Suriye halen terörizm finansörü

Suriye heyeti / Washington
- Caesar Yasası’nın kaldırılmasıyla Suriye’ye yönelik en ağır ABD yaptırımları bitse de 1979’da konulan “terörizm sponsoru devlet” statüsü duruyor.
- Statü, ABD şirketlerinin Suriye’de iş yapmasını engelliyor; yabancı yardıma, savunma ihracatına kısıtlamalar getiriyor ve çift kullanımlı teknolojiler üzerinde kontrol uyguluyor.
Suriye, ABD’nin ülkeyi “terörizm sponsoru devlet ” listesinden çıkarma yönünde adım atmaya başladığına inanıyor. Bu, ülkenin küresel finans sistemine kademeli olarak yeniden bağlanmasında büyük bir adım olacak.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası bahar toplantıları sırasında Washington’a giden Suriyeli heyete başkanlık eden Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yusr Berniye, 'terörizm sponsoru listesi'nden çıkarılmanın, ABD yatırımlarının önünü açacak “son kilometre taşı” olduğunu söyledi. The National’ın sorularını bahar toplantıları kapsamında düzenlenen bir panelde yanıtlayan Barnieh, “Doğru yönde ilerleyeceğimize dair iyimserim. Ne kadar sürer? Ne zaman olur? Bilmiyorum ama çok yakında olmasını umuyorum” dedi.
Geçen hafta Dışişleri Bakanlığı ile “terörizm sponsoru devlet” statüsü konusunda görüşmeler yapıldı. The National’a konuşan bir kaynak, ABD’nin Suriye’nin listeden çıkarılmak için doğru yönde adımlar attığını düşündüğünü, ancak Washington’un daha fazlasının yapılmasını istediğini belirtti. Kaynak, detay vermek istemedi ama Suriye’nin telekomünikasyon ve teknoloji, bankacılık ve finansal hizmetler, ulaşım, havacılık ile sağlık gibi sektörlerde ABD yatırımı çekme potansiyeli gördüğünü de ifade etti.
Dışişleri Bakanlığı, ABD yasalarının listeden çıkarmak için belirli yasal kriterler belirlediğini açıkladı. Bir yetkili, The National’a şöyle dedi: “TSP (Terörizm Sponsuru Devlet) statüsünün kaldırılmasına karar verilmesi halinde, hem bakanlık hem de Başkan tarafından birkaç adım atılması gerekecektir. Suriye’nin statüsüyle ilgili her türlü eylem, yasaya ve Kongre tarafından belirlenen kriterlere dayalı olacaktır.”
Suriye heyeti, Hazine Bakanlığı ile kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele konusunda görüşmeler yaptı.
ABD'deki yasal riskler
Yeni Suriye hükümeti, Beşar Esad rejiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana küresel finans sistemine yavaş yavaş yeniden bağlanıyor. Şam, bu süreçte IMF ve Dünya Bankası ile ilişkilerini yeniden kurdu, Körfez ülkeleri ve Türkiye’den yatırım çekmeye başladı, SWIFT ağına yeniden bağlanmaya başladı ve Mart ayında 2011’den beri ilk kez New York Fed’deki (New York Federal Reserve Bankası) hesabını yeniden aktif hale getirdi.
Geçen yıl Caesar Yasası’nın (Caesar Act) yürürlükten kaldırılması, Suriye’ye yönelik en ağır ABD yaptırımlarını kaldırmış olsa da, 1979’da konulan “terörizm sponsoru devlet” statüsü hâlâ ülkeyi parya/dışlanmış devlet olarak göstermeye devam ediyor. Bu durum, ABD şirketlerinin Suriye’de iş yapmasını engelliyor. Statü, ayrıca yabancı yardıma, savunma ihracatına kısıtlamalar getiriyor ve çift kullanımlı teknolojiler üzerinde kontrol uyguluyor.
En büyük engel
Maliye Bakanı Muhammed Yusr Berniye, “O son kilometre taşı olmadan, yaptığımız şeylerin bir değeri yok” dedi. Eski Hazine yetkililerinden Alex Zerden, bu statünün Suriye’nin küresel finans sistemine yeniden entegrasyonundaki önünde kalan en büyük ABD yasal engeli olduğunu söyledi. Zerden, “Bu sadece statünün kendisi yüzünden değil, ikincil sonuçları hem ABD’li hem uluslararası yatırımcılar ve finans kurumları için büyük endişe kaynağı” diye konuştu. Zerden, Suriye hükümetinin mevcut ve olası gelecekteki ABD terörizm mağdurlarının taleplerine karşı hukuki sorumluluğunun, iş faaliyetleri üzerinde uzun bir gölge oluşturmaya devam ettiğini belirterek, “Kurumlar, uzun süreli davalara veya tazminat anlaşmazlıklarına sürüklenmek istemiyor” diye ekledi.
Fed’deki hesabı bile sınırlı
“Terörizme sponsor devlet” statüsü nedeniyle Suriye’nin New York Fed’deki hesabı bile sınırlıdır. Ortadoğu Enstitüsü’nde konuşan Suriye Merkez Bankası Başkanı Abdulkadir Hasriye, Şam’ın bu hesabı ticari faaliyetler için kullanamadığını söyledi. Hasriye, “Aksi takdirde, fonlarımız ticari faaliyette kullanıldığı anda paraya hemen el konulacaktır” dedi.
