Şengal’in kadın öncüsü: Zerîfe Ûsê

Kadın Haberleri —

Zerîfe Ûsê

Zerîfe Ûsê

  • Osmanlı baskısına karşı halkı örgütleyip direnişi bizzat yöneten cesur Êzîdî kadın Zerîfe Ûsê’nin evi, mumların yakıldığı, duaların okunduğu, savaşlarda koruma sağlayan bir mekân olarak Êzîdî toplumunun direniş hafızasını canlı tutuyor.

Şengal’in kuzeyinde, Şengal Dağı’nın eteklerinde yer alan Bekira köyü, Êzîdî toplumunun direniş tarihinin en önemli simgelerinden birine ev sahipliği yapıyor. Zerîfe Ûsê, Êzîdî toplumu tarafından Osmanlı döneminde Paşa Hafız’ın emirlerine karşı halkı örgütleyerek başlattığı mücadeleyle tanınıyor. Bugün hâlâ köyün merkezinde duran evi, ritüellerle, ziyaretlerle ve sığınak işleviyle Êzidîlerin kolektif hafızasında yaşıyor. Şengal Jineoloji Akademisi üyesi Sara Botan, Zerîfe Ûsê’nin hayatını, direnişini ve bıraktığı mirası Nujinha’dan Gülistan Ezîz’e anlattı.

Topluma rehber oldular

“Şengal Dağı etrafında dolaştığınızda, tarihte kadınların öncülük ettiği izleri ve mekanları görebilirsiniz” diyen Sara Botan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bugün de burada, direniş ve mücadele merkezi bir yer var. Bu bir direniş, aynı zamanda kültür ve kimliğimizin korunması için verilen bir mücadeledir. Ben bir Êzidî kadın olarak, bu kadınların yaşamlarını ve mücadelelerini araştırıyorum. Onların kişiliklerini ve başarılarını anlatmak benim için çok önemli ve anlamlı.”

Zerîfe Ûsê’nin mekanının Êzîdî toplum için bir rehber niteliğinde olduğunu vurgulayan Sara Botan, “Tarihten günümüze kadar birçok direngen ve mücadeleci Êzîdî kadını ortaya çıktı. Bu kadınlar hem diğer kadınlara hem de toplumun tamamına öncülük ettiler ve korundular. Zerîfe Ûsê de onlardan biri. Zerîfe, Ûsê ailesinden, Ûsêyê Doxo’ya” diye ekliyor.

Tüm Êzîdîler için miras

Zerîfe Ûsê, Osmanlı Paşası Hafiz’in emrine karşı halkı ayağa kaldırmış ve kendi liderliğinde mücadeleyi yürütmüştür. Bu direnişi bizzat o örgütlemiş ve yönetmiştir. Eğer Zerîfe o yükü omuzlamasaydı, Osmanlı’ya karşı verilen zor mücadelede başarı sağlanamayabilirdi. Zerîfe’nin oğulları da onun kalesinde mücadeleye katılmıştır. Bu savaş, aynı zamanda koruma ve savunma savaşıdır.

Zerîfe Ûsê’nin yalnızca tarihsel bir figür olmadığını, aynı zamanda güncel bir direniş sembolü olduğunu belirten Sara Botan, Zerîfe Ûsê’nin Osmanlılara karşı mücadele ettiğini, halkı örgütleyerek ayağa kaldırdığını ve bu direnişin Êzîdî kültürü ile inancının korunmasında belirleyici rol oynadığına dikkat çekiyor.

Şimdi Zerîfe’nin köyünün yanında Zerîfe’nin torunları başka bir köy inşa etmişler. Zerîfe’den ve dağdan ayrılmak istememişler. Sara Botan, “Bu topraklar atalarımızdan bize kaldı. Bu köy, tüm Êzîdîler için bir mirastır” sözlerine yer veriyor.

Sara Botan, Saddam Hüseyin’in Êzîdîlere yönelik dağlardan uzaklaştırma politikalarına da değiniyor ve şöyle diyor: “Eğer son fermanda dağlardan uzaklaştırılmasaydık, katledilmez, tecavüze uğramaz ve köle pazarlarında satılmazdık.”

Dağlar bizleri korur

Zerîfe Ûsê’nin çocukları tamamıyla erkek ve hiç kızı olmadı. Ancak bugün onun soyundan gelen birçok direngen kadın var.

Sara Botan, “Bugün bile insanlar Zerîfe Ûsê’nin evini ziyaret ediyor. Burası kutsal bir mekan olarak görülüyor. Savaş zamanında insanlar korunmak için buraya sığınıyor”  diye anlatıyor. Zerîfe Ûsê’nin evinde her Çarşamba ve Perşembe akşamları, ayrıca bayramlarda mumlar yakılmaktadır. Bu, onun hayatının ve direnişinin izlerini gösteren bir ritüeldir. Sara Botan, Êzîdîler için dağların neden bu kadar önemli olduğunu şöyle açıklıyor: “Bildiğimiz gibi bizi koruyan bu dağlar bizimdir. Bu nedenle tarihi mekanlarımızın çoğu da dağların eteklerinde yer alıyor. Böylece varlığımızı koruyabilmiş olduk.”

Sara Botan’ın tarihsel anlatılara ilişkin eleştirisini ise şu sözlerle ifade ediyor: “Ne yazık ki, güvenilir bir kaynak olmasına rağmen, tarihte Zerîfe Ûsê’den çok az söz ediliyor. Bu yalnızca Zerîfe için değil, tarihte öne çıkan pek çok kadın için de geçerlidir.”

Kaybolan tarihi gün yüzüne çıkartmak

Êzîdî toplumunda kadınların yerine de değinene Sara Botan, “Toplumumuz kadına yer vermiş, kadına saygı göstermiştir. Ancak dışarıdan gelen etkiler, kadının toplumdaki rolünü büyük ölçüde zedelemiştir. Bu nedenle kadının gerçekliği neredeyse yok sayılmıştır. Biz de Zerîfe Ûsê gibi, kendi toplumlarında öncülük eden yüzlerce direngen kadından söz etmek istiyoruz. Amacımız, kaybolmuş bu tarihsel gerçeği tekrar gün yüzüne çıkarmaktır. Jineoloji çalışmaları da, esas olarak bu tarihin görünür kılınmasına dayanıyor. Böylece Şêrîna Şêx Kalo, Dayê Zero ve diğerleri unutulmasın. Biz de onların izinden yürüyebilelim” diye kaydediyor. ŞENGAL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.