Sınırlarımız kadrajımızdır

Kültür/Sanat Haberleri —

29 Ekim 2021 Cuma - 11:48

  • Kadınlar Ülkesi belgeselini çekerken ben de, belgeselde hayatlarını anlattığım kadınlar da sınırları aştık. Tabi sınırsızlık diye bir kavram yok, sadece farklılaşan yeni sınırlar ortaya çıkıyor ve bizler o yeni oluşturduğumuz sınırlar içinde hayatı devam ettiriyoruz.
  • Bizim sınırlarımız da kadrajımızdır. Ölümsüzler Kapısı, bilindik bir masal olan Gulliver’in gezileri. Ancak sınırları geçerken, sınırları koyanları ikna etmek kolay değil. Günümüz dünyasında o ölümsüzlük kapısının bekçileri vize, pasaport vs. gibi şeylere denk geliyor. Onları elde etmek kolay olmuyor.

 

ERDOĞAN ZAMUR/BERN

Bu yıl 2. düzenlenen Orient Ekspresi’ne (Doğu Ekspresi) filmleriyle katılan Kadınlar Ülkesi belgeselinin yönetmeni Şirin Bahar Demirel, Ölümsüzler Kapısı ve Hasan’ı Beklerken’in yönetmeni Alper Şen ile Hayalimdeki Sahneler’in yönetmeni Metin Akdemir "sınır" kavramını masaya yatırdı.

İsviçre’nin Bern kentinde 19 Ekim’de 2. Orient Ekspresi (Doğu Ekspresi) başlayan Orient Ekspresi (Doğu Ekspresi) Film Günleri devam ediyor. Orient-Express Kültür ve Sanat Derneği kurucularından Festival Koordinatörü olan Aydın Sevinç’in moderatörlüğünü yaptığı panele festivale filmleriyle katılan yönetmenler Alper Şen, Metin Akdemir ve Şirin Bahar Demirel konuşmacı olarak katıldı. Cinemax Kino’da düzenlenen panelde yönetmenler, festivalin de sloganı olan "sınırsızlık/sınırlar" kavramını masaya yatırdı. "Sınır dediğiniz şey akışkan bir şeydir. Farklı coğrafyaların kültürleri birbirine değerek dönüşüyor" diyen Aydın Sevinç açılış konuşmasında "Hazırladığımız program, film gösterimi ve kültürel etkinliklerle biz de sınırlarımızı aşma gayretine girdik. Sınırları aşarken ortak yeni yorumlar yapmak istiyoruz. İsviçre’nin konformist alanını ve onun sınırlarını aşmak istiyoruz" ifadesini kullandı.

Filmle sınırlarımı zorladım

Yönetmen Şirin Bahar Demirel “Kadınlar Ülkesi” belgeseliyle Suriye’de savaş, güvensizlik ve adaletsizlik nedeniyle ülkelerini terk edip Florida'ya yerleşmeyi seçen iki aileyi anlatıyor. Ana karakterler bu ailelerin kadınları ve çocukları. Fatima ve Hüda yeni bir ev inşa etmenin ne anlama geldiğini anlatıyor; eşyaları ve insanları geride bırakarak Amerika'ya göç hikayesini ve kök salma çabalarını seyirciyle paylaşıyor. "Bu projeye başlarken ben de sınırları zorladım” diyen Demirel, Kadınlar Ülkesi ismini, ‘Suriye’de erkekler öldü, ülke kadınlar ülkesi oldu’ tespiti üzerine seçtiğini belirtti.

Ne olacak diye defalarca sordum

"Biz merak ettiğimiz konularda film yapıyoruz. Bunu nasıl gösteriyorum sorusunu kendime defalarca sordum" diyen Demirel film sürecinin zorlu ve kaygı verici olduğunu anlattı: "Çünkü ben gerçek insanların hayatını çekiyordum. İkna süreci kolay olmadı. Bu belgeselden sonra onların yaşamı konusunda kaygı duyuyorsun. Ne olacak sorusunu defalarca kendime sordum. Çünkü onlar ile bir bağ kuruyorsun. Uzun süre onların evinde kaldım.

Ben de kadınlar sınırları aştık

Belgeseli çekerken ben de, belgeselde hayatlarını anlattığım kadınlar da sınırları aştık. Tabi sınırsızlık diye bir kavram yok, sadece farklılaşan yeni sınırlar ortaya çıkıyor ve bizler o yeni oluşturduğumuz sınırlar içinde hayatı devam ettiriyoruz. Fatima ve Hüda her ne kadar orada bir yaşam kurmuş olsalar da doğdukları toprakla bağını hiç kesmiyor ve bir gün oraya geri döneceklerini düşünüyor."

Bizim sınırlarımız kadrajımızdır

“Ölümsüzler Kapısı” ve “Hasan’ı Beklerken” kısa filmlerin yönetmeni Alper Şen de filmlerinin çekim sürecine dair şunları aktardı: “Bu iki çalışmamla aslında bir makale ve öyküyü kadraja alarak ben de kendi sınırlarımı zorladım. Tam olarak bir film çektiğimi söyleyemem ama sınırları bu işe başlayarak aştım diyebilirim. Bizim de sınırlarımız var. Bizim sınırlarımız da kadrajımızdır."

Ölümsüzler Kapısı filminin bilindik bir masal olan Gulliver’in gezileri olduğunu aktaran Şen, "Ancak sınırları geçerken, sınırları koyanları ikna etmek kolay değil. Günümüz dünyasında o ölümsüzlük kapısının bekçileri vize, pasaport vs. gibi şeylere denk geliyor. Onları elde etmek kolay olmuyor" dedi.

Fiziki sınırları düşünmüyorum

“Hayalimdeki Sahneler” filminin yönetmeni Metin Akdemir ise sınırsızlık kavramını şöyle değerlendirdi: “Biz yönetmenler merak ettiğimiz şeyleri çekeriz. Belgeseli kısa saça benzetiyorum. Herkes kısa saçı sevmez. Kısa saça şekil vermek zor derler, oysa ben kısa saça yüzlerce farklı şekil veririm. İzlediğim ve hayranı olduğum sanatçıların filmlerine kendi hayalimdeki sahneleri katarsam ne olur sorusu üzerine bu çalışmaya başladım. Bu sanatçılara ulaşmak ve kendi projemde yer almasını sağlamak kolay olmadı. Onlarla randevu almak bile belli sınırları aşmayı gerektiriyordu. Yine o sanatçılar da bu çalışmada yer alarak kendi sınırlarını aşmış oldu. Benim için sınır kelimesi, insan vücudunun sınırsız olmasıyla ilgilidir. Fiziki sınırları düşünmüyorum.” 

19 Ekim’de İsviçre’nin Bern kentinde başlayan festival, 3-7 Kasım tarihleri arasında Zürih’te, 11-14 Kasım tarihleri arasında ise Basel’de olacak. Festival kapsamında 13 uzun ve kısa metrajlı film ile 9 belgesel gösteriliyor.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.