Tekmanlı Saîdê Çinê'nin hikayesi

Dosya Haberleri —

Saîdê Çinê

Saîdê Çinê

  • İbrahim Saîd, namı diğer Saîdê Çinê, 1896'da Erzurum'un Tekman ilçesine bağlı Tallo köyünde doğdu. Henüz gençliğine yeni adım atmışken hem dünyanın hem de kendisinin bundan sonraki tüm yaşamını etkileyecek dünya savaşından bihaberdir. I. Dünya Savaşı'nın başlaması ve Osmanlı'nın savaşa dahil olması, binlerce gencin hayatını alt üst ettiği gibi Saîd’in de ileri de yaşayacaklarının başlangıcı olacaktı.
  • Savaştığı cepheler, Osmanlı ve Rus orduları arasında Kurdistan'da yaşanan çatışmalar sonucu Serhat illerinin büyük bir kısmı Ruslar tarafından işgal edilmişti. İbrahim Saîd, bu süreçte Kurdistan’da yaşanan yıkımın, katliamın ve göçün tanığıdır. 9. Kolordu'ya bağlı 90 bin askerin tek kurşun atmadan Allahuekber dağlarında donarak ölmesinin öfkesini yıllarca yüreğinde taşır. Aynı zamanda Ermeni tehcirinin de tanığıydı.

İSHAK DURSUN/ANF

İbrahim Saîd, Şêx Saîd öncülüğündeki direnişten sonra üç farklı ülkede firari (kaçak) durumuna düştü. İki dünya savaşına farklı iki ülkenin askeri olarak katıldı. Yaşamı farklı ülkelerde savaş cephelerinde geçen İbrahim Saîd (Saîdê Çinê), Ankara’da 1970'te hayata gözlerini yumdu.

İbrahim Saîd, namı diğer Saîdê Çinê, 1896'da Erzurum'un Tekman ilçesine bağlı Tallo köyünde doğdu. Saîd, hayvancılık ve çiftçilik ile uğraşan Cihanbeyli Aşireti'ne mensup İbrahim’in iki erkek çocuğundan biriydi. Babasını erken yaşlarda kaybeden İbrahim Saîd, küçük yaşlarda yetim kalır. Annesi ve kardeşiyle hayvancılık ve çiftçilikle uğraşır, sıradan bir köylü olarak yaşamını sürdürür. Henüz gençliğine yeni adım atmışken hem dünyanın hem de kendisinin bundan sonraki tüm yaşamını etkileyecek dünya savaşından bihaberdir. Saîd, kendi geleceğinin hayallerini kurarken, dünyayı kendi aralarında paylaşmak isteyen emperyalist güçler tarihin en büyük savaşının arifesindeydi. I. Dünya Savaşı'nın başlaması ve Osmanlı devletinin savaşa dahil olması, binlerce gencin hayatını alt üst ettiği gibi İbrahim Saîd’in de ileri de yaşayacağı baş döndürücü maceranın başlangıcı olacaktı. Yüz binlerce genci silah altına alıp ölüme göndermekte beis görmeyen Osmanlı devleti, İbrahim Saîd’i de 18 yaşında zorunlu askerlik adı altında silah altına alacaktı.

1. Dünya Savaşı'ında Osmanlı askeri

Savaştığı cepheler, Osmanlı ve Rus orduları arasında Kurdistan coğrafyasında yaşanan çatışmalar sonucu Serhat illerinin büyük bir kısmı Ruslar tarafından işgal edilmişti. Kürt aşiretleri tarafından oluşturulan Milis Alayları Ağrı, Bitlis, Erzurum, Muş ve Bingöl illerini kapsayan cephelerde Rus ordularına karşı savaşıyordu. İbrahim Saîd ise Osmanlı askeri olarak bir yıl Kars yöresinde devam eden çatışmalara katılır. Rus orduların ilerlemesi karşısında Hasankale ve Muş yöresinde Miralay Halit Bey komutasında oluşturulan cephelerde de savaşa katılır. İbrahim Saîd, bu süreçte Kurdistan’da yaşanan yıkımın, katliamın ve göçün tanığıdır. Binlerce insanın ölümüne tanıklık eder. 9. Kolordu'ya bağlı 90 bin askerin tek kurşun atmadan Allahuekber dağlarında donarak ölmesinin öfkesini yıllarca yüreğinde taşır. Aynı zamanda Osmanlı döneminde yaşanan Ermeni tehciri ve katliamının da tanığıydı.

