Söke'den Rojava'ya destek

Rojava'ya destek yürüyüşü / Aydın
- Aydın'da yapılan yürüyüşte, "Rojava teslim alınamadı, alınamayacaktır" denildi.
DEM Parti Aydın İl Örgütü, Rojava'ya destek ve Kobanê'ye yönelik devam eden kuşatmaya dikkat çekmek için Söke'deki Savuca Newroz alanından eski belde binasına yürüyüş düzenledi. "Rojava, direniştir, özgürlüktür, teslim alınamaz" pankartının açıldığı yürüyüşte "Kobanê halkı yalnız değildir" ve "Rojava kırmızı çizgimizdir" dövizleri taşındı. Yürüyüşün ardından açıklama yapan DEM Parti Aydın İl Eşbaşkanı Şükran Sarı, Rojava'ya saldırı ve kuşatmayı kabul etmeyeceklerini belirterek, şunları söyledi: "Aydın'da yaşayan Kürtler ve dostları kabul etmedi, etmiyoruz. Aydın'dan bir kez daha haykırıyoruz; Rojava teslim alınamadı, alınamayacaktır. Kobanê'de yaşayan siviller uzun süredir devam eden abluka koşulları nedeniyle temel insani ihtiyaçlara ulaşmada ciddi zorluklar yaşamaktadır. Gıda, ilaç, sağlık hizmetleri ve insani yardımın engellenmesi, doğrudan sivil halkı hedef alan bir insanlık sorunudur. Sınır kapılarının kapalı tutulması, uluslararası hukukta güvence altına alınmış yaşam hakkı, sağlık hakkı ve insani yardım hakkının ihlalidir. Hiçbir siyasi gerekçe, sivillerin açlıkla, hastalıkla ve güvensizlikle baş başa bırakılmasını meşrulaştıramaz. Kobanê yalnız değildir. Sınır kapıları derhal açılmalıdır." AYDIN
* * *
Kapının açılmaması insanlık suçudur
Kuşatma altındaki Kobanê'ye Türkiye'nin engellemesiyle yardım ulaştırılmaması, Ankara'da protesto edildi. Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın açılmamasının insanlık suçu olduğu ifade edildi.
Demokratik Kurumlar Platformu, Kobanê'ye yönelik 22 gündür devam eden kuşatmayı ve Türkiye'nin Mürşitpınar Sınır Kapısı'nı açmamasını protesto etmek amacıyla Yüksel Caddesi'nde bir araya geldi. Demokratik kitle örgütlerinin de katıldığı açıklamada, "Koridoru aç, kuşatmayı kaldır" ve "Bijî berxwedana Rojava" sloganları atıldı. Platformun bileşenleri adına açıklama yapan Jiyan Bahadır, DAİŞ'i yenerek insanlığı savunmanın tarihini yazan Kobanê kentinin 22 gündür kuşatma altında olduğunu hatırlattı. Kuşatmaya tepki gösteren Bahadır, "Bugün Kobanê'nin tam karşısında olan şehir merkezine 5 dakika mesafede bulunan Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın açılmaması, açmamakta ısrarın sürdürülmesi net bir şekilde insanlık suçudur. Bu suça ortak olanlar, zamanında 'Kobanê düştü düşecek' diyerek sevinenlerdir" dedi.
Yaşam koridoru bile açmıyorlar
Türkiye'de devam eden sürece de işaret eden Bahadır, barışın sadece yasal düzenlemeleri tartışarak yürütülemeyeceğinin altını çizerek, şöyle devam etti: "İçeride barış diyenlerin açmadığı yaşam koridoru, Kobanê kentinde insanlık trajedisine yol açıyor. Trajedilerin altına imza atanların barış söylemi, ne yazık ki halkların nezdinde aldatma naralarının ötesine geçmiyor. Kapının açılmaması, çocukların soğuktan donarak ölmesi, barışı değil, sistematik katliamı çağrıştırıyor. Oysa barış insanların hiçbir koşulda ölmediği, tartışabildiği, fikirlerini açıklayabildiği bir ortam demektir. İnsani taleplerin dahi yerine getirilmediği bir ortam, imha siyasetinin devam ettiğini gösteriyor."
Kobanê kentinde yaşanan insani krizin çözümünün Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın açılmasında olduğunu vurgulayan Bahadır, "Eğer barış diyorsak o kapı açılacak, yardımlar için insani koridor oluşacak ve barış diyenler ölümden yana değil, yaşamdan yana pozisyon alacak. İktidarı ve her gün demokrasi diyen ortağını samimiyete ve bir an önce Kobanê halkı için koridoru açmaya çağırıyoruz" diye seslendi. ANKARA
* * *
Ancak zulümle açıklanır
MİA-FED Dönem Eşsözcüsü İlhan Tan, Rojava'da Kürtlere karşı işlenen suçlara işaret ederek, "İslam'a karşı da suçlar işlendi" dedi.
