeye itiraz edilecek
Avukat Cemal Yücel, bundan sonraki süreçte Bakırköy Savcılığının fezlekeyi büyük ihtimalle iddianameye dönüştüreceği ve iki, üç ay içerisinde duruşma gününün belli olacağını belirtti. Sanıkların bu süreçte tahliye edilme riskini de her zaman mevcut olduğunun altını çizen Yücel, şunları ekledi: “Bu fezlekeye itiraz edeceğiz ve mahkemede en iyi şekilde savunmamızı yapacağız. Ayrıca olay yerinde bulunan Yusuf Özakdağ hakkında da yeni bir şikâyet dilekçesi vereceğiz.”