İtibar maliyetleri getiriyor
Suriye hâlâ Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) gri listesinde yer alıyor; bu da uluslararası şirketlerin ülkede iş yapmasını zorlaştırmaya devam ediyor. Suriye iş dünyasına odaklanan danışmanlık şirketi Karam Shaar’ın baş yaptırımlar analisti Vittorio di Serracapriola, “Suriye ile iş yapmak muazzam itibar maliyetleri getiriyor” dedi.
Madde IV istişareleri
IMF, ilişkilerin restorasyonundan bu yana Suriye’ye dört heyet gönderdi (en sonuncusu Şubat'ta). Heyetler, teknik yardım sağlamak ve reform önceliklerini görüşmek üzere ülkeye gitti. Geçen hafta Suriyeli heyet, teknik yardım, kapasite geliştirme, merkez bankası politikalarını güçlendirme, denetim kabiliyetlerini artırma ve gözetimi iyileştirme konularında görüşmeler yaptı. IMF, 2009’dan beri Suriye ile Madde IV istişaresi (yıllık ekonomik değerlendirme) yapmadı. IMF Suriye misyon şefi Ron van Rooden, yeterli veri eksikliğinin hâlâ engel teşkil ettiğini belirtti. Fonun enflasyon, döviz kuru ve ulusal hesaplar gibi konularda “nispeten iyi rakamlara” erişimi olduğunu, ancak ödemeler dengesi konusunda güvenilir veri bulmanın en büyük zorluk olduğunu söyledi. Rooden, Madde IV istişarelerini tamamlamayı umduklarını ekledi. HABER MERKEZİ
* * *
Katar desteğini esirgemiyor
Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yusr Berniye, Katar Kalkınma Fonu ve uluslararası danışmanlık şirketi Oliver Wyman ile Suriye’de finansal ve bankacılık sektörünün değerlendirilmesine yönelik bir proje anlaşması imzaladı.
SANA'nın haberine göre; imza törenine Suriye Merkez Bankası Başkanı Abdülkadir El-Husriye ile Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı Uluslararası İşbirliği Direktörü Kuteybe Kadiş de katıldı. Proje, Katar Kalkınma Fonu tarafından finanse edilirken, ABD Hazine Bakanlığı ve Dünya Bankası’nın desteğiyle hayata geçiriliyor. Girişim, finansal ve bankacılık sektörünün bütünlüğünü ve hazırlık düzeyini güçlendirmeyi, ayrıca ulusal ekonomiye daha etkin katkı sağlamasını hedefleyen nitelikli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Proje kapsamında, Suriye’deki bankacılık sektörü ile banka dışı finansal sektör kapsamlı şekilde değerlendirilecek; bu doğrultuda finansal sistemin geliştirilmesine yönelik açık bir yol haritası ve eylem planı hazırlanacak. Ayrıca projenin, ekonomik ve mali reform sürecini destekleyerek toparlanma ve büyüme ihtiyaçlarına uyum sağlayabilecek kurumsal yapıların geliştirilmesi açısından da önemli bir zemin oluşturması bekleniyor.
Bakan Berniye, Katar’ın Suriye’nin Dünya Bankası ile yeniden iş birliğine verdiği destekle başlayan bir dizi girişimin parçası olduğunu belirtti. Berniye, ABD Hazine Bakanlığı, Dünya Bankası ve Oliver Wyman’a iş birliklerinden dolayı teşekkür ederek, bu sürecin Suriye’nin daha derin ve etkili kurumsal ve mali reformlar gerçekleştirme kapasitesine duyulan güveni pekiştirdiğini ifade etti.
2026 yılı başında Dünya Bankası ile Katar Kalkınma Fonu arasında imzalanan mutabakat zaptı, toparlanma ve yeniden imar süreçlerini desteklemek amacıyla kamu ve özel sektör arasında iş birliğini teşvik ederken, Oliver Wyman’ın risk yönetimi, reform ve kurumsal gelişim alanlarında geniş deneyime sahip olduğu biliniyor.
* * *
Rezerv ve altın yönetimi
Suriye Merkez Bankası Başkanı Abdulkadir Hasriye, Dünya Bankası heyetiyle rezerv ve altın yönetimi alanında iş birliğini görüştü.
Hasriye, Dünya Bankası Varlık Yönetimi ve Danışmanlık Hizmetleri ile Rezerv Danışmanlığı ekibiyle teknik iş birliği ve bankacılık sektörünün kapasitesinin artırılmasına yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. Hasriye, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, görüşmeler sonucunda Merkez Bankası bünyesindeki rezerv ve altın yönetimi birimine yönelik özel teknik destek sağlanması konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi. Bu desteğin, Dünya Bankası’nın ilgili programı kapsamında kurumsal yapının geliştirilmesi ve varlık ile rezerv yönetiminde verimliliğin artırılmasını hedeflediği ifade edildi.
Mevcut ekonomik gelişmelere değinen Hasriye, özellikle yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte yatırım ortamının yeniden canlandırılması ve rezerv yönetiminin iyileştirilmesi açısından önemli fırsatlar doğduğunu belirtti. Bu adımın mali istikrarı güçlendirmesi ve ekonominin yeniden inşa sürecine katkı sağlaması bekleniyor.
Öte yandan Hasriye, önceki gün Avusturya’nın başkenti Viyana’da Avusturya Merkez Bankası Başkanı Martin Kocher ile iki ülke arasındaki finansal ilişkilerin yeniden kurulması ve para transferlerinin yeniden başlatılması konularını da görüştü.














