Sürgünde de tutsak

Dosya Haberleri —

Serdar Karakoç

Serdar Karakoç

  • Özgür Basın'a 35 yıl emek veren ancak 23 yılını sürgünde geçiren gazeteci Serdar Karakoç, 23 Mayıs günü Hollanda polisi tarafından gözaltına alındı. Karakoç’un Almanya’daki avukatı Yener Sözen, "Federal hükümetin Türkiyeli ve Kurdistanlı muhalefeti baskı altına alıp tutuklatarak dış politikasına malzeme etmesi kabul edilemez. Serdar Karakoç bu zincirin son halkası" dedi.
  • Çok sayıda gazeteci, yazar ve aydın dün ortak bir açıklama yayımlayarak Serdar Karakoç’un derhal serbest bırakılmasını, Hollanda hükümetinin Kürtleri kriminalize eden politikalarından uzak durmasını istedi. Açıklamada, Hollanda basınına, medya kuruluşlarına Karakoç için harekete geçme çağrısı yapılırken, "Demokrasi, hukuk, haber alma ve basın özgürlüğü Kürtlerin de hakkıdır" denildi.

REWŞAN DENİZ

Özgür Basın'a 35 yıl emek veren ancak 23 yılını sürgünde geçiren gazeteci Serdar Karakoç, 23 Mayıs günü Hollanda polisi tarafından gözaltına alındı. Hollanda’nın Kerkrade kentinde bulunan evinde gözaltına alınan ve ardından da tutuklanan Karakoç’un Almanya’nın talebi üzerine gözaltına alındığı avukatına bildirildi. İlk 48 saatlik gözaltı süresinin ardından hakkında tutuklama kararı veren Hollanda makamları gazeteci Karakoç’u Sittard Hapishanesi’nde tutuyor.

Almanya diğer devletleri dahil ediyor

Serdar Karakoç’un Almanya’daki avukatı Yener Sözen gazetemize konuşarak dosya hakkında bilgi verdi. Serdar Karakoç’un Temmuz 2017-Mayıs 2018 Darmstadt ile Saarland ve Rheinland Pfalz bölgelerinin sorumlusu olmakla suçlanarak, 129b maddesinden yargılandığını söyledi. “Eğer böyle bir iddiası varsa neden Almanya Serdar Karakoç’u bu kadar yıldan sonra tutukladı” sorusuna ise şu cevabı verdi: “Bu dava bize gösteriyor ki Almanya siyaseten ona ne zaman lazımsa çekmeceden o zaman dosyayı çıkartıyor. Almanya’nın Türkiye’den sonra Türkiyeli ve Kurdistanlı muhalefeti bertaraf etmek için başrol oynadığı açık. En çok kovuşturma, soruşturma, tutsak etme Türkiye’den sonra Almanya’da. Son yıllarda görebildiğimiz kadarıyla Almanya, Türkiye’nin bakış açısıyla hareket eden dış siyasetini Avrupa Birliği’ne kabul ettirmek istiyor. Son birkaç yıldır Almanya’nın isteği üzerine Kıbrıs’tan, Fransa’dan, İsveç’ten bazı Kürt siyasetçilerin tutuklanması tesadüf değil. Çünkü Almanya, diğer Avrupa devletlerini de bu sürece dahil etmek için bunu bilerek yapıyor. Bu kendi dış siyasetini AB’nin dış siyaseti yapmanın dışında bu gibi operasyonlarla zaten tutuklattıkları insanları kendi dış politikalarına da malzeme olarak kullanıyorlar. Türkiye’de özellikle 2016’dan sonra gelişen süreç için liberal bilim insanları bile artık bunun otokratik bir rejim olduğunu söylüyorlar. Bunu görmelerine rağmen federal hükümetin Türkiyeli ve Kurdistanlı muhalefeti baskı altına alıp tutuklatarak dış politikasına malzeme etmesi kabul edilemez. Serdar Karakoç bu zincirin son halkası. Federal başsavcılığında soruşturma dosyalarına henüz ulaşma imkanı olmadı. İnceledikten sonra süreçle ilgili daha detaylı açıklamalar yapacağız.”

Almanya’nın bahanesi 129b

Kürt halkına yönelik kriminalizasyon politikasını derinleştiren Alman hükümeti, gazeteci Serdar Karakoç’u 129b maddesinden yargılamak üzere kendisine teslim edilmesini istiyor. 24 Temmuz’da saat 13:30 da görülecek duruşmada Serdar Karakoç’un Almanya’ya teslim edilip edilmeyeceği kararlaştırılacak. Bu mahkemenin vereceği nihai karar olmayacak çünkü karara itiraz etme hakkı var.

