- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde başlatılan ve başta cezaevleri olmak üzere tüm toplumu etkisi altına alan tecrit politikası nefes aldırmıyor. İHD, Diyarbakır Barosu, SYKP ve Yeşil Sol Parti üyeleri, tecride karşı acil mücadele çağrısı yaptı.
İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde rehin tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’dan 25 Mart 2021’den bu yana haber alınamıyor. Hayati durumundan endişe edilen Öcalan ve İmralı’da tutulan Hamili Yıldırım, Ömer Hayri Konar ile Veysi Aktaş için aileler ve Asrın Hukuk Bürosu avukatları tarafından haftada iki kez yapılan görüşme başvuruları sonuçsuz kalıyor. Gerekçe olarak ise "disiplin cezaları" öne sürülüyor.
Öcalan üzerinde 24 yıldır uygulanan tecrit politikası, Türkiye ve Kurdistan’nın tamamını sarmış durumda. Toplumun çeşitli kesimleri tarafından yer yer tepkiler yükselse de özellikle hukukçular bu tepkilerin yetersiz kaldığını ifade ediyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkez Onur Kurulu üyesi Şevket Akdemir, Amed Baro Başkanı Nahit Eren, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Kadıköy Eşbaşkanı Nurten Karagöz ile Yeşil Sol Parti İstanbul Gençlik Meclisi üyeleri tecridin yaşam alanlarını ne derecede etkilediğini değerlendirirken buna karşı eylemsellik çağrısında bulundu.
‘Tecrit devam ederse ülkede kaos olur’
İmralı tecrit sistemini değerlendiren İHD Genel Merkez Onur Kurulu üyesi Şevket Akdemir, Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecridin dünyanın hiçbir ülkesinin yasalarında görülmediğine dikkat çekerek, söz konusu politikanın tüm Ortadoğu’yu etkilediğinin altını çizdi. İHD verilerine göre en az 600 hasta tutuklunun olduğuna dikkat çekerek İmralı tecridinin cezaevlerine yansımalarına değinen Akdemir, “Tecridin cezaevlerine yansıması tamamen hak ihlalleri üzerinden olurken, dışardakiler üzerindeki etkisi de ekonomik kriz oluyor” dedi.
“Tecrit devam ederse ülkede kaos olur” diyen Akdemir, “Öcalan, eğer düşüncelerini rahat söyleme imkanı bulursa, Türkiye ve Ortadoğu için birçok şey değişecek. Askeri harcamalar, bütün Türkiye’nin bütçesi kadardır” vurgusunda bulundu.
Nahit Eren: Hukuksuzlukla açıklanamaz
Amed Barosu Başkanlığı da, Öcalan’la görüştürülmeyerek mesleki faaliyetleri engellendiği gerekçesiyle 107 üye avukatın kendilerine yaptığı başvuruya istinaden 12 Aralık 2022’de günü Adalet Bakanlığı ve Türkiye Barolar Birliği’ne (TTB) ihlalin giderilmesi için başvuruda bulundu. Başvurunun üzerinden 8 ay geçmesine rağmen hala bir yanıt verilmedi.
Amed Baro Başkanı Nahit Eren, Türk hukuk sisteminde cezaevinde bulunan bir insanın ister tutuklu ister hükümlü olsun, yasadan kaynaklı iletişim ve avukatlık zimmetinden faydalanmasına ilişkin ayrıntılı yasal hükümlerin bulunduğunu söyledi. Eren, İmralı’daki mutlak iletişimsizlik halinin sadece hukuksuzlukla açıklanamayacağını belirterek, “Bu tecridin, sosyal izolasyonun altında yatan unsur Türkiye’deki Kürt meselesi ve Kürt meselesinin çözümsüzlüğüdür. Yani bugün ki bu tecrit uygulaması birazda ülkedeki politik iklime bağlı” dedi.
Hukuk düzeninde izahatı yok
İnfaz sisteminin aynı hukuksal duruma sahip olan cezaevindeki insanlara aynı kuralların uygulanmasını ön gördüğünü belirten Eren, bu durumun Abdullah Öcalan ve diğer tutuklular içinde uygulanması gerektiğinin altını çizdi. İmralı’daki uygulamaların anayasada güvence altına alınan eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ifade eden Eren, Avukat ve aile görüşlerinin bu kadar uzun süre yapılmamasının hukuk düzeninde izahatı olmadığını söyledi.
‘Öcalan çözümün tarafıdır’
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çözümün taraflarından olduğuna işaret eden Eren, “Hala örgüt üzerindeki etkisi biliniyor. Bu anlamda çözüm iradesi niyeti açığa çıktığı zaman ilk temas kurulacak yerlerden biri olduğu tüm toplum tarafından da bilinen ve kabul gören bir gerçeklik. Ama burada önemli olan iktidarın, devletin sorunun çözümü açısından bir niyetinin olup, olmamasıdır. Maalesef şuan ki koşullarda böyle bir niyet ve arzu hissedilmiyor” şeklinde konuştu.
‘Yeni girişimlerimiz olacak’
İmralı’da uygulanan tecride dair avukatların baroya yaptığı başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi’ne ve Adalet Bakanlığı’na başvurduklarını anımsatan Eren, “Türkiye’de iktidar değişmedi ama nihayetinde seçimlerle birlikte yeni bir Adalet Bakanı, bakanlar kurulu, bürokratlarla yeni bir süreç başladı. Yeni adli yılla birlikte daha önceki başvurumuza istinaden, Öcalan’ın akıbetine ilişkin yeni bazı başvurular konusunda girişimlerimiz olacak” dedi. AMED/İSTANBUL
*****
Gençler: Direnerek tecridi kıracağız
Yeşil Sol Parti İstanbul Gençlik Meclisi’nin “Li dijî şerî taybet tekoşînek bi heybet/Özel savaşa karşı görkemli bir mücadele” kampanyası kapsamında İstanbul’da düzenlediği ‘Gençlik Şöleni’ne katılan gençler, direnerek tecridi kıracakları vurgusunda bulundu. Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kabul etmediklerini ve tecride karşı mücadele edeceklerini söyleyen Ramazan Akgöz, “Gençliğin toparlanması, örgütlenmesi, kendi halkı, ulusu ve Önderliği için bir mücadele verip metropollere inmesi lazım” dedi.
Murat Çelik de, “Sayın Öcalan dağılmış, parçalanmış Kürtleri bir çatı altında toplamaya çalışıyor. Sayın Öcalan üzerinden Kürt halkını tehdit edip, sindirmeye çalışıyorlar. Ama Kürt halkı tehditlere boyun eğmeyecek” ifadelerine yer verdi. Öcalan’dan haber alınamama halinin endişeleri derinleştirdiğine dikkat çeken Azad Ceviz ise, tecride karşı Kürtlerin biran önce birlik olması gerektiğine vurgu yaptı.
*****
SYKP’den topyekûn mücadele çağrısı
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik mutlak iletişimsizlik haline tepki gösteren Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce, “İmralı’daki tecrit ile bağlantılı olarak, siyasi tutsakların durumu da giderek ağırlaşıyor. Hasta tutsaklar tedavi edilmiyor ve Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) cezaevinde kalamaz raporuna rağmen cezaevinden çıkarılmıyor. İnfazları yakılıyor. Tecride karşı çıkmak Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünü açacaktır. Bizler SYKP olarak bu tecride karşı duracağız. Mücadeleyi hem dışarıda hem de içeride ne kadar çok büyütürsek iktidarın politikalarını o kadar geriletebiliriz” diyerek topyekûn mücadele çağrısında bulundu.