Savaştan sonra yeni dönem

Savaşın bitmesinden sonra memleketine dönen İbrahim Saîd, köyünde ailesiyle birlikte çiftçiliği sürdürdü, ancak Osmanlı egemenliğindeki topraklarda yaşanan değişimlere duyarsız kalamazdı. Kürtlerin ulusal ve toplumsal olarak yaşadığı değişimleri ve Kürt siyasi aktörlerini yakından takip ediyordu. Erzurum’da Miralay Halit Bey’in etrafında gelişen olayları merakla izliyordu. Sık sık Hınıs’a gidip Şêx Saîd’i ziyaret ediyor ve orada konuşulan siyasi konuları merakla dinleyip çevresiyle paylaşıyordu.

Şêx Saîd'i koruma görevi

Yeni kurulan Cumhuriyet rejimin Erzurum’da Miralay Halit Bey’i esir etmesi ve Şêx Saîd’i ifadeye çağırması, Saîd’in hayatında yeni bir sayfanın açılmasına neden olmuştu. Kemalist rejimin Şêx Saîd’i tutuklamak üzere mahkemeye çağırdığı söylentisi, İbrahim Saîd’i derinden etkilemişti. Silahını alıp Şêx Saîd’in köyü Qolhîsar’a gitti. Şêx Saîd’in tutuklanma riskine karşı Tekman, Xinûs, Varto, Qereyazî gibi civar ilçelerden gelen Kürtler, Qolhisar’da nöbet tutmaya başlamıştı. Köyde ve yakınlarda konumlanan Kürt savaşçılar, Şêx Saîd’in esir edilmesine silahla karşılık verecekti. Bu savaşçılardan bir tanesi de İbrahim Saîd idi. Şêx Saîd, Xinûs’tan kıldırdığı Cuma namazından sonra ayrıldı. Bu Cuma namazı, aynı zamanda Xinus’ta kıldırdığı son namaz olacaktı. Şêx Saîd’e yaklaşık 40 silahlı Kürt savaşçı eşlik ediyordu. Onların arasında İbrahim Saîd de vardı. Şêx Saîd’in Şuşar bölgesinde yaptığı gezide korumalığını yapanlardan biriydi aynı zamanda. AZADÎ örgütünün kongre gününe kadar Şêx’in koruması olarak görevini layıkıyla yerine getirdi. Şêx Saîd’in büyük oğlu Şêx Alirıza’nın İstanbul’dan kongreye katılmasından sonra İbrahim Saîd, Şêx Alirıza’yla birlikte Xinus’a döndü. Şêx Saîd, Çewlik ve Amed’e doğru yol alırken, Şêx Alirıza da Xinus ve Muş’taki aşiretleri ayaklanmaya hazırlamak için dönmüştü.

Pîran’da 13 Şubat’ta Şêx Saîd öncülüğündeki direnişin başlamasıyla İbrahim Saîd, artık Şêx Alirıza’nın yanında savaşa dahil oldu. Tekman’ın Hacı Ömer köyündeki karakola gerçekleştirilen baskında yer alan Saîd, oradan da Xinus’a yapılan kuşatmaya katıldı. Milazgir, Kop ve Varto’dan Xinus’a yapılan baskınlarda aktif rol aldı.

Şervanşer Savaşı ve İran yolculuğu

Şêx Saîd’in Abdurrahman Paşa Köprüsü’nde esir alınması, Kürt savaşçıları için yeni bir arayışın başlangıcı oldu. AZADÎ'nin öncü kadroları olan Keremê Kolağası, Şêx Alirıza, Suleymanê Ehmed ve oğlu efsanevi Kürt savaşçı Ferzende Bey ile onlara bağlı savaşçılar, İran’a gitmek için Malazgirt’te toplandı. Oradan da AZADÎ kadrolarından Henasanlı Halit Bey’in köyü Şervanşer’de bir araya gelmişlerdi. Köyü saran Türk ordu birlikleri ile Kürt savaşçılar arasında en kanlı çatışmalardan bir yaşandı. Çemberi yaran Kürt savaşçıları, yeni direniş alanları oluşturmak ve savaşı sürdürmek için İran’a doğru zorlu bir yolculuğa çıkmıştı. Dağların geçit vermediği karlı bir mevsimde Kürt direnişçilerin yaptığı tarihi yürüyüşte dönemin meşhur savaşçılarından Neboyê Keleş, Hesananlı Çavreş ve İbrahim Saîd birlikte rehberlik yapıyordu. Yürüyüşte Keremê Kolağası, Ferzende Bey gibi savaşçılar yolda yaşanacak olası çatışmalara karşı savaşçı birliğini organize ederken, İbrahim Saîd ve arkadaşları ise birliğin önünde yol güzergahını belirliyordu. Yol, Türk ordusunun takibinin yanı sıra devlet ile iş birliği yapan aşiretlerin ihbar ve baskınlarıyla geçen bir ölüm kalım yolculuğuna dönüşmüştü. İran yolculuğunda savaşçıların eşleri ve çocukları da yer alıyordu. İş birlikçi aşiretlerin silahşorları tarafından yollarda kurulan tuzakları etkisiz hale getirmek, Türk ordusunun tuttuğu geçitlerden uzaklaşmak gibi taktikler, İbrahim Saîd’in yetenekleri ve sorumluluğu dahilindeydi. Güvenlik ve rehberlik görevini İran’a kadar hatasız sürdürdü.

