•  AKP-MHP iktidarının totaliter rejiminin en somut yansımalarından biri de cezaevleri. Cezaevlerinden yansıyan baskı, şiddet ve hak ihlalleri, 12 Eylül’ü aratmıyor. 

 

ÖMER ÇELİK/MA/AMED

Adalet Bakanlığı Cezaevleri ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre; 31 Ocak 2022 itibarıyla 265 bin 30’u hükümlü, 38 bin 359 tutuklu olmak üzere toplam 303 bin 389 mahpus var. Cezaevlerindeki bu nüfusun 289 bin 684’ü erkeklerden, 11 bin 823’ü kadınlardan, bin 882’si ise çocuklardan oluşuyor. Avrupa Konseyi’nin 2020 ceza istatistikleri raporunda, her 100 bin kişiden 357’si gibi bir rakamla en fazla vatandaşı cezaevinde bulunan devlet olan Türkiye, Konsey üyesi 47 ülke arasında ilk sıradaydı. İktidarın cezaevlerine yenilerini eklemekle övündüğü koşullarda Türkiye’nin ilk sırayı bu yıl da kimseye kaptırmayacağını öngörmek zor değil. Yeni inşa edilecek 36 cezaevi için AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzaladığı 2022 Yılı Yatırım Programı ile Adalet Bakanlığı’na 1 milyar 988 milyon TL 64 bin TL kaynak ayrılması aynanın bir diğer yüzü. Devlet bütçesinden cezaevi yapımına harcanan kaynak 2021’de 2 milyar 246 milyon TL’ydi.

Ailelerinin anlatımları ve insan hakları örgütlerinin periyodik olarak açıkladığı raporlara bakıldığında cezaevleri, başta yaşam hakkı ihlalleri olmak üzere her türlü insanlık dışı, onur kırıcı uygulamalarla karşılaşılan birer işkence merkezi halini almış durumda. Öyle ki baskı, şiddet ve hak ihlalleri, 12 Eylül’ü ve Diyarbakır Cezaevi’nde terör estiren Esat Oktay Yıldıran’ı aratmıyor. Farklı cezaevlerinde olsalar da tutsakların yaşadıklarının benzerliği, sistematik bir politika yürütüldüğünün de kanıtı.

Başvurulara yetişilemiyor

 Tutsak yakınlarının hayatlarından endişelenen aileler, insan hakları örgütlerinin kapısını aşındırıyor. Bu kurumlardan biri olan İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Amed Şubesi, başvuru üstüne başvuru gelmesi nedeniyle şu aralar yoğun bir mesai içerisinde.

Derneğe başvuranlardan biri olan Şeyhmus Başkan’ın (59) 28 yaşındaki oğlu Davut Başkan, 12 yıldır cezaevinde ve şimdi Afyon Bolvadin D Tipi’nde tutuluyor. Üç ay önce Kayseri Cezaevi’nden sürgün edilmiş. Edirne, Kayseri cezaevlerinde kalan oğlunun sürüldüğü Bolvadin Cezaevi’ne girişte çıplak arama dayatmasıyla karşı karşıya kaldığını söyleyerek anlatmaya başlayan baba, bu duruma itiraz eden oğlunun gardiyan tarafından darp edildiğini dile getirdi.

Anlatırken telefonu kestiler

Babanın anlatımına göre; Davut Başkan, 22 Şubat’ta ailesiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde “siz teröristsiniz” denilerek işkenceye uğradıklarını, vücutlarında darp izleri bulunduğunu anlattığı sırada telefon aniden kesilir. Endişelenen ailenin telefonu beş dakika kadar sonra tekrar çalar. Davut, ailesine aktardığı bilgiler nedeniyle o arada yine gardiyanların hakaret ve tehditlerine maruz kalır. 

Yaşamından endişe ediliyor

Yaşı ve hasta haline rağmen kaygılandığı oğlu için cezaevi yetkilileri hakkında suç duyurunda bulunmak üzere hukuki yardım talebiyle İHD’ye başvuran baba Şeyhmus Başkan, sesini duyurmak için HDP’li vekil Ömer Faruk Gergerlioğlu’na da ulaşıp durumun Meclis’e taşınmasını sağlamış. Oğlum için korktuğunu belirten baba Başkan, şunları kaydetti: “Maruz kaldıkları baskı ve şiddetin yanı sıra çocuklarımızın yasal hakları var, ama bu haklar bile kullandırılmıyor. İstediğimiz tek şey, Meclis bünyesinde bir komisyonun oluşturulup cezaevine gitmeleri. Her şeyi kendi gözleriyle görmeleri, mahpusları dinlemeleri…” 

Üç yıldır göremedi

29 yaşındaki Mazlum Alan ise İzmir Buca Cezaevi’nde tutuluyor. Ailesi, müebbet hapse mahkum edilip 11 yıldır cezaevinde olan Mazlum’u maddi imkansızlıklar nedeniyle üç yıldır görmeye gidemiyor. Anne Remziye Alan, 2019’da cezaevlerinde DTK Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde başlatılan açlık grevi eylemindeyken Bolu Cezaevi’nden Buca’ya sürgün edilen oğluna karaciğer kanseri teşhisi konulduğunu hatırlattı. Anne Alan, “Yaptığımız son telefon görüşmesinde Mazlum baskı ve kötü muamele gördüklerini, kendileriyle dalga geçilir gibi bir kaşık yemek verildiğini, mektuplarının verilmediğini anlattı. Bu konuda yazdıkları dilekçelerine el konulduğunu, itiraz ettiklerinde ise ‘Esat Oktay ölmedi, burada yaşıyor’ yanıtı aldıklarını söyleyip ‘Ne olursa olsun beni buradan alın’ dedi” şeklinde konuştu. Oğlunun karaciğer kanserinin yanı sıra kalp kapakçığının çürüdüğünü kaydeden Remziye Alan, “Çocuğumun durumu kötü. Ölecekse de bari gözümüzün önünde olsun” diyerek tepki gösterdi.