Asla kabul edilemez

Çok sayıda gazeteci, yazar ve aydın dün ortak bir açıklama yayımlayarak Serdar Karakoç’un derhal serbest bırakılmasını, Hollanda hükümetinin Kürtleri ve Kürt medyasını kriminalize edecek politikalarından uzak durmasını istedi. Açıklamada Serdar Karakoç’un dönemin Türk Başbakanı Tansu Çiller’in talimatıyla 3 Aralık 1994’te Özgür Ülke gazetesinin bombalanması sırasında binada bulunan gazetecilerden biri olduğu hatırlatılarak, “Karakoç, Kürtlerin, baskı altında olan halk ve inanç topluluklarının haber alma hakkı için büyük fedakârlıklarda bulunan bir gazetecidir. Bu nedenle Hollanda makamlarının Karakoç’u gözaltına alması, tutuklaması ve Almanya’ya 'teslim etme' tehdidi altında tutması asla kabul edilmez” denildi.

Basın özgürlüğü Kürtlerin de hakkıdır

Hollanda basını, medya kuruluşları, gazeteci birliklerine, gazeteci Serdar Karakoç’un özgürlüğü için harekete geçme çağrısının yapıldığı açıklamada şunlar belirtildi: “Gazeteci Serdar Karakoç 23 yıldır Hollanda’da politik sürgün olarak yaşamaktadır. Özgür Gündem gazetesi dâhil olmak üzere birçok Kürt gazete ve televizyonlarında çalışan gazeteci arkadaşımız 35 yıldır Türk devletinin her türlü baskı ve sindirme politikalarına maruz kalmıştır. Demokrasi, hukuk, haber alma ve basın özgürlüğü Kürtlerin de hakkıdır.”

 

Bayram Balcı

 

Türkiye’ye baskı yapın

90’lı yıllardan beri Karakoç’la birlikte aynı yayınlarda çalışan gazeteci Bayram Balcı, “Türk devletinin her türlü baskı ve işkencelerine maruz kalıp Avrupa’ya gelmiş bir gazetecinin böyle bir muamele ile karşı karşıya kalması şiddetle protesto edilmesi gereken bir durumdur" dedi. Karakoç’un Almanya’nın talebiyle tutuklanmasının izahının mümkün olmadığını kaydeden Balcı, “Hollanda hükümeti bir Kürt gazeteciyi tutuklayacağına, tutsak edeceğine Türk devletine baskı yapmalı. Şu an da yüzlerce Kürt gazeteci Türkiye hapishanelerinde tutsaktır. Hollanda hükümeti kendisini demokrat olarak tanımlıyorsa arkadaşımız Serdar Karakoç’u serbest bırakmalı, Türkiye’de tutsak olan gazeteciler için Türk devletine baskı yapmalıdır” diye konuştu.

 

Cahit Mervan

 

Haber alma hakkına saldırıdır

Gazeteci Karakoç ile uzun yıllar birlikte çalışan, Özgür Basın'ın ve Kürt medyasının tanınan simalarından araştırmacı-gazeteci Cahit Mervan da şöyle konuştu: “Serdar Karakoç bir Kürt gazetecisi. Sadece bu kadar değil tabi. O aynı zamanda Türk devletinin Kürt basınına karşı uyguladığı acımasız terörün de bir kurbanı. Aslında bugün o da birçok Kürt gazeteci gibi 'tesadüfen' hayatta. Çünkü Serdar’ın Kürt basınına giriş yaptığı yıllarda Türk kontrgerillası Kürt gazetecilerini, çalışanlarını infaz ediyordu. Dahası dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in emriyle günlük Özgür Ülke’nin merkez binası bombalandı. Çalışanlardan Ersin Yıldız yaşamını yitirdi. Serdar ve diğer çalışanlar bir şans eseri bu büyük saldırıdan sağ kurtuldular. Birçok Kürt gazetecisi gibi bu devlet terörünün bir sonucu olarak yurt dışına çıktı. O hep Kürt basınının içinde oldu. Serdar’ı Kürt basınının bütün koridorlarında gördüm. Sezgileri güçlü olan iyi bir gazeteci olmakla birlikte son derece nazik ve hümanist bir kişiliğe sahiptir. Nasıl bir gerekçe, sürgünde yaşayan son 30-40 yılını Kürt basını, fikir özgürlüğü, Kürtlerin ve diğer ezilen halkların ve inanç topluluklarının haber alma hakkı için çalışmaya adayan bir gazetecinin tutuklanması için ileri sürüle bilinir ki? Bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir. Arkadaşımız, gazeteci Serdar Karakoç serbest bırakılmalıdır.”