Mezopotamya İslâmî Araştırmalar Federasyonu (MİA-FED), Rojava'daki abluka, insani kriz ve Rojhilat'taki idamlara karşı Agirî Cumhuriyet Caddesi'nde açıklama yaptı. MİA-FED Dönem Eşsözcüsü İlhan Tan, Rojava'da ateşkese rağmen Kobanê'ye yönelik kuşatmanın sürdüğünu ve insani yardımın engellendiğini hatırlattı. Tan "Bir halkın açlık ve ilaçsızlıkla terbiye edilmeye çalışılması savaş hukukuyla değil, ancak zulüm kavramıyla açıklanabilir. DAİŞ ve HTŞ gibi cihadist yapıların katliamlarını biliyoruz. Kadın bedeninin ganimet sayılması, sivillerin infaz edilmesi İslam adına değil, İslam'a karşı işlenmiş suçlardır" diye konuştu.
Dini çevrelerin riyakarları
Uluslararası toplumun ve dini çevrelerin Kürt sorununa yaklaşımındaki çifte standardı eleştiren Tan, "Arakan, Doğu Türkistan ve Filistin için meydanlara inenlerin, söz konusu Rojava ve Rojhilat'taki Kürtler olunca sessiz kalması kabul edilemez. Allah'ın ayeti olan dili ve kimliği yok saymak, Allah'ın ayetlerini inkâr etmektir" ifadelerini kullandı.
Kobanê için Mürşitpınar Sınır Kapısı derhal açılmasını, insani yardım koridorunun oluşturulmasını; Rojhilat'ta Kürt halkına yönelik infaz ve idamların derhal durdurulması isteyen Tan, "Zalimin karşısında, mazlumun yanındayız. Zulme karşı susan dilsiz şeytandır" dedi. AGIRÎ
* * *
Barolar: Kapıları açın
Kuzey Kürdistan'daki barolar, Rojava'ya insani yardımların ulaştırılması için tüm sınır kapılarının açık tutulmasını istedi.
Barolar, Suriye ve Türkiye'de yaşanan güncel gelişmelere dair yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, başta Mürşitpınar Sınır Kapısı olmak üzere, Suriye'ye açılan sınır kapılarının, Suriye'deki Kürtlere insani yardımın kesintisiz biçimde ulaştırılabilmesi amacıyla açık tutulmasının zorunlu olduğu vurgulandı. Açıklamada, sivil toplum kuruluşlarıyla dayanışma içerisinde, halklara insani yardım ulaştırılmasına yönelik yol ve yöntemlerin belirlenmesi, bu sürecin süreklilik arz edecek biçimde sürdürülmesi ve gerekli yasal adımların ivedilikle atılması gerektiğinin altı çizildi.
Açıklamada şunlar ifade edildi: "Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin olarak Türkiye'nin birçok ilinde barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kanuna aykırı biçimde engellendiği, kolluk güçlerinin orantısız ve hukuka aykırı müdahalelerde bulunduğu görülmektedir. Bu müdahaleler bakımından sorumlular hakkında etkin, bağımsız ve tarafsız adli ve idari soruşturmaların yürütülmesi zorunludur.
Bireylerin 'saç örme' gibi ifade özgürlüğü kapsamında kalan kişisel ve kültürel tercihlerinin hedef alınarak soruşturmalara konu edilmesi, temel hak ve özgürlüklere yönelik hukuka aykırı bir müdahaledir.
Sosyal medya ve kamusal alanda özellikle Kürtlere, farklı inanç ve kimliklere yönelik nefret dili ve ayrımcı söylemlerin giderek yaygınlaştığı görülmektedir. Nefret söylemiyle etkin biçimde mücadele edilmemesi, şiddeti ve ayrımcılığı beslemekte; toplumsal barışı derinden zedelemektedir. Devletin, nefret söylemine karşı etkili hukuki mekanizmaları işletme yükümlülüğü bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, Anayasa'nın 153. ve 90. maddeleri uyarınca bağlayıcıdır ve gecikmeksizin uygulanmak zorundadır. Bu kararların yerine getirilmemesi, hukuk devleti ilkesini ağır biçimde zedelemekte ve yargı sistemine duyulan güveni ortadan kaldırmaktadır. Avukatların Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin hayata geçirilmesi ve bu sözleşmeye Türkiye'nin imzacı olması, avukatların mesleki güvencelerinin artırılması ve savunma hakkının etkin biçimde korunması açısından hayati önemdedir.
Bölge baroları olarak; hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve savunma hakkını koruma kararlılığımızla, yaşanan tüm bu süreçlerin takipçisi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."
Açıklamada imzası bulunan barolar şu şekilde: Semsûr, Agirî, Êlih, Çewlîg, Bedlîs, Dêrsim, Amed, Colemêrg, Îdir, Mêrdîn, Mûş, Sêrt, Riha, Şirnex ve Wan baroları.