Yoğun kar yağışı altında Ağrı Dağı’nın zirvesine tırmanıp inişte İran’a varan yolculuğu sağ salim tamamlamışlardı. Ancak henüz tam olarak kurtuldukları söylenemezdi. Zira başka bir sömürgeci devletin sınırları dahilindeydiler artık. İran’ın Tebriz şehrine varan Kürt savaşçılar Emir Tuman diye tarihe geçen karakolda kayıp vereceklerdi. İranlı komutanın Kürt isyancıların silahlarını bırakmasını dayatmasına ve Şêx Alirıza’ya saldırması üzerine karakol bahçesinde çatışma çıkmıştı. Bu çatışmada Hasenen Aşireti liderlerinden Suleymanê Ehmed, Keremê Kolağası dahil olmak üzere yaklaşık 30 Kürt savaşçı yaşamını yitirmişti. Bu çatışmadan da İbrahim Saîd sağ kurtulup Tebriz içinde izini kaybettirmişti.

Simko'nun adamları ile çatıştı

Orada Şêx Alirıza’nın kısa süren tutukluğunun ardından onu bulup Simko’nun yanına gittiler. İbrahim Saîd, Simko’nun Şêx Saîd'in çocuklarına yönelik olumsuz tavırlarına dayanamıyor. Simko’nun komutanlarından Nedo isimli birinin Şêx Alirıza’ya hakaret etmesini, bardağı taşıran son damla olarak görmüştü. Saîd ona hemen karşılık vererek, yaralamıştı. Çıkan kavgada Simko’nun adamlarından kurtulmayı başaran İbrahim Saîd, dağlarda süren birkaç günlük kovalamacanın ardından Simko’nun adamlarının takibinden kurtulamaz. Ancak bir çatışmada alanı daralan Saîd, kendini nehre atarak kurtulmayı başarır.

Suriye'deki hayat

Dağlık alanlardan Güney Kurdistan’a oradan da Suriye geçer. Qamişlo’da kısa bir dönem kalır. Orada kendi aşiretine mensup kişilerle irtibat sağlayarak, Şam’a intikal eder. Şam’da mensup olduğu Cihanbeyli Aşireti ona sahip çıkarak, himayesine alır. Şam’ın Salihiye Mahallesi'nde küçük bir bakkaliye açarak, normal bir yaşantıya geçmeyi hayal eder. Fakat artık akrabaları ona artık sahip çıkamayacaklarını ve tek çözümün Fransız Lejyonlarına katılması olduğunu aktarır. Beyrut’a gidip Fransa’nın Lejyoner ordusuna katılır ve inanılması zor hayatı devam eder. Türkiye ve İran’daki firarilik hayatından sonra Suriye’de de firaridir artık.

Cezayir'den Hindi Çin'e

Gemiyle Fransız sömürgesi olan Cezayir’e geçer. Burada bir dönem görev yaptıktan sonra yeni görev yeri Fransız devletinin Güneydoğu Asya’daki parçası olan Laos, Kamboçya ve Vietnam’a (Hindi Çin-Fransız Çini) geçer. Vietnam Başkenti Hanoi’de Fransız ordusuna ait bir kampta kalır. Hindi Çin bölgesinin farklı yerlerinde görev alır. Vietnam’da evlenir ve bu evliliğinden çocukları olur. İbrahim Sadi, Hindi Çin bölgesinden lejyon olarak gösterdiği üstün başarıdan dolayı 'Yüzbaşı' rütbesine yükseltilir.

II. Dünya Savaşı'nda Fransız askeri

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı askeri olarak Kurdistan coğrafyasında Ruslara karşı savaşan İbrahim Saîd, tüm dünyayı kasıp kavuran II. Dünya Savaşı'na ise Fransız askeri olarak katılır. Fransa kontrolünde olan Hindi Çin bölgesi Japonlar tarafından işgal edilir. İbrahim Saîd, Japonlara karşı savaşır. Fransa birçok yerde kontrolü kaybeder ve büyük oranda bölge Japonların kontrolüne geçer. II. Dünya Savaşı'nda Almanların Fransızları yenmesi, hem dünyanın hem de İbrahim Saîd’in kaderini değiştirir. Fransa, Almanya’nın işgalini kabul eder ve teslim olur. Ancak General De Gauelle teslim olmayı reddedip Özgür Fransa ordusunu kurar. İbrahim Saîd, lejyoner olarak Özgür Fransa ordusuna katılır. De Gauelle'ün emrinde dünya savaşında başta Afrika olmak üzere birçok cephede savaşır.

