Sorunları çözemeyenler, çözülürler

Forum Haberleri —

6 Eylül 2021 Pazartesi - 23:00

  • Mevcut AKP-MHP iktidarı, geçmiş hükümetlerle aynı akıbeti paylaşmaktan asla kurtulamaz. Kürt sorununu çözmeyen, çözemeyen iktidarların ayakta kalma şansları kalmamıştır.

RAUF KARAKOÇAN

Türkiye’nin dağ gibi biriken sorunlarına her gün yenileri eklenmektedir. Siyaset kurumu sorunları çözme yerine sorunları üreten kurum haline gelmiştir. Siyasetin tıkandığı yerde, başta zor aygıtı olmak üzere başka aygıtlar devreye girmesi kaçınılmazdır. Siyasi iktidarın içine düştüğü durum tam da buna tekabül etmektedir.

Zor aygıtlarını kullanarak, korku iklimini hâkim kılarak, her türlü hukuksuzluğu yaparak toplumu yönetmesi, iktidarda kalma şansını kaybettiği anlamına gelmektedir. Halkın kendisine verdiği krediyi tüketmiştir.

Faşist AKP hükümeti iktidarını bir önceki genel seçimde yani sandıkta zaten kaybetmişti. 2015 genel seçimlerinde kaybettiği iktidarı zora baş vurarak elde tutmayı başarmıştı.

Halkın tercihi farklı tecelli etmesine rağmen iradesi yok sayıldı. Ülke, şiddet sarmalı diyebileceğimiz bir türbülansa sokularak seçimler tekrarlandı.

Ceylanpınar’da kim vurduya giden iki polisin katledilmesiyle yaratılan kaotik ortamdan faydalandılar, akıtılan kandan beslendiler ve iktidarını sürdürmeye devam ettiler.

2015 genel seçimlerinden sonra mütemadiyen gerileyen, oy desteğini kaybeden, güvenini yitiren AKP iktidarı, MHP ile kurduğu faşist blokla biraz daha ömrünü uzatmaya çalıştı. Pamuk ipliğine bağlı taktiksel ilişkilere dayanan cumhur ittifakının kolonları üzerinde duran başkanlık sistemi, özü itibarıyla çökmüştür. İçte başlayan çürüme dışa vurmuş ve dağılmanın eşiğine gelmiştir. Açıklanan seçim anket sonuçları iktidarın kan kaybettiğini zaten teyit etmektedir.

1980 sonrası kurulan iktidarlarda olduğu gibi AKP-MHP faşist bloğa kaybettiren en temel sorun yine Kürt sorunu olmuştur. Diğer bütün sorunların kaynağında Kürt sorununun olduğu yadsınamaz. Her iktidar bu toplumsal sorunla yüzleşmek zorunda kalmıştır.

Çözüm olarak kendilerine belledikleri yöntem ise maalesef şiddet yöntemi olmuştur. Şiddettin dozu ne kadar arttırılırsa sorun o kadar erken çözülür mantığı iflas eden bir mantıktır. Uyguladıkları şiddet yöntemleri sonuçta bir bumerang gibi dönüp kendilerini vurmuştur. 

Mevcut AKP-MHP iktidarı, geçmiş hükümetlerle aynı akıbeti paylaşmaktan asla kurtulamaz. Kürt sorununu çözmeyen, çözemeyen iktidarların ayakta kalma şansları kalmamıştır. Türkiye’yi kalkındırma, geliştirme adına verilen vaatler her ne olursa olsun tam bir kandırmacadır. Türkiye’yi fezaya da uçursalar çökmekten kurtulamazlar. Bu sadece Türkiye realitesi için değil, demokratik seçeneğin dışlandığı bütün toplumsal sorunların çözümü açsından benzer sonuçlar doğurmaktadır.

Demokratik toplumun inşasını hedeflemeyen siyaset anlayışlarının, toplumları kaosa sürüklemekten, çatıştırmaktan, parçalayıp dağıtmaktan nihayetinde büyük bir çöküntü yaratmaktan başka sonuç vermediği bugünkü Afganistan örneğinde çok çarpıcı bir şekilde görülmektedir. 

Türkiye eğer kendi siyasi rotasını değiştirmezse, toplumu ayrıştıran, kutuplaştıran, ötekileştiren ve giderek çatıştıran zihniyetin istikameti yeni bir Afganistan yaratmaya dönüktür. Bu tespiti yapmak için müneccim, falcı ve hatta siyaset bilimci olmaya da gerek yoktur.

Kürtlere karşı düşmanlık had safhaya çıkmıştır. Kürdistan coğrafyasına karşı düşmanlık yapmaya kadar işi vardırmışlardır. Devlet eliyle tam bir orman katliamı yapılıyor. Soykırım siyaseti sadece Kürt insanına karşı uygulanmıyor, Kürdün doğasıda katlediliyor. Toplumu bir arada tutan dinamiklerin altına dinamit konulmuştur. Afganistan’dan daha kötü bir duruma düşmek için her şey yapılıyor.  

Devletin muazzam zor aygıtını harekete geçirerek toplumu yönetmeye talip olanlar görece iktidarda kalabilirler ama halk nezdinde çoktan kaybetmişlerdir.

Faşist AKP iktidarının Kürtlere karşı yürüttüğü soykırım siyaseti, çökertme planlarını uygulamaya koyarak sürdürdüğü sınırsız askeri saldırıları, özel savaş taktikleriyle toplumun toplumsallığını dağıtması bir yere kadardır. Kürt halkı bu aşamalardan çoktan geçmiştir ve kendisini direniş ortamında var etmiştir.

Direnen ve mücadele eden toplumları katlederek ortadan kaldırabilirler ama teslim alamazlar. Kürt halkının vakur duruşu sömürgeci işgalci güçleri mutlaka bir gün alt edecektir.

Toplumsal sorunların çözümünde demokrasi seçeneği dışındaki başka seçenekler, demokratik yönetim tarzının dışında başka yönetim tarzlarının denenmesi kaybettirmeye götürecektir. Adına cumhuriyet de denilse, ulus devlet formatları veya fonları çözümsüzlük üreten ve sürdüren yapılardır.

Türkiye de bu kategoride bulunan bir ülkedir. Ekonomik sorun öncelikli sorun gibi görünse de asıl sorun zihniyet sorunudur. Mevcut ırkçı, şoven milliyetçilik zehri toplumun damarlarına zerk edildikçe beraberinde ahlaki çöküntüler getirecektir. Bu zihniyetin sürdürdüğü Kürt düşmanlığı zembereğinden boşalmış, her an saldırı dalgasına kapılacak, linç girişimlerinde bulunacak bir taban yaratmıştır. 

Şartlar ve koşullar ne olursa olsun, hangi varyantlardan geçilirse geçilsin nihayetinde kazandıracak olan şey siyasetin demokratikleşmesidir. Demokratik siyaset perspektifiyle toplumlar dönüştürüldüğü oranda kalıcı çözümler üretilir, birlikte yaşam kültürü geliştirilir. Kürtlerin yapmak istedikleri de tam olarak budur. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.