2. Hindi Çin macerası ve yaralanma

II. Dünya Savaşı'nın bitiminde Japonların yenilgisinden sonra tekrar görev yeri olan Vietnam’a döner. Yüzbaşı rütbesi ile Vietnam Halk Kurtuluş Cephesi gerillalarına karşı savaşır. İbrahim Saîd, 1950’li yılların başında Vietnam’da ormanlık alanda yaşanan bir çatışmada başından kama (bıçak) darbesi alır. Ağır yaralanan İbrahim Saîd, ilk müdahalelerden sonra askeri uçakla Paris’e getirilir. Burada uzun bir süre tedavi edilir. Gazi olarak lejyonluk görevinden emekliye ayrılır. İbrahim Saîd, Fransa ordusundan gösterdiği üstün cesaretten dolayı defalarca madalya ile ödüllenir. Emeklilik ve sonuncu madalyasını ise yapılan askeri bir törenle uzun dönem Fransa cumhurbaşkanlığı yapan De Gaulle'den alır. Onur ve cesaret madalyasına layık görülür.

30 yıl sonra memleketine döner

Tedavi süreci biten İbrahim Saîd, memleketine de kayıtsız kalmaz. Paris’te tanıştığı Kürt siyasetçileri sık sık ziyaret edip olup bitenler hakkında bilgi alır. Akrabaları tarafından 1925'ten beri haber alınmayan İbrahim Saîd, Paris’ten gönderdiği bir mektup ile akrabalarıyla temas kurar. Ardından 1955'de Demokrat Parti tarafından çıkarılan genel aftan yararlanarak, Türkiye’ye döner. Havaalanında bir süre gözaltına alınan İbrahim Saîd, daha sonra serbest bırakılır. Yıllar önce terk ettiği memleketi Erzurum’a döner. Tekman’ın Tallo köyüne tekrar yerleşen İbrahim Saîd, Şêx Saîd ayaklanmasına katıldığı yıllarda hayata sahip olduğu tek kardeşinin de öldüğünü öğrenir. Yıllarca kardeş hasreti ile yaşayan İbrahim Saîd, kendisinin savaşta olduğu yıl içerisinde kardeşinin genç yaşlarda öldüğünü öğrenmenin hüznüyle yaşar. Yakın akrabalarından kimsesi kalmayan İbrahim Saîd, ölen amcasının eşini ve çocuklarını himayesine alır. Amcasının yetim çocuklarına sahip çıkmak ve onlara bir gelecek kurmanın tek amacı olduğunu söyler.

Fransız ordusu tarafından kendisine verilen madalyaları takarak, Tekman merkezi ve köylerine ziyaretler gerçekleştirir. Hemşerileri uzun yıllardır haber alamadıkları İbrahim Saîd’in hikayesini merakla dinler. Hindi Çin bölgesinden ve maceralarından bahsettiği için artık ilçede herkes tarafından Saîdê Çinê olarak anılmaya başlar.

Fransa Konsolosluğu'nda çalışma

1925'te ayaklanma saflarında tanıdığı ve hayata kalanlar genel afla dönmüştü. Mücadele döneminde yanında kaldığı Şêx Saîd’in çocukları da sürgünden dönmüştü. Sık sık Şêx Alirıza’yı ziyaret eder. Artık yaşamını yeğenlerinin geleceğine adamak istediğini etrafına anlatır. Onların geleceği için planlar yapmaya başlar. Tekman’da ikamet eden Şêx Saîd’in diğer oğlu Şêx Selahattin’i ziyaret ettiğinde Şêx Selahattin ona yanında çalışmayı ve köydeki işlerini takip etmeyi teklif eder. Bu duruma içerlenen ve öfkelenen İbrahim Saîd, Ankara’ya yerleşmeye karar verir. Ankara’da Fransa Konsolosluğu'nda tercüman olarak göreve başlar. İbrahim Saîd, Ankara’da ikinci bir evlilik yapar. Bu evlilikte tek erkek çocuğu dünyaya gelir. Akrabalarının verdiği bilgiye göre Vietnam’da bulunan çocukları ile sık sık mektuplaşır. Ankara’da kaldığı süre içerisinde yazları sürekli Tekman’a gelip köyünde kalır. İbrahim Saîd, 1970'te Ankara’da vefat eder.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.